İnsanlığın ilk çağlarından bu yana insanların bildiği, öğrendiği bilgileri, edindiği deneyimleri, içinde yaşanılan toplumun değerlerini diğerine aktarma çabası hep var olmuştur.
Anne-babalar da bu bilgi, beceri ve değer aktarımının çocuklarına doğal taşıyıcılarıdır. O yüzden insanlığın ilk öğretmenleri ‘anne-baba’dır desek yanlış olmaz.
Tarihte ilk öğretmen dediğimizde antik çağlara kadar giden, din öğretisi ile ortaya çıkan ve felsefe ile devam eden öğreticiler görürüz.
Yazının icadı ile de Sümerler’de tarihte ilk kurumsal anlamda okul ve rahip öğretmenler meslek olarak tanımlanmıştır. Değişen çağlar, yönetim biçimleri, sistemler ve bilim diye bir gerçeklik, eğitimi de o yaşanılan çağın, coğrafyanın, ülkenin yapısı ve şartları ile bağlantılı olarak değiştiriyor ve bu değişim insanlık var olduğu sürece de devam edecektir (dileğimiz, daha iyiye bir değişim…).
Eğitim de, öğretmen yetiştirme de çağlara, sistemlere ve ülkelerin özgün durumlarına göre değişiklik gösterir.
O yüzden ülke eğitim tarihimizde;
‘Köy Enstitüleri’ni ve ardından gelen, o anlayışla yetişen eğitimcilerin öğretmenlik yaptığı ‘Öğretmen Okulları’nı apayrı tutmak gerekir.
O anlayış; iş ve eğitimi birleştirerek,
“iş içinde, bilimi temel alan, yaparak yaşayarak öğrenme” modeliyle köylerden başlayan hızlı bir kalkınma ve aydınlanma yaratmıştır.
Öğretmenlik mesleği adına da oralardan bizlere kalan mottolar nelerdir derseniz: Öğretmen her zaman her şeyi bilen bir ansiklopedi gibi bilgi aktaran değildir. Öğretmen, nasıl öğreteceğini bile, çocukları gözlemleyerek öğrenen; aynı zamanda ‘eğitim-öğretim’ etkinliğine rehberlik eden, yönlendiren, bilimsel ve insan özgürlüğüne (diğerinin hakkını gözeterek) değer veren bir anlayış içerisinde, doğru bilgi edinmenin ve yanlışı sorgulamanın yollarını öğretendir.
Öğretmenler Günü’ne gelirsek, Mustafa Kemal Atatürk’ün 24 Kasım’da Başöğretmen olmasına atfen, 1981 yılında Kenan Evren tarafından Öğretmenler Günü olarak ilan edilmiştir.
Eğitimin geldiği şu durumda böylesi bir günü kutlamanın ötesinde, eğitim hakkından yoksun çocuklar, okula aç gelen çocuklar, okul bahçe duvarlarının dışında çocuk avında pusuya yatmış uyuşturucu çeteleri, okulların temizlik sorunları, eğitim ve eğitimci sorunlarının konuşulduğu; çözüm önerilerinin sunulduğu eğitim şuraları yapılsa keşke!
Bütün tarafların katılabildiği… O zaman sosyal medyada da saçma sapan Öğretmenler Günü için; bayan öğretmene ne alınır, erkek öğretmene ne alınır, öğretmenler en çok ne sever diye yazılar dolaşmaz, herkes eğitim konuşurdu!
Yine de her durumda, sahada yel değirmenleriyle savaşan öğretmenlerimizin ‘Öğretmenler Günü’nü, tüm sorunların dikkate alınmasına bir adım olması dileklerimizle kutluyor; geçmişten bugüne eğitim dünyasında emek harcamış “tüm geçmiş ve emekli öğretmenlerimize” de saygılar sunuyoruz!
