Hava kararmış, yerin göğün buzu etrafı sarmış, nefes aldıkça ciğerlere dolan buz gibi bir havada gelen sese kafamızı çevirdik. Üstü başı incecik, on üç, on dört yaşlarında bir çocuk top oynuyordu.
Bu havada, akşam vakti ne işin var, hasta olacaksın, gündüz topunu oynasana, derken, hava güzel, gündüzleri de çalışıyorum, dedi. İlkokul bitince sanayide işe başladığını, babasının hasta olduğunu, üç kardeşi daha olduğunu anlattı. Topu yeni aldığı için hevesle oynamak istemiş. Hem çalışıp aileye bakmak hem de çocuk ruhunu yaşatmak için akşamın ayazında kendini sokaklara atmıştı. Yorgunluğunun altına gizlenmiş yüzündeki mutluluk yağlı boya tablosuna aktarılacak kadar güzeldi. Çocukluğunu yaşamak istemesine şahit olduk.
O günden bugüne çocuk işçi sayısı arttı. Şartları ağırlaştı. Şimdilerde bir top alacak şansları bile yok. Kölelik şartlarında çalışan çocukların çoğunu erkenden yitiriyoruz.
Şu an ülkemizde ve dünyada çocuk işçiliği sömürüsüne karşı; 2002 yılından itibaren 12 Haziran’da etkinlikler yürütülüyor …
UNICEF’in çocuk hakları bildirgesine, İLO’nun çocuk işçiliğini önleme çalışmalarına; “Çocukların iş gücüne katılmadan yaşama, öğrenme ve oyun hakkına sahip olmasına,” ilişkin çağrıda bulunuluyor. Devletlerin ve çocuk işçiliğini önleme kuruluşlarının onca bildirilerine, programlarına rağmen kapitalizmin geldiği çıkmazda bilinçli bir tercih olarak önleyebilecekleri bu durumu görmezden gelerek devam ediyorlar.
Yasalarda çocuğun tanımı ve hakları bellidir. Çocuklarsa toplumların geleceğidir; sağlığa, eğitime eşit koşullarda sahip olması, kollanıp korunması, yetiştirilmesi, geleceğe hazırlanması gerekir.
Vahşi kapitalizmin doruk noktasına yaklaştığı bu durumda, bir avuç ultra zengin sınıfın çıkarı için dünyanın bütün kaynakları, doğası, insan emeği, en acımasız olanı çocuk emeği göz kırpmadan harcanıyor.
Sayılar çocuk emeği konusunda korkunç rakamlara ulaşmış durumda:
Türkiye’de çocuk işçiliği 2024’te
15-17 yaş grubu:
Toplam çocuk sayısı: 3.894.000 Çalışan çocuk sayısı: 869.000 Oran: %24,9
Erkek çocukların katılım oranı: %35,6 Kızlarınki: %13,7
Son4yıl (2021-2024)
15-17 yaş grubu çalışan çocuk sayısı:
520.000 – 869.000
TÜİK verilerine göre kayıtlı
15-17 yaş grup çalışan sayısı: 970.000
Mesleki Eğitim Merkezleri’ne
(MESEM) kayıtlı çocuk işçi sayısı: 540.000
Genel çocuk nüfusunun işgücüne katılım oranı:
Türkiye’de 0-17 yaş çocuk nüfusu: 21,8 milyon
15-17 yaş grubunda işgücüne katılım oranı %24,9
Bu da demek oluyor ki eğitim çağındaki çocukların yoksulluktan, gelir adaletsizliğinden çalışmak zorunda kaldığı bir durumdayız…
Tüm dünyada buna dur denmesi gerekiyor.
“12 Haziran Dünya Çocuk işçiliğiyle Mücadele Günü” Geleceğimiz için bugüne farkındalık yaratmak, bu konudaki emek örgütlerine destek vermek gerekir.
Emeğin hakkını alabildiği, savaşların bittiği, çocukların yeteneklerine göre yetiştirilerek, istedikleri gibi oynayabildikleri, ağız dolusu gülebildikleri bir dünya dileyerek bu konuda mücadele edenleri destekliyor, saygıyla selamlıyoruz.
MELEKSİMA ALP
İKİ ÇOCUK
İki çocuk yatmış, arabaların altına,
Cıvata sökmede yarışıyorlardı.
Öyle unutmuşlardı ki zamanı,
Ortalık karardığında anladılar,
Kilitli kaldıklarını.
Ertesi gün buldular
Ölü bedenlerini, saçılmış cıvataları.
Tanımıyorlardı daha,
Kapalı yerde egzoz gazını!..
Meleksima Alp

Elinize sağlık güzel bir yazı olmuş. Evet, Türkiye, bu çok önemli ‘Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’yi 1995 yılında imzalamıştır. Ancak ne yazık ki bu sözleşmenin ‘anadili’ konusundaki; 17., 29. ve 30.maddelerine de çekince koymuştur.
Her zaman olduğu gibi bu yazında çok güzel gerçekleri dile getirmişsin. Sevgiler ,Kalemine sağlık.
Elinize sağlık. Can alıcı bir sorun anlatılıyor. Çocuklar geleceğimiz. Toprağımızı, denizlerimizi harcadığımız gibi çocuklarımızı da harcıyoruz.
Alttaki şiir ise efsane.