“Türkiye Yüzyılının Emektarları” projesiyle 2024 yılı emekli yılı ilan edilirken; emeklilerin her alanda refaha çıkacağı ve ödüllendirileceği müjdelenmişti. Emeklilerin de beklenti içinde olması çok normaldi. Öyle ya onların yılıydı, elbet güzel şeyler olacaktı. İlk aylardaki zamlar umdukları gibi değildi ama olsun itibarları vardı ya önemliydi. Emekli maaşlarına yapılan zamlar çerez parasından az olunca, 70 yaşında dinlenip gezecekken tekrar çalışmak zorunda kalanlar bir yana, israf olmasın diye pazar arabasının yarısını bile dolduramayanların feryadı günden güne arttı. Marketler arası dolaşıp fiyat araştırmacıları da oldular mecburen. Halk ekmeklerin önünde kuyruklar arttı, bazı illerde ucuz pirinç anonslarıyla Toprak Mahsulleri Ofisi önünde sıfırın altındaki soğuğa rağmen, saatlerce bekleyenlerin haberleri yayınlandı televizyonda.

Verecek harçlık parası yok, diye torunu olmadığına şükür edenlerin yanında kimileri itibarımız önemli deyip duruyordu. Pazar ve marketten tane ile meyve, sebze alma devri başlamış oldu. İnsanlarla dalga geçer gibi porsiyonları küçültme teklifleri bile yapıldı, israfı kesmek adına.

Bu ülke de bardakla sıvı yağ satışı bile görüldü, yeter ki israf olmasın.  Torununun yaptığı dondurma resminin altında, biz cornetto alamıyoruz diye yazdığını gören dedenin çaresizliği ve daha birçokları. Kasaplar eti sıyrılmış tavuk kemiği soran müşterilerine ne diyeceğini bilemez hale geldi. Sadece karın doyurmak için yaşarken lokmaları küçüldü. Yeter ki itibardan düşülmesin.

Yalnız emekliler mi? Yurtta kalan öğrencilerin yaşadıkları da benzer durumda. Paylaşmak güzel de bir menüyü iki arkadaş paylaşarak karın doyurmak normal mi? Paralarını barınmaya kullanmak için boğazlarından kesen anca çok acıkınca yemek yiyen öğrenciler ne derece derslerinde başarılı olabilirler meçhul. Geleceğimizin onların ellerinde olacağını bilsek de onlar için bir şey yapamamak da acı. Yetkilinin sanki dalga geçer gibi gençler yılda şu kadar tasarruf yapsalar… Demesi de başka ironi…

Abraham Maslow ihtiyaçlar teorisinde,  insanın gereksinimleri 5 ana başlıkta toplamış. Her maddenin içindeki detaylardan vazgeçtim bizim ülkemizde daha 1. Basamağı olan fizyolojik ihtiyaçlar bile tamamlanamamış durumda diye düşünüyorum. Yani başlıca insani ihtiyaçlarımız beslenme, barınma, eğitim, sağlık ve iş gereksinimlerimiz karşılanamıyorsa denecek fazla da söz yok aslında.

Maslow, ihtiyaçların bir hiyerarşi içinde sıra ile yapılması gerektiğini savunurken ana ihtiyaçlar karşılandıktan sonra, piramidin son noktası olarak insanın kendini geliştirme ihtiyacını ele almış. Bizim toplumumuza çok uzak kavramlar ancak sosyoekonomik açıdan gelişmiş toplumlarda uygulanıyordur sanırım.

Tekrar emeklilerimize dönersek maaşları asgarinin üzerindeyken son yıllarda terse dönmesiyle iyice mağdur hale geldiler. Asgari ücretle geçimin çok zor olduğu günümüzde emekliler zoru başarma derdine düştü. Olsun israfı kesmek gerek yine de.

Alkışlayan emeklilerin yılı oldu bu yıl. Uzaya adam göndermek çok gerekliydi demek ki. İtibar da önemli.

Emekliler kendilerini sosyal atık olarak görülmesinden şikâyetçiyken, haklarının peşindeyken sabır istendi onlardan. Kent lokantalarının önündeki kuyruklar günden güne artarken israflar kesilmedi.

İnsanımız mucittir ne de olsa. Daha önceleri askıda ekmek derken askıda çay da başladı. Çayını 20 TL den satamayınca hem de emeklilere destek olsun diye yarım bardak çayı 10 TL ye satma çözümü bulan çay ocağı işletmecisinin fakir çayı diye duyuru yapması da düşündürücü. Yorumu size bırakıyorum.

İnsanca yaşamak için bu kadar zorlanmak ülkemin insanın vebali mi? Diğer ülkelerin emeklileri yurt dışı seyahatler yapıp bizim ülkemizde gezerken bizim emeklimiz, şehirlerarası bile gidememek bir yana dışarda bir bardak çayı nerede daha uyguna bulurum diye araştırmacı emekli oldu. İstanbul Küçükçekmece Belediyesinin emekli kafeteryalarında çayın 1 TL olduğunun duyulmasıyla, emektarlar arkadaşlarıyla birkaç saat değişiklik yaşamak uğruna Anadolu yakasının bir ucundan Avrupa Yakasının bir ucuna yol kat etmeyi göze alır oldular. Bazı belediyelerin Mahalle Evlerinde de boş masa bulunursa 5 TL çay içilebiliyor. İtibardan vazgeçmemeli.

Yıl bitmek üzereyken X belediyesinin iyi niyet yaklaşımı olsa da emekliler için yılbaşı hediyesi düşüncesiyle ayakkabı mağazasıyla anlaşmış olması içimi acıttı. Emekli, kendisi mağazaya gidip ayağına göre ayakkabısını alırken haber yapılması da ironi ne yazık ki.

40 yıl önce televizyonun tek kanallı olduğu zamanlar, Yukarıdakiler Aşağıdakiler adlı yabancı dizi vardı. O yıllarda merakla izlenirdi. Şimdilerde yaşananlar benzer şeyler kanımca. Yukarıdakilerin aşağıdakileri anlayacağı günler gelir mi bilemiyorum ama itibardan tasarruf olmaz diyerek duyarsız insanlar topluluğu haline getirildiğimiz günümüzde yetkilileri Maslow’un hiyerarşisini gözden geçirmeye davet ediyorum.

İnsanın en temel ihtiyaçları, beslenme, barınma, sağlık ve eğitimin hiçe sayılır olduğu ülkemde emekli yılı bitiyor bakalım gelecek yıl ne yılı olacak?

Özlem Gemici