Yazar, Jeanette Winterson: “Özgürlük, sınırlar, öyküyü yeniden yazmak”
Atlas’ın yükünü yorumlarken, yazarının sıra dışı kimliği ve yaşam öyküsü göz ardı edilemez. Kendi karmaşık yaşamını başka yaşamlarla harmanlayarak, gerçekle rüya arasında masalsı bir kurgu dünyasında dolaştıran bir yazarı anlatıyoruz.
Jeanette Winterson, 27 Ağustos 1959’da İngiltere’nin Manchester kentinde doğuyor. Annesi Anne, 16-17 yaşında bir tekstil işçisi, babası ise orduya katılıyor ve anneyi terk ediyor. Aile bebeğin evlatlık verilmesine karar veriyor, böylece Jeanette bir tekstil kenti olan Accrington yakınında bir ailenin yanına gönderiliyor. Winterson ailesi çok dindar, evangelist/protestan bir aile. Baba zaten okuyamıyor, anneyi de okutmamışlar, evdeki tek kitap İncil.
Yazarın İncil hakkında söyledikleri ilginç: “İncil’i okuyan herkes Shakespeare okuyabilir, iki kitap da şiirsel ve hayal dolu.” Kendini şanslı buluyor, günde 2 kez İngilizce gramer okuluna gidiyor, böylece yalnız iş aramaya yarayan diğer okullara gitmekten kurtuluyor. 16 yaşında okul arkadaşı bir kıza âşık olunca ya okulu ya evi terk etme arasında bir seçim yapmak zorunda kalıyor. Ailesini terk etmeyi seçiyor. Hayallerinin, dünyaya bakışının ailesinden farklılaştığının, annesinin yalnızca dindar bir insan yetiştirmeye odaklandığının, Jeanette’ın gereksinimlerini anlamaktan çok uzak olduğunun bilincinde. Benlik arayışına giriyor. Evden ayrılarak bir Mini içinde yaşamaya başlayıp gecelik işlerden ve yaşlı bakımından para kazanıyor. Biriktirdiği parayla İngiliz edebiyatında ilerlemek için Oxford’a yazılıyor. Bu sefer de doğru dürüst çalışmayan bir posta arabasında kalıyor, kaldırımlarda park ediyor.
Winterson daha sonra Londra’da efsane Roundhouse tiyatrosunda çalışmaya başlıyor. Yer silmekten kopyalamaya, program satmaya, yeri işleten Thelma Holmes’un şoförlüğünü yapmaya kadar her şeyi yapıyor. Yazıyor, düşünüyor, az parayla yaşıyor. Daha sonra Pandora isimli feminist bir yayınevine başvuruyor, işi alamıyor ama yayıncı hayatını bana anlattığın gibi yazarsan, eserini satın alırım diyor. (1985) “Ben yaptım, o da yaptı.” (I did and she did)
Kitap, Oranges Are Not the Only Fruit (Tek meyve Portakal değildir) böylece ortaya çıktı. Çok büyük başarı kazandı, Whitbread en iyi roman ödülünü aldı, 1990’da romanı üç bölümlü bir BBC TV serisine dönüştürdü. BAFTA en iyi tiyatro eseri ödülünü aldı. Ülkemizde İletişim yayınları ve Sel yayınları arasında çıktı.
Kısaca “Portakal” diye söz ettiği kitabı şöyle anlatır:
“Portakal, dünyamı değiştirebilmek için hem kurgu hem de gerçek olarak kendimi yazmam gerektiğini anlattı bana. Öykü sizseniz, onu değiştirebilirsiniz.”
“Böylece Portakal kurmaca karakter olarak kendimi kullanır. Hem “ben”im, hem ben değilim. Erken oto-kurgu ve gerçeği deneyimlemenin bir şekli.”
Ardından gelen kitap Passion (Tutku, İletişim Yayınevi), otobiyografik öğeler taşıyan, genç bir kızın dini baskılar altındaki eşcinsel kimlik keşfini anlatan bir eserdi. Roman büyük yankı uyandırdı ve BBC tarafından televizyona uyarlandı. Winterson, kariyeri boyunca geleneksel anlatı kalıplarını zorlayan kimlik, aşk, zaman, özgürlük gibi temalar üzerine yoğunlaşan eserler verdi. Denemeler, çocuk kitapları ve kısa öyküler yazdı. Eserleri Kafka yayınları, Sel yayıncılık, İletişim yayınları tarafından dilimize kazandırıldı.
2013’de Manchester Üniversitesi Yaratıcı yazarlık kürsüsünden davet aldı, Yılda 3 ay, haftada 2 kez ders veriyor.
Kendisine birçok ödül teklif edildi, yalnızca gönül bağı olan Oxford ve Manchester’dan verilen iki ödülü kabul etti.
Eserlerini televizyon filmlerine, sinemaya ve sahneye uyarladı. Felsefe, tarih, mitoloji, kendi yaşamı ve hayal dünyasıyla okuru tutsak etti. Kitapları otuz iki ülkede yayınlandı. Winterson, halen Oxfordshire ve Londra’da yaşamaktadır.
Sizlere bir yaşam önerisi var:
“Kendinizi ciddiye alın. Faturalarınızı ödeyecek kadar gelir yeter. Ama sevdiğiniz işi yapın. Köşelerinizden kurtulmayın. Kendi hızınızda gidin ama köşelerinizden kurtulmayın.”
Son zamanlarda verdiği bir röportajda, Winterson yapay zekaya nasıl bakıyor soruları var.
“İnsanlara inanıyorum- her ne kadar korkunç şeyler yapmış olsalar da. Ama tarihe baktığımda, her icadımızın en kötü şekilde kullanıldığını görüyorum. Örneğin, yapay zekâyla ne yapacağız?”
Denemelerden oluşan son kitabı “12 Bytes”, yapay zekâ etrafında şekillenen çarpıcı düşünsel tartışmalara odaklanan on iki metinden oluşuyor. Bu yazılar, insan ile insan olmayan yardımcılar arasında bağlar kurulduğunda, sevgi, şefkat, cinsellik ve bağlılık gibi duyguların nasıl bir biçim alabileceğini sorguluyor. Eğlenceli, kışkırtıcı, yapay zekâya dair en derin, en insani ve felsefi sorulara cesurca eğiliyor. Yapay zekânın yön verdiği bir dünya, bizi cinsiyetin ve cinselliğin artık etiketlenmediği bir geleceğe mi taşıyacak? Fiziksel bedenlerimiz, biyolojik ya da sinirsel implantlarla daha güçlü, daha genç ve daha “bağlantılı” hale mi gelecek?
“Bugüne nasıl geldik? Peki ya yarın nereye gideceğiz?”
Füsun Uzunoğlu
Önemli yapıtları:
- Tek Meyve Portakal değildir Oranges Are Not the Only Fruit (1985):
Dini baskılar altındaki genç bir kızın kimlik keşfini yarı otobiografik, yarı fantastik bir anlatım anlatır. En sonunda insan, yakınındakilerin beklentilerini de görmezden gelir ve “her şeye rağmen” kendini istediği biçimde inşa eder.
“Tek Meyve Portakal Değildir, kolay cevaplar sunduğu için değil, zor sorular sorduğu için rahatlatıcı bir roman. Sizi rahatsız eden şey hakkında konuşabilirseniz onu aşabilirsiniz de.”
– Jeanette Winterson
- Normal Olmak Varken Niye Mutlu Olasın Ki? Why Be Happy When You Could Be Normal? (2011): Yazarın kendi hayatına dair içten bir otobiyografi. Hayatın sırrını Kutsal Kitap’ın sayfaları arasında arayan kadına mutlu olmak istediğini söylediğindeyse, “Normal olmak varken niye mutlu olasın ki?” yanıtını almıştı. Yine de annesini sevdi ve hep çocuk kaldı.
- Taş Tanrılar The Stone Gods: Orbus’un uzak bir gelecekte yaşayan sakinleri için insan hayatı, bugün bildiğimiz tanımlamadan epeyce uzaktır. Bu insanlar için yaşlanmak, DNA’da görülen bir hatadır yalnızca, ve kolaylıkla onarılabilir. Ölmekte olan dünyaya da bu gözle bakılır; ekolojik çöküşle birlikte gelen kıyamet “onarılabilir bir hata”dır sadece… Üzerinde yaşadığımıza benzer bir gezegen daha bulunması için yola çıkarlar.
- Tutku The Passion (1987): Napolyon dönemi Avrupa’sında geçen büyülü gerçekçilik öğeleri içeren bir hikâye. The Passion (Tutku), 1987 John Llewellyn Rhys ödülünü kazanmıştır. “Neyi tehlikeye attığını, neye değer verdiğini gösterir.” Tutkunun yalnızca aşkta, aşkın ise yalnızca karşı cinste arandığı bir hikâyeyi reddederek çıplak gerçeği hayallerin büyülü dünyası üzerine kuruyor.
- Fran.kiss.stein: Bir Aşk Hikayesi. Winterson, gotik edebiyat klasiği Frankenstein’dan esinlenerek yazılmış, içinde yaşadığımız bedenler ve arzuladığımız bedenler hakkında cüretkâr bir roman.
- Dünya ve Diğer Yerler The World and Other Places: 17 benzersiz öyküyle hayal bile edemeyeceğiniz benzersiz yerlere götürüyor
- Sanat ve Yalanlar Art Objects: Handel, Sappho ve Picasso. Ancak İngiliz edebiyatının en güçlü kalemlerinden olan Jeanette Winterson, onları tanınmayacak karakterlere dönüştürüp farklı yaşamlarda anlatıyor.
- Vişnenin Cinsiyeti Sexing the Cherry (1989): Tarih, mitoloji, fantastik unsurlar içeren bir eser. Mit, fabl, peri masalı, tarihle de zenginleşmiş. 17. Yy İngiltere’si, Thames nehrine atılmış bir bebek, onu bulan bir köpek kadın. Dünyada zaman, yolculuk, benlik, iç içe öyküler
- Bedende Yazılı Written on the Body (1992): Anlatıcısının cinsiyeti belirlenmeyen bir aşk romanı. İsim yok, yaş yok, yine de bir aşk hikayesi dinliyoruz. Korku, sınıf, ten rengi ya da beklentilerin sınırladığı kimliğimiz, aşmamız gereken sınırlar.
- Fener bekçisi Lighthousekeeping (2004): Hikâye anlatıcılığının gücünü ele alan, masalsı bir roman. Hikâyeler kadar arayışlar da iç içe geçer, geçmiş ve gelecek aşılır; çünkü, mutlu ya da mutsuz, hikâyelerin bir sonu yoktur.
- Gün ışığı kapısı The Daylight Gate: Şeytanlaştırılan muhalefet, tüm toplumu saran paranoya, bitmek bilmeyen siyasi komplolar, din ve Tanrı adına işlenen cinayetler, sefalet: Kadının toplumdaki yeri kadar, dinin siyasetteki etkisiyle de son derece iç içe geçmiş kanlı bir hesaplaşmaya, İngiltere’deki cadı yargılamalarının en korkuncuna ışık tutuyor. Cadı avı ve cadıların kadim bilgeliği.
- Noel Günleri Christmas Days: Noel öyküleri ve yemek tarifleri
- Capri kralı The King of Capri, Hansel İle Greta, Evimiz Yanıyor Our House is on Fire (Greta Thunberg’in iklim krizine karşı verdiği mücadeleyi küçük okurlar için sade bir dil ve özgün desenlerle anlatır): Çocuk kitapları
Kaynakça:
https://atauni.edu.tr/yuklemeler Büyülü gerçekçilik tez, Kevser Ateş, 2013, Magic realism and its application to the passion by Jeanette Winterson and wise children by Angela Carter

Herkese yeterince güzel bir ütopya idi belki gerçek olur bir gün
Utopya aslında. Herkesin farklı umutları bir yelpazede toplanır mı dersiniz?