Seni etten, ruhtan yoksun gören biri için
bu gözyaşları neyin nesi, gönül?
Nedir seni bu kadar yoran?
Gel, sessizce otur…
Bir çay demledim sana,
belki buharında biraz huzur bulursun.
Gökyüzü gri, renkler silikleşti.
Sen yoktun, ben yoktum —
zaten birinci tekil şahıslar susturulmuştu.
Hadi, sil gözyaşlarını,
kırıkları birlikte toplarız.
Sana içimde veda edemiyorum,
kök salışına aklım ermedi.
Acını hissediyorum,
içimde yankılanıyor çığlığın
ama kimse duymuyor.
Gel, bir çay kattım,
bir yudum al…
Susuzluğun dinsin çorak gönüllerde.
Issız bir çölün ortasındayım;
ucu bucağı görünmüyor.
Kendimden başka kimse yok
ve yorgunum —
bu beden, ruhumun kurak toprağı gibi.
Neye baksam çaresizlik,
kimsesizlik, yalnızlık…
Çölde kalmak böyle işte.
Artık bahara inancım kalmadı.

Arin Sera