Emekli posta müvezzii Abdülkerim Bey apartmanın demir kapısını açtı, bir gayretle iterek içeri girdi. Sonbahar erken elmiş, havalar aniden soğumuştu. Zemin kattaki dairesine inerken bacağına sürtünen tekir kedi mırıldanarak “Karnım aç” diyordu. Dairesine girdiğinde kendisini sağır bir sessizlik karşıladı. Kaloriferler henüz yanmamıştı, içerisi soğuktu. Kediye mamasını verdi. Elindeki zembili mutfak tezgâhına bıraktı. Ocağa çay suyu koydu. Yatak odasına geçerken ahşap döşemenin gıcırtısı terliğinin sesine karıştı. Hava iyice kararmıştı. Yağmur atıştırıyordu. Pencereyi açtı. Yağmur sesi odayı doldurdu. Akasya ağacındaki serçelerin cıvıltıları içine bir ferahlık verdi. Hayat dışarıda da devam ediyordu. Pencere önünü biraz bulgur koydu. Soyundu, ev kıyafetlerini giydi. Mutfaktan gelen ses suyun kaynadığını haber veriyordu. Canı bu soğuk havada limonlu ıhlamur çekti. “Mevsimine münasip bir seçim”, dedi gülümseyerek.
Yalnız yaşıyordu Abdülkerim Bey. Bu dar-ı dünyada kimsesi yoktu. Yaz aylarında bile bir serinlik vururdu yüzüne eve girdiğinde. Şimdi iyice soğumuştu bodrum kattaki dairesi. Üşütmemek için el örgüsü yeleğini giydi. Büyük bir bardak ıhlamur hazırladı. Bir kaşık şeker koydu. Limon sıkıp karıştırdı. Yatak odasına geçti. Geçen gün aldığı kitap komodinin üzerinde onu bekliyordu. Yatağa uzandı. Yün battaniyeyi üstüne çekti. İki eliyle tuttuğu ıhlamurdan bir kaç yudum içti. İçi ısınmıştı. Odanın soğukluğunu hissetmiyordu. Kitabı eline aldı. Kitabın adı sanki kendisini anlatıyordu. Vitrinde ilgisini çekmişti. Yazarı Selim İleri. Kapakta, “Yalnız Evler Soğuk Olur”, yazıyordu. Soğutmadan ıhlamuru bitirdi. Artık üşümüyordu. Üstelik yalnız da değildi. İlk sayfayı açtı, tebessüm ederek okumaya başladı.
Nezir Suyugül
*Selim İleri anısına, saygıyla…

Selim İleri‘nin anısına ithafen yazdığınız öykü; yaşamdan kısacık bir anı, çok güzel anlatan öykü olmuş sağolasınız, öyküleriniz çok olsun!…
Meleksima Alp