Aşk bir ricadır

Reddedilemeyecek

Hışır hışır hışırdıyorum herkes bana bakıyor. Kumsalda başım önümde iki günlük kocamla yan yana yürüyorum. Dalgalar, kumlara bulanan ayaklarıma usulca çarpıp çıplak ve apak bırakıyor sonra geriye kaçışıyor; onlar gidince ayaklarım kumların arasında görünmez oluyor; minik dalgalar tekrar geliyor ve ayaklarımı tüm çıplaklığı ile ortaya çıkarıyor. Yaramaz dalgalarla oynaşan ayaklarıma gözümü dikmiş kumsalda yürürken hışırdamaya devam ediyorum. Kafamı kaldırmaya cesaretim yok çünkü kumsaldakiler bizi izliyor. Üstü çıplak erkekler ve bikinilerine sığmayan koca memeleri ile kadınlar uzandıkları şezlonglarından hafifçe doğrulup güneş gözlüklerini burunlarının üstüne indirerek hışırtının kaynağına; bana bakıyorlar. Ben ise haşemanın içinde hışırdıyorum, iki günlük kocamın elini tutmaya çekiniyorum, beni sarıp sarmalamasını ne kadar çok istiyorum oysa.

Bize uygun bir yer değil burası fakat tutturdu Antalya’da otelde kalacağız diye. İstanbul’daki yeni evimizde geçirseydik balayımızı keşke.

Boş bir şezlong bulup atıyoruz kendimizi oraya. Denizde balon gibi şişer şimdi bu haşema.

“Ben girmeyeceğim denize.”

İki günlük kocam ısrar etmiyor.

“Haklısın şişer balon gibi.”

Denize atlıyor. Hem ben yüzme bilmiyorum. Kumsalda oturup onu bekliyorum. Bizim köyün erkekleri çılgın Homurlu Deresinde öğrenir yüzmeyi, biz kızlar sadece ayaklarımız sokarız buz gibi akan Homurlu’ya. Denizden çıkınca hemen kurulanıp giyiniyor.

“Hadi gidelim, dükkânlar kapanmadan mayo alalım sana, olmaz böyle. “

“Mayo giyemem günah.”

“Artık günahın bana yazılıyor, evleninceye dek babaya sonra kocaya yazılırmış, hesap bana yazılacak bundan böyle.”

“Dalga geçme.”

Geldiğimiz yoldan geri dönüyoruz hışır hışırım. El ele tutuşamıyoruz çok utanıyorum.

“Her şeyin bana yazılsın çünkü seni çok seviyorum.”

“Ayıp.”

“Senin için yaptığım onca şeyin hatırına hadi.”

Yerden göğe kadar hakkı var, 25 yıllık ismini değiştirdi benim için; Satılmış. Büyük dedesinin adını vermişler; Satılmış, dağ gibi adammış derlerdi, pek de yakışıklıymış, yiğitliğini, sevdasını, kahramanlıklarını anlata anlata bitiremezlerdi, benim için vazgeçti atasının adından. Yeni ismine çok alışamadım iki günlük kocamın. O da dağ gibi ve çok yakışıklı, dedesine çekmiş ama bu devirde Satılmış ismi kalmadı ki. Çocukken uydurduğum tekerleme gelir aklıma hep, o ismi duyunca. Dibimde yürüyor şimdi. Çocukken de böyleydi. Dibime dibime girerdi. Satılmış, satılmış kaç paraya diye dalga geçerdim yine de ayrılmazdı peşimden. Okumaya kente gittiğinde bile ansızın karşımda bitiverir, ardım sıra dolaşırdı. Satılmış, satılmış kaç paraya der kovalardım gitmezdi yine de. Evleneceğiz seninle derdi çok seviyorum seni.

Adı Satılmış olan biriyle ölsem evlenmem, kimin karısısın? Satılmış-ın. Neyse ki beni kırmadı değiştirdi. Fakat bir türlü yeni ismine alışamadım, iki günlük kocamın. Oysa şimdikini ben seçip koydum, artık ona Satılmış demeyeceğim, nüfusta da değişti.

“Tamam, dedim. Ben de senin için mayo giyeceğim.”

Herkes bana bakıyor. Sözümü tutamadım, mayo ile kendimi hayal bile edemiyorum. Şimdilik. Yeni haşemam biraz pahalı ama satıcı hışırdamayacağının, denizde şişmeyeceğinin garantisini verdi, özel bir kumaşı varmış, terletmiyor, su geçirmiyormuş. Kumsalda yürüyorum satıcı doğru söylemiş, bu kez hışırdamıyorum. Yine de güneş gözlüklerini burunlarının üstüne indiriyor ve bize bakıyorlar.

“Çok güzelsin de ondan,” diyor üç günlük kocam.

Evet, çok güzeliz. El ele tutuşmaya utanıyorum, boş bir şezlong bulup atıyoruz kendimizi oraya. Hemen denize koşuyoruz.

Su birden derinleşiyor.

“Güven bana, diyor.”

 Arkama geçiyor, koltuk altımdan kavrıyor.

“Haydi, ayaklarını havaya kaldır, ben tutuyorum seni.”

“Ya boğulursam?”

“Ben izin vermem sıkı sıkı tutuyorum seni.”

Yavaşça ayaklarımı kaldırıyorum

“Tut bak, sıkı tut.”

“Korkma.”

Bacaklarımı bütünüyle uzatıyorum ileriye, başım göğsüne yaslı koltuk altımdan sımsıkı kavramış beni, kollarımı ve ayaklarımı denizin içinde oynatıyorum “çırp şimdi ayaklarını” diyor, şıp şıp çırpıyorum.

Ayaklarım yerden kesiliyor, başımı göğsüne yaslıyorum, üç günlük kocamın. Eski adı Satılmış, yeni adına alışamadım.

Ayşenur Baran

Haziran 2025