Pandemi günleri.
Kıyıda yürüyorum bazı akşamlar.
Güneşin battığı, ufukta kızıllığın asılı kaldığı saatleri seviyorum. Plaj telaşları bitmiş akşamın dinginliği başlarken serin rüzgar ferahlatıyor.
Beri yandan renklerin koyuluğu içimi mi eziyor ne? Gene akşam gene yalnızsın… Yürüdükçe dağılıyor o kara düşünce.
Genç babalar görüyorum; minik sevimli oğullarının, bukleli sarışın kızlarının ellerinden tutmuş, çocuk parkında oyun aletlerine bindiriyorlar.
Sakınan ve gerçek bir ilgiyle, öyle görev icabı değil. Onlarla sevine coşa oynuyorlar.
Uyku vakti geldiğinde yanak yanağa, öperek kucaklayarak patırtısız gürültüsüz evlerine dönüyorlar.
O çocuklar mutlu rüyalarla büyüyor o gece uykularında.
Klan halinde aileler görüyorum sonra, kalabalık, sandalyelerini portatif masalarını almış gelmişler kıyıya. Sokak lambasının tam altına konuşlanmışlar. Çay demlenmiş ince belli bardaklarda içilmekte. Ailenin genç kızı yarına sebze ayıklıyor leğende. Anneanne karanlık denize dönmüş yüzünü. Alçak sesle bir şeyler konuşuyorlar, arkasında fasulye ayıklayan torunuyla.
Küçük masada ise adam hanımıyla karşılıklı oturmuş ciddi ciddi tavla oynuyorlar.
Ne eğlenirdik babamla oynarken, yenilmek umurumda olmazdı, sallardım taşları, mars falan hiç dert değil… Ölümünden beridir kimseyle oynamadım.
Kadın attığı zarı nasıl oynayacağını düşünürken, adam yoldan geçenleri süzüyor. Tavlanın iki yanında yarılanmış sıcak çayları…
Gençler görüyorum gruplar halinde gezen, akşam piyasasındalar… Tatil arkadaşlıkları. Hepsi en güzel kıyafetlerini giymiş, mis gibi parfüm kokularıyla yanımdan geçiyorlar. Beni tabii ki görmüyorlar, şakalar kahkahalar… Kim bilir hangisi hangisine yanık? İkisi çekingen bir heyecanla el ele tutuşmuş, ilk kez belki de…
Düşünüyorum; nedir mutluluk? Yakalayacağım diye o koşu, beklenti, uğruna harcanan para, çaba, zaman… Hayal kırıklıkları…
O kadar basit işte…
Bir güzel bakış, içten bir gülümseme, aile, çay, huzur, birbirini kırmadan dökmeden sohbet, serin bir akşamın beraberliklerin kıymetini bilmek… Tadına varmak.
Farkına da!
Bu mudur?
Evet budur!
Seda Ötker

işte budur!