(1609 – İstanbul; 1657- İstanbul)

1609 yılının İstanbul’unda dünyaya gelen Katip Çelebi için Osmanlı’nın ilk beş aydınından biri denilmektedir. Batılıların başvuru yaptığı Doğu kaynakları içinde, İbn-i Haldun’un Mukaddimesi’den sonra başvuru yapılan ikinci kitap onun yazdığı Keşfü’zZunûn adlı bibliyografya kitabıdır. “Zannedilenlerin ortaya çıkarılması” olarak tercüme edebileceğimiz kitapta 10.000 kitap ve risalenin adı ile 15.000’e yakın yazar adı bir araya getirilmektedir. Katip Çelebi bugünün söyleminde bir ansiklopedisttir.

Osmanlı ordusu için çalışan babasının yanında Bağdat, Musul seferlerine katıldı, dönemin entelektüel faaliyetlerinin merkezi olan Halep şehrinin sahaflarında kitaplarla kurduğu ilişkisini büyüttü. Orduya ait kayıtları tutma – Katip adını buradan almaktadır-görevinden Girit Seferi’nden sonra ayrılıp tüm zamanını okuryazarlığa verdi. Osmanlı Batılılaşmasının 19. Yüzyılda gerçekleştiğini söylemek bizi yanıltabilir. İki yüzyıl önce yaşamış Katip Çelebi tarihçi Halil İnalcık tarafından ilk modern yazar olarak kabul edilmektedir. Arapça ve Farsça yazılan kitaplar dışında Batı’da basılmış kitapları tercüme ettirdi ki bunların sonucunda en tanınmış eseri Cihannüma ortaya çıktı. “Dünyayı gösteren” anlamına gelen bu coğrafya kitabının ilk basımını yıllar sonra İbrahim Müteferrika yaptı, kitapta yer almayan Kopernik’in haritaları dahil olmak üzere iki yüz sayfaya varan metni kendi ilave etti.

Katip Çelebi Osmanlı ordusuyla seferlere çıktığında gidilen yerlerin yolları, coğrafi koşulları hakkında bilgi sahibi olunmamasını fark edip, bu eksikliği gideren kitabı Cihannüma’yı yazarken dönemin dini ve siyasi karışıklığına cevap niteliğindeki risale ve kitapları kaleme almayı da ihmal etmedi. Yaşadığı dönemde iki grup arasında şiddete varan tartışmalar vardı.

Vaiz Kadızade ile Halveti tarikatından Sivasi Efendi arasındaki dini ve toplumsal tartışmaları yorumlayan yazıların sahibiyse Katip Çelebi’ydi. “Mîzânü’l-Hakk fi ihtiyâri’l-ahakk” adlı eseri daha sonra yazılacak olan Naima Tarihine kaynaklık edecekti.

Katip Çelebi’nin yaşadığı yıllar, başkentteki tartışmalar yanında Celali İsyanları denilen aslında yönetime muhalif olan herkesin ayaklandığı, Genç Osman’ın yeniçeriler tarafından katledildiği, Venedik denizcilerinin Bozcaada’yı ele geçirip Çanakkale önünde tehdit oluşturdukları, İran’la çatışmaların sürdüğü yani çoğu alanda karmaşa ve kargaşanın hakim olduğu yıllardı. İhtişamlı sadrazam Sokullu’nun ölümünün üzerinden henüz yirmi yıl kadar geçmiş olmasına rağmen anarşi ve kargaşanın yaşanmaya başlamış olması kazananın yavaş yavaş Batı’ya geçmesinin göstergesiydi. Coğrafi keşiflerini yapan, Rönesans ve dini reformları tamamlayan Avrupa bilimsel sıçramalar dönemine girmiş, bilim akademileri birer ikişer kurulmaya başlamıştı. Bu noktada Batı’da yaşananları, kendi toplumuna söylemeye çalışan tek yazar Katip Çelebi’ydi ve yaşadığımız toprakların modern ile tanışması onunla başladı.

1657 yılında henüz kırk sekiz yaşında vefat etmesinden sonra yönetime gelen Köprülü Mehmet Paşa, önce Bozcaada’yı geri alıp Venedikleri geriletecek ardından Katip Çelebi’nin devlet yönetimi için söylediklerini uygulayacaktı. Tanınmış şairlerin, yazarların eserleri, fıkra ve latifeleri, hikâyeleri, atasözleri, konuşma örnekleri, alfabe sırasıyla anlattığı kitabı ise dönemin kültürel hayatına ilişkin verdiği bir armağan olmalıydı.

Katip Çelebi’nin sıra dışılığı mezarında bile devam eder. Unkapanı’ndaki İMÇ bloklarının tam ortasında birdenbire karşımıza çıkan odur. Cami hazirelerinde görmeye alıştığımız türbelerden birinde yatmaz. 70’li yıllarda yapılmış modern mimariye ve heykellere sahip çarşının blokları arasında uzanmakta, ilk modern Osmanlı entelektüeli yaşamın içinde kalma halini bugün dahi sürdürmektedir.

2009, UNESCO tarafından doğumunun 400. Yılı sebebiyle Katip Çelebi yılı ilan edilmiş, değişik çalıştaylarda onun üzerine çalışan onlarca bilim insanı konuşmuş, sergiler açılmış, kitapları yeniden basılmıştır. İki yıl sonra yine doğumunun 400. Yılı için Evliya Çelebi seçilince iki Çelebimiz ardı ardına anılmıştır.

Bir tarih kitabı olan Türkçe Fezleke’den Tütünname’ye kadar dönemini aydınlatma amacıyla yazan Katip Çelebi’nin eserleri;

Tarih Alanında Eserleri

1. Arapça Fezleke (Fezleket akvâl’l-ahyâr fi ilmi’t-târîh ve’l-ahbâr)

2. Türkçe Fezleke

3. Tuhfet’ül-kibâr fi esfâri’l-bihâr

4. Takvîmü’t-tevârih

5. Tarîh-i Frengi tercümesi

6. Tarîh-i Kostantaniyye ve Keyasire (Revnaku’s-saltana)

7. Düstûrü’l-amel fi ıslâhı’l-halel

8.İrşadü’l-Hıyâfâ ila Tarihi’l-yunun ve’r-Rûm ve’n-Nasârâ (Yunan ve Hıristiyan Târihi Hakkında Doğrulukları Gösterme)

Coğrafya AlanındaEserleri

1. Cihannüma (Avrupa dillerine çevrilen coğrafyaya dair ünlü eseri

2. Levâmiu’n-nur fi zulmeti Atlas Minur

3. Müntehab-ı Bahriye (Kitab-ı Bahriye)

Bibliyografik Çalışmaları

1 Keşfü’z-zunûn anil-esâmi ve’l-fünun

2. Süllemü’l-vusûl ilâ tabakati’l-fûhûl

3. Câmi-ul-Mütûn min Cüll-il-Fünûn

Din Alanında Çalışmaları

1.Mîzânü’l-Hakk fi ihtiyâri’l-ahakk

2.İlhâmü’l-mukaddes min feyzi’l-akdes

Sosyal Kültürel ve Halk Bilimi Alanında Çalışmaları

1.Tuhfetü’l-ahyâr fi’l-hıkem ve’l-eş’âr

2.Dürer-i münteşire ve gurer-i münteşire (Dağılmış İnciler ve Saçılmış Yıldızlar)

3. Recmü’r-râcim bi’s-sîn ve’l-Cim ( Sual ve cevap yoluyla şeytanı taşlama)

4. Beyzâvi Tefsirinin şerhi

5. Muhammediyye şerh

6. Kanunnâme : 1654-1655 yıllarında toplanmış bir kanun dergisidir.

7. Tütün Risalesi

Nükhet Eren