Hiçliğin uçurumunda gökkuşağı mı var, ölüm mü?

Aşk yok, budadık dallarını,
kapı, pencere süsü yaptık evimize,
çorbamıza kattık yapraklarını…
Yatağımızı, dört duvar arasına tıktığımız
o uçurumun kıyısına serdik.

Aşk yok, kopardık çiçeğini,
koyduk anı defterimizin arasına.
Orada, sararmış sayfalarda
anılar gibi rengi soluk,
ateşi sönmüş bir avuç kül.

Hiçlik mi, ölüm mü
şimdi kıyısında durduğum?
Arkamdan gürül gürül cennet-cehennem bir evren
önümde o uçurum.
28 Mayıs 2024