İlahi Komedya, kuşkusuz ki İtalyan edebiyatının ve hatta dünya edebiyatının en ünlü eserlerinden birisi. Hatta kimi yazarlara göre İlahi Komedya ‘Hiper Klasik’ bir eser.  Orta Çağ ile Rönesans arasındaki geçiş döneminde yazılan bu eser edebi açıdan bir başyapıt olduğu gibi felsefi bir metin aynı zamanda.

Dante İlahi Komedya’da, ölümden sonra ruhun durumunu araştırır ve bireylerin eylemlerine göre uygun ceza veya ödül aldıkları ‘İLAHİ ADALET’ anlayışını tasvir eder. Dante bunu yaparken, özellikle Thomas Aquinas’ın Summa Theologiae’sinden türetilen ‘Thomist Felsefe’ olmak üzere Orta Çağ Katolik teolojisi ve felsefesinden yararlanır. Thomist Felsefe, 13.yy’da Thomas Aqunias’dan türetilmiş olup, Katolik Hristiyanlığın entelektüel içeriğini dile getirmeyi amaçlayan felsefi ve teolojik fikirler bütünüdür. Genel yönelimi itibariyle Thomizm, kadim bir felsefi gündemle meşguldür ve Yunan düşüncesinin (özellikle Aristoteles düşüncesinin) ve Yahudi Hristiyan dini öğretilerin sentezine dayanan kapsamlı, şüpheci olmayan ve gerçekçi bir yanıt sunduğunu iddia eder. Saint Thomas, Aristoteles felsefesinin esaslarını alarak ve Hristiyanlığın dogmalarını tatbik ederek, özellikle Aristoteles’in madde–form karşılaştırmasına dayanarak baba–oğul inancını ve Hz. İsa’nın çeşitli cisimlerde yansıması fikrini felsefi yönden temellendirmeye çalışmıştır.

İşte Dante’nin İlahi Komedya’daki İlahi Adalet tasvirini anlamak için Aqunias’ın etik anlayışı ile Aqunias’ın çokça etkilendiği Aristoteles’in etik anlayışının temel prensiplerini bilmek önemlidir.

Aristoteles etiğinin ana prensibi; ‘mutluluğun bütün insanlar için nihai hedef olduğu, insanı mutlu kılacak şeyin ise iyilik olduğu’dur. Platon dahil tüm Yunan düşünürlerinin kabul ettiği bu düşünce- ki Yunan felsefesinde mutluluk ‘Eudaimonia’ olarak adlandırılır- Aristoteles etiğinin de temelini oluşturmaktadır. Platon’un ahlak anlayışı gibi Aristoteles’in ahlakı da bir mutluluk ahlakıdır. Çünkü insan bireylerin ve bir bütün olarak toplumun iyiliğini, mutluluğunu amaçlar. İnsanın tüm eylemleri bu en yüksek hedefin elde edilmesine yönelmiştir.  Aristoteles biri “etik erdemler” diğeri aklî yani “dianoetik erdemler” olmak üzere iki tür erdemden söz eder. Biri insanın aklî yaşamına işaret ederken öteki gündelik yaşamdaki davranışlarına ilişkindir. Aristoteles’in önerdiği doğru yaşam, erdemli bir yaşam olmaktadır.  Etik Erdemler; Adalet, cesaret, ölçülülük, cömertlik, dostluk gibi iki aşırı uç arasındaki doğru ortayı, altın oranı bulmaktan meydana gelen erdemlerdir. Dianoetik Erdemler (Bilgelik Erdemleri) ise; Entelektüel faaliyete bağlı olan ve şeylerin niçin olduklarını anlamak ve keşfetmekle belirlenen erdemlerdir. Bu erdemler teorik bilgelik ile belirlenen erdemlerdir. Etik erdemler insanın günlük yaşamındaki davranışlarına ilişkinken, dianoetik erdemler bilim ve sanat vb. gibi akli ve pratik uğraşlarla ilgilidirler. Dolayısıyla Aristoteles’e göre erdem salt ahlaki bir durum değil, aynı zamanda bilgi ve bilgelikle içli dışlı bir şeydir.

Thomas Aqunias etiği ise görünüşte birbirinden farklı en az iki geleneğin birleşmesini içerir. Aristotelesçi ‘Eudaimonizm’ ile Hristiyan Teolojisi. Aqunias, bir eylemin iyi ya da kötü olduğunu, tüm insan eylemlerinin hedeflediği gerçek insani amacımıza katkıda bulunup bulunmadığına veya bizi bu amaçtan alıkoyup koymadığına göre düşünürken Aristoteles’i takip eder. Ancak ona göre mutluluğa ulaşmak, mutluluğun doğasını anlamamızı, onu güvenilir ve tutarlı bir şekilde aramamızı sağlayan bir dizi entelektüel ve ahlaki erdem gerektirir. Öte yandan Aqunias, bu hayatta asla tam ve nihai mutluluğa ulaşamayacağımıza inanır. Ona göre nihai mutluluk, Tanrı ile doğaüstü bir birleşmeden oluşur. Böylesi bir amaç doğal yeteneklerimizle ulaşabileceğimizin çok ötesindedir. Bu nedenle yalnızca erdemlere değil, aynı zamanda Tanrı’nın doğamızı dönüştürmesine, onu mükemmelleştirmesine veya ‘tanrılaştırmasına’ da ihtiyacımız vardır. Böylece ilahi mutluluğa katılmaya uygun hale geliriz. Aqunias erdemi çok çeşitli şekillerde tanımlar. Çok genel bir tanıma göre; bir etkeni uygun işlevini veya hareketini gerçekleştirmeye hazırlayan bir alışkanlıktır. Aklın insanların uygun işleyişi olduğunu bildiğimizden, erdemin bizi iyi akıl yürütmeye hazırlayan bir alışkanlık olduğu sonucu çıkar. Aqunias tüm bu düşünceleri tartıştığı eseri Summa Theologiae’da insan iyiliğinin göstergesi olan bir dizi erdemden söz eder. Bunlar; basiret, adalet, ölçülülük ve cesarettir. Aqunias’ göre bunlar temel erdemlerdir.

Özge Parlak, İlahi Komedya: Xxvııı-Xxxııı-Xxxıv Sayılı Kantolarla Dante’nin “Cehennem”inde Adalet Kavramı ve  “Contrapasso ” Yasası (DTCF Dergisi 56.1 (2016): 100-123 sy.) adlı makalesinde, yukarıda belirttiğimiz iki temel yaklaşımın İlahi Komedya’daki adalet anlayışını nasıl etkilediğini şöyle anlatmıştır; “Dante’nin İlahi Komedya’daki adalet anlayışının şekillenmesinde Kitab-ı Mukaddes’in yanı sıra Thomas Aquinas’ın Summa Teologica adlı eseri gibi teolojik kaynakların ve Vergilius’un XI. kantoda dile getirdiği üzere, Aristoteles’in Nikomakhos’a Etik adlı eseri gibi felsefi, mitolojik ya da edebi nitelikli eserlerin etkisinin de oldukça güçlü olduğu vurgulanması gereken bir gerçektir. Ceza kavramına ahlâk cephesinden yaklaşan Aristoteles, bireylerin günahlardan ve kötülüklerden uzak durması için lanetlenme, ayıplanma düşüncesinin yeterli olmayacağını, mutlaka ceza tehdidiyle karşı karşıya kalmaları gerektiğini savunur. Aristoteles’e göre kanunlar gerekli, hatta zaruridir; çünkü toplum hoş sözlerden ve ahlaki erdemden çok ceza tehdidine itaat etme eğilimi içindedir. Bu bağlamda ceza, toplumları ıslah eden bir tedbir olarak algılanmalıdır. Bununla birlikte Aristoteles’in adalet anlayışı, tıpkı ondan esinlenen Dante’de de gözlendiği üzere, salt bireyleri cezalandırmaya yönelik değil, suçu işleyenin verilen ceza aracılığıyla kendisini eğitmesini sağlamaya yöneliktir.”

Dante, İlahi Komedya’da ahlak anlayışlarını en temel hatlarıyla belirttiğimiz Aristoteles ve Thomas Aquinas dışında birçok başka filozoftan da etkilenmiştir kuşkusuz. Hatta etkilendiği ya da kıymetli bulduğu birçok yazarı, şairi, filozofu, Hristiyan olmadıkları için Cennet’e koymamış, Limbus’a yerleştirmiştir. Çünkü Limbustaki ruhlar erdemli ancak vaftiz edilmemiş ruhlardır. Dante’nin -bu yazının da konusu olan- etik anlayışının oluşmasındaki en önemli figür olan Thomas Aquinas ise tabii ki Cennet’de karşımıza çıkar. Yazıyı Thomas Aqunias’ın, Cennet X. Kanto’da Dante’ye seslenişiyle bitirelim.

İçlerinden biri dedi ki:

‘’Sevdikçe büyüyen gerçek sevgiyi

tutuşturan o bağışlayıcı ışık, öyle ışıyor ki

çoğaldıkça sende,

kimsenin çıkmadan aşağıya inemediği

bu merdivenden yukarı götürüyor seni;

susuzluğunu giderecek şarap testisini

senden esirgeyecek kişi, özgür olamaz

denize akması engellenen bir sudan.

Sana gökyüzüne çıkma gücü sağlayan

Güzel kadını sevgiyle saran bu çiçekleri,

Hangi bitkilerin verdiğini öğrenmek istiyorsun.

Domenico’nun kutsal sürüsünde

bir kuzuydum ben de, yoldan sapmadıkça

iyi beslenilir bu sürüde.

            Sağımda bana en yakın kişi

kardeşim ustam oldu, adı Alberto, doğumu Cologna,

Aquino’lu Thomas benim adım da.

KAYNAKÇA