Şu sıralar Neyya’da okuduğumuz David Damrosch’ın yazdığı Dünya Edebiyatı Nasıl Okunmalı kitabında Dışarıya açılmak bölümünde Levis Carroll’un The Hunting of Snark – Köpan Avı şiirine yer verilmişti. 

Lewis Carroll deyince benim aklıma hemen Alice Harikalar Diyarında ve Aynanın İçinde geliyor. Alice’teki tavşan karakterine hayranımdır. Ama bir şair olarak düşünmemiştim Levis Carroll’u.     

Oxford Christ Church’te matematik öğretmeni olan Charles Lutwidge Dodgson matematikten çok şiire ilgi duyar aslında.

Lord Tennyson ve Christina Rossetti gibi Viktorya dönemi şiirlerinden büyük keyif alan bir yazardı.  Kendisi de bazıları gizli anlamlarla dolu aşk ve yaşam hakkında şiirler yazdığı gibi mizahi, fantastik şiirler yazardı.

İlk şiiri Yanlızlık’ı 1856 yılında Lewis Caroll  takma adıyla yayınlattı. Lewis Ludovicus’un İngilizcesi (Latince’de Lutwidge),  Carroll ise Charles’ın Latincesi  Carolus’dan üretilmiştir.  Bilmece yazmayı seven yazar, mahlasını bilmece gibi inşa etmiştir. Bu takma adla meşhur oldu.

Günlüklerini ve mektuplarını okuduğumuzda çok karmaşık, farklı uçları olan bir karakter olarak karşımıza çıkar Carroll.  23 yaşındayken yani 1855 yılında istediği kadar matematikle ilgilenememekten dert yanmaktadır. Kitap okumanın ve eskiz yapmanın onu rakamlardan daha çok cezbetmesinden hayal kırıklığı duyduğunu yazmaktadır.  Disiplinli, titiz bir matematikçidir ama aynı zamanda duygusal, hayal gücü yüksek çok neşeli bir genç adamadır.  Gündelik hayatında, özellikle kekeme olması nedeniyle suskun görünse de dostlarıyla akşam yemeklerinde çok neşeli, çok konuşan, sürekli espriler yapan biridir.

En çok tanınan şiiri Jabberwocky’dir kuşkusuz.  “Jabberwocky“, “Aynanın İçinden‘de” yer alan bir şiirdir. Alice, Kızıl Kraliçe’yi ziyareti sırasında bir masanın üzerindeki kitapta şiiri keşfeder.

Anlayabildiğimiz kadarıyla şiirin kahramanı tarafından öldürülen efsanevi bir canavarla ilgilidir bu şiir. Kahraman kim? Anlatıcı kim? Zaten Alice Harikalar Diyar’ının tuhaf dünyasında olduğumuz için okuyucunun bunu anlatması neredeyse imkansızdır. 

Bir balat tarzında yazılmış, Jabberwocky’deki kelimelerin çoğu saçmadır, ancak geleneksel şiirsel bir yapıya sahiptir.

Şiir içinde farklı kelimelerin bir araya getirilmesinden oluşan yeni kelimeler barındıran bir eserdir. Örneğin ilk dizesi “Twas brillig, and the slithy toves…” olan “Jabberwocky” İngilizceyi etkilemiştir. İcat ettiği bazı kelimeler örneğin ‘chortle’ ve ‘galumph’ İngilizceye girmiştir.

Sinemacılar da Caroll’un eserlerine çok ilgi duyar, Jabberwocky’nin Jan Svankmajer tarafında kısa filme çekilmiş, Terry Gilliam tarafından uzun metraj bir film haline getirilmiştir.

jabberwocky’i gıllügiş adıyla türkçe’ye Tomris Uyar çevirmiştir. : 

“akşamözdü, yavışkan burguleler
döndeleyip cermelerken günsatba
uyudüşmüş kalmışlardı karpüsler
yemizler derseniz ak-ök begirba.

ejdercenkten sakınasın ey oğul,
keskindir dişleri, pençesi yaman.
cub cub kuşu görürsen işin duman
hele gaddar yakvakvaktan kaç kurtul!

aldı gümüş kılıcını eline
uzun süre korularda dolaştı.
dinlendi altında tumtum dalının
herkesten çok buna kendisi şaştı.

böyle üzgün süzgün düşünedursun
alev saçan gözleriyle ejdercenk
çıkageldi neşil norman içinden
gark diyerek atladı binbir hendenk.

sağsol, solsağ, fışt pışt, şak şuk, bir iki
gümüş kılıç biçti, kesti, doğradı
gebertti düşmanı, sonra bizimki
beş nala nayrıldı neşil normandan.

ejdercenki öldürdün ha, ey oğul?
alnından öpeyim sevgili dumrul!
ey kutlu gün, şaşa maşa, çok yaşa!
ben gideyim, geçtin artık sen başa.

Phantasmagoria yani Fantazmagori adı altında çıkardığı şiir kitabındaki şiirler de önemli kabul edilir.

Fantazmagori kelimesi çeşitli optik cihazlarla elde edilen hayaletimsi, fantastik bir görüntü anlamına gelmekte ayrıca 18. ve 19. yüzyıllarda Avrupa’da bir “sihirli fener” yardımıyla arka planda iskeletler, şeytanlar, hayaletler gibi korkutucu görüntülerin gösterildiği bir tiyatro performansı türüdür.

Edebiyatta ise Fantasmagori okuyucuya çirkin ve inanılmaz biçimlerde sunulduğunda, özünü daha parlak gösteren, grotesk, yani abartılı bir karakter karikatürüne benzeyen hiciv bir tekniktir
Temelsiz düşler ile sahte gerçekliğin çarpışması, düşlerin keşismesi, birleşmesi, bir gündüz düşü bir fantazmagoriyi oluşturur- her şeyin mümkün olduğu, her şeyin olabileceği bir gerçeklik. Bilinçdışının gerçekliğinin rasyonelleştirilmiş gerçekliğe dayatılması, yerleşik şeylerin ve fenomenlerin anlamının altüst olmasına ve yıkılmasına yol açar. Phantasmagoria, şeylerin hayaletlerinin ardında büyük hiçliğin titreştiği tesadüfi, ani bir narkotik aydınlanma olarak görünür. J. Cocteau’nun yazdığı gibi:

Gül çelengim nerede?

Biz metamorfozların halısının ön örneğiyiz,

Ölüm onu ​​içten dışa örer.

Lewis Carroll’un fantazmagorisi büyüleyici, gizemli, bazen de absürt derecede renklidir. Sayfalarında, kelimenin tam anlamıyla, sihir gerçeklik dünyasına geçer, gerçekliğin kendisi olur. Bu yüzden karakterleri ve kahramanları uzun zamandır insana aşinadır. Genel olarak, edebiyatta en sık kullanılan, parçalanmış ruhun fantazmagorisi, varlığın imkansızlığı, hiperbolizasyonlar ve kelime oyunlarıyla dolu devasa bir dünya, insan varlığının ayrılmaz bir parçası haline gelmesini yazar bu şiirlerinde. 

Away, fond thoughts, and vex my soul no more!
   Work claims my wakeful nights, my busy days,
Albeit bright memories of the sunlit shore
         Yet haunt my dreaming gaze.

Tutkun düşünceler öyle uzakta ki, artık ruhumu yorma

İş, uyanık gecelerimi, yoğun günlerimi talep ediyor

Güneşli kıyıların o parlak anılar

Yine de etkiler hülyalı bakışlarıma musallat olur

Phantsmagoria : The Visions of Lewis Carroll adlı Marilyn Mason’un yönettiği ve başrolü yani Carrol’u kendisinin oynadığı bir korku filmine de ilham olmuştur.

Ama bir şiiri var ki diğer tüm şiirlerinden ayrılıyor daha farklı, etkileyici dizeleriyle asırları aşıp bize geliyor.  Carroll’ın kuzeni ve vaftiz oğlu Charlie Wilcox’un tüberkülozdan hayatını kaybetmesinin ardından dini inançlarından şüphe duymaya başladığı, içsel bir mücadele içinde olduğu bir dönemde yazdığı destansı ve fantastik şiiri Snark/Köpan Avı. Şiir ölüm ve tehlike ile ilgili olsa da, mizah ve tuhaf fikirlerle de doludur. Garip bir şekilde, ters yazılmıştır.

Kuzeninin yanında refakatçi olarak geçirdiği bir gecenin ardından Carroll, Guildford yakınlarındaki tepelerde uzun bir yürüyüşe çıkar ve aklına tek bir dize gelir: ” For the Snark was a Boojum, you see! Çünkü Snark/Köpan bir Boojum’du, anlıyorsunuz!”

 Şiirin sonuncu dizesidir bu daha sonra birkaç gün içinde son kıtanın diğer dizelerini de yazacaktır.  Altı aylık bir süre içinde, şiirin geri kalanı yazar. Şiir  8 bölüm ve  141 kıtaya ulaşır..

“İşte Köpan bölgesi!” diye bağırdı Tellal,
Tayfaları özenle çıkartırken karaya;
Bir güzel yerleştirip gelgit kuşağı üzre
Saçlarına doladığı işaret parmağıyla

Şiir, Köpan adlı gizemli bir yaratığı yakalamak için yelken açan bir mürettebatın arayışıyla ilgilidir. Mürettebatın her üyesinin “B” harfiyle başlayan bir mesleği vardır, Bellman (the Captain), Baker, Banker, Barrister, Billiard-Marker, Boots, Bonnet-Maker, Broker, and Butcher, accompanied by a Beaver.

(Maalesef bu meslekleri Türkçeye çevirdiğimiz de B ile başlamıyor, Barış Pirhasan’ın Köpan Avı olarak dilimize çevirdiği şiirde meslekler şöyle; Tellal, Dava Vekili, Bilardo Sayıcısı, Kasap, Banker, Simsar, Çerçi, Fırıncı.  Beaver’da Kunduz. )

Deniz haritaları mutlak bir boşluktur. Bir adaya ulaşırlar ve bir Köpan avı başlar. Ancak arayış tehlikelerle doludur çünkü Köpan’lar kendi içlerinde zararlı olmasalar da Boojum olanlar vahşidir ve öldürürler. Doğal olarak ortaya çıkan soru “şiirin bir anlamı var mı?”

Carroll daha önce romanı Sylvie ve Bruno’daki tartışmalar da düşünerek şiirin gizli bir anlamı olduğu konusundaki iddiaları kabul etmedi. Şiir tamamen fantastik olduğunu söyledi ama okurun soru sormasını engelleyemedi.

Şiir, Köpan Avı başlığını taşıyordu ve alt başlığı Sekiz Uyumda Bir Acıydı. Carroll başlangıçta bunu bir başka hikayesine dahil etmek için yazsa da şiir çok uzadı ve kendi başına bir kitap haline geldi. 1 Nisan 1876’da yayımladı. 

Şiire, sanatçı, heykeltıraş, vitray tasarımcısı ve kitap illüstratörü Henry Holiday’in (1839-1927) illüstrasyonları eşlik etti. Henry Holiday Kitap için dokuz illüstrasyon çizdi; Bir Köpan’ı betimleyen onuncu çizim Carroll tarafından reddedildi, yazar yaratığı yaratığın hayal edilemez kalmasını istedi.

Şiir kitabı basılır basılmaz okuyucunun ilgisini çekti, Caroll’un sağlığında 20.000 satış rakamına ulaştı, farklı dönemlerde farklı ressamlar tarafından resimlendi, yeni baskıları yapıldı. Birçok ülkede Köpan kulüpleri var.  İçerdiği açık denizde bir alanı aslına uygun gösteren harita da çok kafa karıştırıcıdır. Dünya Edebiyatı Nasıl Okunmalı kitabında David Damrosch kitabın uzlaşımsal işaretlerle açıktan alay ettiğini yazmaktadır. Edebi, kurgusal gezi yazılarına da farklı bir açı getirmiş biz edebiyat gezginlerine de bulmaca bir metin bırakmıştır.  

Şair Levis Carroll’da en az romancı Carroll kadar ilgi çekici. Yazımı Ülkü Tamer’İn çevirdiği bir şiiriyle noktalayayım.

ÇILGIN BAHÇIVAN TÜRKÜSÜ

Bir fil gördüğünü sandı
Duvarda kaval çalan
Yine baktı, anladı ki
Mektupmuş karısından.
“Sonunda anladım.” dedi,
“insana hayat zindan.”

Yılan gördüğünü sandı
Soru soran Yunanca,
Yine baktı anladı ki
Geçmiş gün, bir de baca.
“Üzüldüğüm şu ki” dedi,
“Yok bende konuşmaca.”

Goril gördüğünü sandı
Kahve değirmeniyle
Yine baktı, anladı ki
Hapmış, erimiş bile,
“Bir yutarsam bunu,” dedi,
“Ey hayat, güle güle”

Martı gördüğünü sandı
Çevresinde lambanın
Yine baktı, anladı ki
Puluymuş geçen ayın,
“Geceler soğuyor,” dedi,
“Evine git, donarsın.”

Kanıt gördüğünü sandı
Diyor ki: “Papa oldun.”
Yine baktı, anladı ki
Bir kalıp renkli sabun.
“Sen görsen bunları,” dedi,
“Kırılırdı umudun.”

İnek gördüğünü sandı
Rafta, aman ne iyi,
Yine baktı anladı ki
Baldızının yeğeni.
“Evi terk etmezsen,” dedi,
“Çağırırım bekçiyi.”

Katip gördüğünü sandı
Oturduğu yerde güler,
Yine baktı, anladı ki
Su aygrıymış meğer.
“Yemeğe çağırırsam,” dedi,
“Ben başlamadan biter.”

Fayton gördüğünü sandı
Atları birer karış
Yine baktı, anladı ki
Başsız bir ayıcıkmış.
”Aman zavallıcık” dedi,
“Vah, vah karnı acıkmış.”

Kapı gördüğünü sandı
Açılan iki yana
Yine baktı, anladı ki
Dünya binmiş zamana.
“Bu işin esrarı” dedi,
“Gün gibi açık bana.”

Lewis Carrol

Çeviren: Ülkü Tamer

Kaynaklar :

kitapeki.com/bakisimizi-durduran-gorusumuzun-takildigi-seydir-mekan

poetryfoundation.org/poets/lewis-carroll

mylandrover.ru/tr/different/chto-takoe-fantasmagoriya-fantasmagoriya—eto-chelovecheskih-strah.html

publicdomainreview.org/essay/lewis-carroll-and-the-hunting-of-the-snark?