Siplos dağı içi bir kayayım
kalbi çocuklar saklayan     
bedenim fırtınalar biriktirmiş.

Leto’yla eğlenmekti niyetim
koştururken on dört çocuğum,
dağlarında İyonya’nın.

Ben Prenses Niobe,
ölüm kokan nefesine
siper olan
mutlu ilahın.

Sunmuştum kendimi 
Delos’un koruyucusuna
bağışlasın diye canlarımı.

Anlatır anası yaşamın
köylerinde, mezrasında
anlatır adasını
yaprakların yüzdüğü
cehennemin uzak durduğu
Musa’ların çiçeklerle aşk yaşadığı
neşeyle.

Yağarken Artemis’in okları
üstüne sevincin 
görmedi Olimpos’un Tanrısı
çığlığımda kuruyan yaşları.



Bedenler buluşmasın istemiştim
zamanın yokluğuyla erkenden 

Ayaklarım okşanır akan nehirle
beslenir yaşıyla gözlerimin,
taşır hayatı şimdi
kendini siper edecek anaya
ölümün yok ettiği topraklardaki.

Evvel zaman içinde
bilmezlerdi boşalacağını
kara bulutların
çöllerin üstüne,
dalga sesiyle uyanan çocukların,
Babil’in komşusu toprakların.

Prenses Niobe’yim ben,
seyrederim şimdi
taşlaşmış kalpleri
elim kolum bağlı.

Çaresizlik akar gözlerimden
sönerken dumanları evlerin
tükenirken coşkusu toprağın
kalbur saman içinde.

HAMİT ERGÜVEN