Odessa şehir merkezinde Opera binasına doğru çıkarken yerdeki sarı yıldızın içinde Puşkin adını görüyoruz. Ardından Anna Ahmatova‘nın yıldızı gelince heyecan artıyor.

Yağmura aldırmadan hemen etrafında toplanıp çantadan çıkan kâğıdı okumaya başlıyoruz;  

‘taş bir sözcük düştü parçalandı
henüz yaşayan göğsümde.
zararı yok, ben zaten hazırdım.
gelirim bunun da üstesinden.
başımda işim çok bugün:
belleği sonuna değin öldürmek gerek,
taşlaşması gerek ruhun
ve yaşamayı yeniden öğrenmek.
işte… yazın hışırdayan sıcak soluğu
bayram gibi sarıyor pencereyi.
ben çoktan sezmiştim bu
aydınlık günü ve boş evi.”

Ahmatova’yı biraz hayranlık biraz da hüzünle anıyoruz. Büyük şairlerin kaderinden söz ediyoruz. Ertesi gün Puşkin Müzesi’nde olacağız.

Ahmatova’dan sonra NEYYA’dan 23 kişiyi İstanbul’dan Odessa’ya getiren İsaac Babel’in yıldızının yanındayız.

Yazarın yaşam hikayesini ve yazdığı “Odessa Öyküleri”ni yeniden hatırlıyoruz.

Bu tarihi kentte “Kral” öyküsünün karakterlerini arıyoruz.

Babel heykeli ve evini başka bir yazıya bırakıp ertesi gün gittiğimiz Puşkin Evi’nden söz etmeliyiz.

Puşkin, Gorki’nin deyimiyle Rus edebiyatında “başlangıçların başlangıcı”.

Gerçekçi bir üslup ve ustalıkla kullandığı Rusçayla, modern Rus edebiyatının kurucusu sayılan Puşkin, 21 yaşında Rus çarı tarafından sürgüne gönderilir. 24 yaşına kadar geçirdiği sürgün yıllarında kaldığı şehirlerden biri Odessa. Edebiyat grubumuzun onun kaldığı evi ziyaret etti, kıvırcık saçlarını okşadı. Annesinin babası Etiyopyalı Hannibal’dan kıvırcık saçları yanında Afrikalı yüreğini de almış olmalıydı.

Bilet alırken yaşanan karmaşa sonrası çıktığımız birinci katta büyük şairle soluk alıp vermeye başlıyoruz. Puşkin sürgündeyken 1823 yılında bu evde yaşamış. Kitapları, notları, çizimleri ile ete kemiğe bürünüyor büyük usta, evi dolaşırken onu yanıbaşımızda hissediyoruz. Onun dokunduğu eşyalar, onun yazdığı yazılar, yürüdüğü merdivenler ….

Yevgeni Onegin’in Puşkin tarafından yapılan çizimi olabilir mi?

Çalışma masasında Yevgeni Onegin notlarını alırken hayal ediyoruz ve neredeyse 200 yıl önce yaşadığı bu odalarda onun nefesini duyuyoruz.

Bu görselin boş bir alt özelliği var; dosya ismi: photo-2019-10-08-21-03-33.jpg
Puşkin’in Etiyopyalı dedesi, babası ve kardeşleri

Puşkin yaşadığı evin kapısını resmetmiş. Eskiden -Puşkin orada yaşarken- Ugolog Sokak 27 olan adres, Puşkin yaşadıktan sonra Puşkinskaya 13 olarak değiştirilmiş.

Puşkin eserlerini yazarken çizim de yapıyor ve çizdiği gibi karakterlerini yansıtıyor. Burada beş erkek karakter var ve galiba çoğu kendine benziyor.

Maria Reavskaya

Puşkin , Maria Raevskaya ve ailesiyle ile Kafkasya gezisine çıkar. Maria Nikolaevna, vagonda seyahat ederken, denize hayran kaldıklarını hatırlar. Yevgeni Onegin’in ilk bölümünde şairin duygusunda buna rastlarız.

“… fırtına öncesi denizi hatırlıyorum:
Dalgaları nasıl kıskandım
Fırtınalı bir trende
Sevgiyle ayaklarının dibinde yat!

Odessa Edebiyat Müzesinde Puşkin odası

Bu görselin boş bir alt özelliği var; dosya ismi: photo-2019-10-08-21-05-01.jpg

Puşkin’e ait gözlük, çizimler, notlar, kitaplar

ŞAİR'E adlı şiirini okuduğumuz alan.

Ey şair! Değer verme sevgisine sen halkın
Tez geçer gürültüsü zafer övgülerinin;
Aptalın yargısına, soğuk kalabalığın
Gülüşüne de boş ver, aldırışsız ol, sakin.

Sen çarsın: Yalnız yaşa. Yürü özgür yolunda
Özgür akıl nereye götürüyorsa seni.
Yetiştir emeğinin sevgili meyvesini,
Ödül beklemeksizin soylu çabalarına.

Ödül sendedir, çünkü en yüce yargıç sensin;
Ürününe en titiz değer biçebilensin,
Ey güç beğenir usta, sen ondan hoşnut musun?

Hoşnutsan, kalabalık varsın küfretsin sana,
Tükürsün ateşinin tutuştuğu mihraba,
Şımarık bir inatla rahleni sarsıp dursun.

Bu görselin boş bir alt özelliği var; dosya ismi: photo-2019-10-08-21-03-34.jpg

Devlet büyükleri, iş adamları toplanıp oyun oynarken Puskin’i yanlarına çağırıp şiir okumasını isterlermiş, bu masadaki oyun kâğıtları ve diğer eşyalar bu durumu tasvir ediyor.

Yevgeni Onegin notlarını ve şaire seslenişini geride bırakıp, müzedeki fotoğraflarla Puşkin’in sürgün sonrası evliliğine ve ardından düellosuna doğru uzanalım. Puşkin, 1828 yılında katıldığı bir baloda, sonradan eşi olacak Natalya Gonçarova ile karşılaşır, o dönem 16 yaşında olan Natalya, güzelliğiyle aristokrat çevrede tanınmaktadır. Çar Nikola bile Natalya’nın güzelliğine hayrandır. İlk karşılaşmalarından çok kısa bir süre sonra Puşkin, Natalya’ya evlilik teklifi eder ama hem Natalya hem de ailesi bu evliliğe sıcak bakmamaktadır; ki Puşkin’in ilerici ve özgürlük yanlısı fikirleri sebebiyle sürgün edilmesi, sansürlenmesi düşünüldüğünde, evliliğe sıcak bakılmamasına şaşırmamak gerek. Ancak, Puşkin pes etmez. Çar’dan kendisine daha az baskı yapılacağına dair aldığı söz ve Natalya’nın ailesiyle buzları eritmek için verdiği emekler sesinde, 1831 yılında evlenirler.

Natalia

Takvimler 1836 yılını gösterdiğinde, aristokrat çevrede, Natalya ile birçok dedikodu dolanmaya başlar. Yoğun şekilde devam eden bu dedikoduların üzerine, Puşkin, isimsiz bir mektup alır ve zaman kaybetmeden d’Anthès’i düelloya davet eder.  27 Ocak 1837’de gerçekleşen düello, normal kurallarının aksine (yirmi beş-otuz santim), taraflarının on adımlık mesafede konumlanması ile başlar. İlk atış hakkına sahip olan d’Anthès, Puşkin’i karnından vurur. Aldığı darbe sebebiyle, Puşkin, rakibini ancak sol elinden yaralayabilir. Puşkin, o dönemler ölümcül sayılan mermi yarası sebebiyle, iki günlük ıstırap sonrasında, 29 0cak’ta vefat eder.

Ölümü, Moskova’da infial derecesinde ses getirir. Çarlığın Puşkin’i sindirmek için planladığı bir komplo olarak nitelendirilen bu düello, yığınları sokağa döker. Tepkileri önleyebilmek adına, cenaze töreninin yeri değiştirilir. Buna rağmen; aristokratlar, askerler, öğrenciler ve sıradan insanlardan oluşan yoğun bir kalabalık cenaze törenine katılır.

Törende, genç bir subay, çar yönetiminin despotluklarını lanetleyen bir şiir okur. Sonrasında tutuklanan ve Kafkasya’ya yollanan bu subay, Rus şairi Mikhail Lermantov’dan başkası değildir. Kaderin cilvesi midir bilinmez, iki yıl sonra, kendisi de düello sebebiyle hayatını kaybeder. Puşkin’in cenazesi ise, herhangi bir ayaklanmayı önlemek adına, bir gece yarısı polis tarafından kiliseden alınıp Mihaylovskoye Köyü’ne götürülerek toprağa verilir.

Düellodan yıllar sonra ise, Rus edebiyatçı Gorki, Fransa’da karşılaştığı d’Anthès’in elini en büyük Rus şairini öldürdüğü gerekçesiyle sıkmazken; Puşkin’in kızlarından biri Tolstoy’u o kadar etkileyecektir ki, sonucunda bu etkilenmeyle Anna Karenina karakteri hayat bulacaktır.

Odessa’da bizi en çok etkileyen mekânlardan birisi bu müze evdi. Biliyoruz ki birçok arkadaşımız, içinde Puşkin geçen yazılar yazacak önümüzdeki günlerde. Edebiyat hayatı etkiliyor. Güçlü yazarlar hepimizde izler bırakıyor.

Müze içi fotoğraflar: Oya Kaya

Neyya Edebiyat