Oto sanayiindeyiz. Elinizde benim gibi bir klasik varsa ustalar yoldaşınız olur. Sahibem Maişe Hanım’a Hilmittin Usta’nın söylediğine göre şanzıman dağıtmışım. Böyle olacağı belliydi. Çoğu kez sinyal verdim bu minvalde ama Maişe Hanım kulak asmadı. Anlayışı kıttır biraz. Üçten beşe ikiden dörde fütursuzca vitesimi değiştirip durur. Maişe Hanım’ın beni hoyratça kullanmasından bitap düştüm. Bana da yazık. İyi dayandım vallahi. Şu liftte biraz dinlenmek bana iyi gelecek.

Biraz ondan bahsetmek istiyorum. Sahibemden yani. Motorlu taşıt ile sahipleri arasındaki münasebetin kapalı kapılar ardında yaşanmasından ikrah geldi. Vallahi ayıp günah demeyeceğim anlatacağım. 79 yaşına gelmiş klasik bir arabayım. Övropalıların oldtime dedikleri cinsten.

Sahibem Maişe Hanım’ın duyguları çok hızlı vites değiştirir. Gönlü her şeye çabuk düşer, zor kopar. Hayır, ne hali varsa görsün diyeceğim de onun kederi benim akslara da yansıyor. Bir gün beraber uçurumdan yuvarlanacağız diye ödüm sıdıyor. Çok nasihat ettim dinletemedim.

“Yaşadıklarımın sorumluluğunu alacak bilinçteyim Kado. Ayrıca bir motörden nasihat alacak kadar da aciz değilim. Var git yoluna” dedi. Söylemeyi unuttum Maişe Hanım bana Cadillac’dan mülhem Kado der.

Üzüldüm üzülmesine de bizim üzüntü insan taifesinin üzüntüsüne benzemez. Çabuk geçer. Maişe Hanım altı ay kadar oldu, bir ecnebiye vuruldu. O gün bugün bizim şanzımanda sıkıntılar başladı. Ha dağıldı ha dağılacak derken bugün buradayız işte.

İlk görüşte vurulmuş göya. Yekten aşka inanmam ben. Belki doğrudur bilemem. Hariçten gazel okumayayım şimdi. Ne de olsa bir motörüm. Benimki izlenimci bakış açıcı veyahut zandır.

Maişe Hanım’ın aşk-ı nagah diye nitelendirdiği bu durum, takriben bir ay kadar sürdü. Ah o bir ayda şu deri koltuklarımın dili olsa da anlatsa çektiklerini. Yalnızca bendenizin içinde aşkı çeşmini saklamaz feryat figan ağlardı. İç dış yıkamaya çok para verdi bu gönül macerası sırasında.

“Kado, ne kadar ısrar etsem de gelmiyor yanıma. Ne olurdu şurada yanımda otursa bir gün. Sürsem ücretsiz duble yollarda uzaklara doğru. Benzinimiz bitse kalsak yollarda.”

Böyle derdi hep. İnsanoğlunun bu kaos sevdasını hiç anlamam. Bizler düzen severiz. Düzenimizi de genelde sizler bozarsınız. Hiç yollara suç atmayın. Her yolun ayrı sürüşü var.

“Kado, gözlerini bir görsen. Bakışları beni vecde getiriyor. Hâlbuki şahsiyeti benden o kadar uzakta ki.”

Bana dert yanıyor ama nasihat de istemiyor. Kesin ikizler burcu olmalı sahibem. Bu konuda nasihat de veremem. Bizler vecde gelmeyiz. Her ne kadar Maişe Hanım’ın perişanlığını görsem de bazen şu fani ömrümde bir kere de ben ilk yakışta far ile vecde gelsem diye düşünmüyor değilim.

Hilmittin Usta ile konuşma uzun sürdü. Çayın peşine kahve içiyorlar. Liftten konuşmaları duyamıyorum. Gerçi sahibem her şeyi çok uzatır. Şaşırmamam lazım. Muhterem beyefendisi gideli altı ay oldu hala aklından çıkaramıyor. Çok uzattı bu meseleyi. Geçen gün rüyasını anlattı bana.

“Sezon bitmiş, hava soğumuş. Küçük bir sahile iniyorum. Sular çekilmiş. Yüzeyde yazdan kalan dubaların halatları var. Suya ayağımı sokuyorum. Soğuk havaya rağmen su öyle ılık ki. Mayomu getirmemişim yanımda. Çünkü deniz mevsimi çoktan geçmiş. Sahilin tenha bir köşesine gidip iç çamaşırlarımla giriyorum usulca. Bir an önce derine dalmak istiyorum. Mayomun olmadığı belli olmasın diye. Çünkü ayıplarlar beni. Dalamıyorum. Sular çekilmiş iyice. Yüzeyde kulaç atmak istiyorum. Halatlar elime dolanıyor bu kez. Güç bela kıyıya dönüyorum. Kado, ne dalabiliyorum ne kulaç atabiliyorum ama o kadar özlemişim ki denizi, bu kadarı bile iyi geldi.”

Bilinçaltı depolarından gelen sembolik ifadeler bunlar.  Bir an önce bilinçaltı da kopsa şu ecnebiden.  Neyse ne aman.  Maişe Hanım’ın aşk hayatına lüzumundan fazla ilgi gösterdim. Benim derdim bana yeter. 79 Model Cadillac olarak lafzımın şu devirde ne ehemmiyeti olur ki? Dağılan şanzımanım toplansın yeter.

Başka müşteri de yok ama o da ne? Üzerinde ilk sahibinden temiz acil satılık 89 model Anadol yazan bir vasıta girdi. Ciks gibi. Yakıyor mübarek. O nasıl far öyle. Bir dakika yahu elektrik aksamıma bir haller oldu durup dururken. Kayış kopmak üzere.  Bizim modellerde parça toplamak çok zordur. Dağılırsam biterim. Hilmittin Usta yetiş!

Ayşe Türkay Yiğit