Baharların sonudur sanmayın. Sararan yapraklarıyla vedalaşan dallar, elbiselerini üzerinden çıkarıp atan ağaçlar, artık yüzümüzü okşamayan rüzgâr, gün be gün huysuzlaşan hava, özlediğimiz yağmurlar, kısalan günler, uzayan geceler, ümitlerimizi hayata geçiren yarınlar hepsinin adıdır sonbahar.

“Düşen bir yaprak görürsen beni hatırla demiştim, biliyorsun seni ben sonbaharda sevmiştim” der özlem dolu o şarkı. “Eylül de gel okul yolu sensiz ölüm kadar sessiz” diye seslenir sevdalı. Kara kışın önündeki son duraktır sonbahar. Kederi, ümitsizliği, çaresizliği, düşen yapraklar gibi tek tek atma mevsimidir. Zaman süpürür gider hepsini farkına varmayız; sevgiyi, mutluluğu gelecek baharlarda ararız.

Kurtuluş destanımızın yazıldığı, ülkemizin düşman işgalinden kurtuluşunun kutlandığı, Türk devletinin Cumhuriyetle taçlandırıldığı mevsimdir sonbahar.

Ben severim sonbaharı. Yazın bir süreliğine durgunlaşan sosyal hayat eylül de yeniden canlanır. Yeni eğitim ve öğretim yılının başlangıcıdır eylül. Caddeler, sokaklar eli okul çantalı, kitaplı çocuklar ve gençlerle en güzel günlerini yaşar. Çiftçinin de mutlu olduğu mevsimdir sonbahar. Düğününü, türlü cemiyetlerini ürünlerinin kazancıyla sonbaharda yapar. Üniversiteler kayıtlara başlar, kazananlar kalacak yurt ya da ev bulma telaşındadırlar. Mezun olanlar bir işe yerleşme isteğiyle başvurularını yaparlar. Bazı meslek gurupları devletin atamasını ümitle bekler sonbaharda.

Sergileri, kermesleri, konferansları, fuarları başlatan; sosyal yaşama can katan; zamanın karşı konulamaz akışı içinde son güneşli günlerin yaşandığı, ne terlediğimiz ne de üşüdüğümüz, ‘iyi ki varsın’ların hakim olduğu sevgili sonbahar.

Ekim, kırmızı beyazın ayı; en büyük bayramımız Cumhuriyet Bayramı’nı coşkuyla kutladığımız, evlerimizi, iş yerlerimizi, resmi kurumlarımızı cadde ve sokaklarımızı bayraklarla donattığımız, Ata’mızın Türk milletine emanetini ilelebet koruyacağımıza ve yaşatacağımıza ant içtiğimiz ay. Yağmurlarının bereket getirdiği, renklerinin doğaya hayat verdiği; öğretmenlik mesleğinin kutsallığının dile geldiği, Çocuk Kitapları Haftası’nın dünyaca kutlandığı; can dostlarımız hayvanlara sevgi ve korumanın öneminin vurgulandığı, sarı ve kahve tonlarıyla eşsiz manzaralar sunan, şemsiyeyi, paltoyu dolaplardan çıkaran Ekim, sonbaharın ortanca çocuğu.

Senden sonra gelen kasımda, içimizi üşüten soğuk, çiçeğe duran rengârenk kasımpatılar ve Ata’mızın ulusuna vedası var. Kasımpatılar kabrine bırakılırken gözyaşları sel olur akar. Her sene 10 Kasım’da saat dokuzu beş geçe çalan sirenlerle Türk milleti Atası’nı saygı, sevgi ve özlemle anar. Sonbaharın vedası kasım… Sen de hüzün var.

Eylül, ekim, kasım senin çocukların sonbahar.

Sarı ayvan, kırmızı narın, pembe üzümün süsler pazar tezgâhlarını. Pazar gezmenin keyfini doya doya sende yaşarız. Kışlık yiyeceklerin kurutulup hazırlandığı yegâne zamandır. Sanata, sanatkâra ilhamdır. Dillerde dolaşır durur unutulmaz şarkıları. Bazen içli bir beste, bazen ödüllü bir tablo, bazen bir ozanın mısraları, bazen de bir öykünün satırlarında bizimle yaşayandır. 

Kış günlerini, sonbaharın serin rüzgârlarıyla karşılamaya hazırlanırken; merhaba sonbahar, hoş geldin.

Düşen yapraklardan ibret alıp hayata sıkıca tutunmalı. Yitip gidenlere değil kazanımlarımıza sarılıp senin renklerinle yaşamalı hayatı. Dostları sevgiyle kucaklamalı, sevgiyi tüm dünyaya dağıtmalı. Nasıl renklerden ilk beyaza vermişlerse sırayı, mevsimlerin de ilki sen olmalı.

Meltem Pirlibeylioğlu