Sesine martılar konmuş ahu bergüzârsın sen,
Türkü dokur gerdanına vapurlar desen desen.
Geceyi füsunkâr eyler alaca ışıkların –
Yangını mıdır yaşamın fani koşturmasının.
Pürtelâş sokaklarında kalabalık yalnızlık,
Çığlıkların sessizliği yırtsa da ıslık ıslık.
Kimi için dam – lokma arası durak sayısı,
Kimine güllü, bülbüllü Sadabad’ın kapısı.
Ağırlanır misali “öteki”; kör vicdan yoksul,
Göçebe çocuk yüzünde yaşlı kirsin İstanbul.
Bilsinler meydanlarında yükselir artık Bâbil,
Kendi kendine el olmuş, yetmiş iki din ve dil.
Kimliğimin puslu evi; şehri hayaletlerin,
Aynasısın sularında yiten tüm suretlerin.
Şiirler süzüyor ıssız yaralarından şair,
Yine sen anlat İstanbul; ne varsa sana dair.
Tuba Tanrıverdi

Adını söylemesen bile İstanbul olduğunu bileceğimiz bir şiir, kutluyorum!…
İstanbul’u çok güzel anlatmışsın
Çok teşekkür ederim.