Bugün,
zaman adını fısıldayarak durur.
Ne bir zafer çanı çalar
ne bir son ilan edilir.
Sadece kapı aralanır,
içeriden yaşam bakar.

Doğmak,
bir kez olan bir şey değil.
İnsan,
her yıl aynı yerden
yeniden düşer dünyaya.
Aynı bedene,
başka bir anlamla.

Yeryüzü seni tanır,
ayak izlerinden değil
taşıdığın ağırlıktan.
Her yıl
biraz daha ağırdır kalp;
bilgi çoğalır,
masumiyet incelir.

Gökyüzü bugün susar.
Bazı günler
bulutlar yer değiştirir,
kader sessizce not alır.

Bir yıl daha
ateşten geçmiştir adın.
Yanmış ama tükenmemiş,
kırılmış ama dağılmamış.
İnsan,
en çok buradan tanınır.

Gökkuşağı
kutlama değildir;
hatırlatmadır.
Geçmiş fırtınaların
renge dönüşmüş hâli.
“Buradaydın,” der,
“ve hâlâ buradasın.”

Bugün pasta yok bu şiirde,
mum da yok.
Sadece
zamanın alnına konan
sessiz bir el var.

Ve yaşam sana sorar:
“Bu yıl,
neyi taşıyacaksın yanında?”

Cevap acele etmez.
Çünkü bazı yaşlar
sayılmaz,
taşınır.