Evin hanımı öldükten sonra, “Şimdi bize ne olacak?” diye endişelenmeye başlamıştık. İlk günlerde taziyeye gelenler oldu. Korktuğumuz gibi bizimle pek ilgilenen olmayınca, önce bir rahatladık. Hatta duvarda asılı duran çalar saat, öyle derin bir nefes aldı ki takılı olduğu çividen bir santim yana kaydı.
İlk sözü, mutfakta duran, bir ayağı diğerinden kısa kırık sandalye aldı:
“Arkadaşlar, bu kadar kalabalık içinde, sakat olduğum hâlde kimse ‘atın bunu’ demediğine göre telaşa mahal yok.”
Herkes tehlikenin geçtiğine dair bir şeyler söyleyip birbirini teselli etti. Bu eve ilk geldikleri zamanı anlattılar. Çocukların birer birer gidişini, evin beyinin Hayriye Hanım’a yaptıklarını, sonunda bu evde hanımlarıyla baş başa kalışlarını… Bir tür arınma gecesi gibiydi. Aralarında altmış yılı devirmiş olanlar vardı. Geliş sırasına göre büyüğe saygı, küçüğe anlayış gösterildi.
Aralarında konuşmayan biri vardı. Yıllar önce hanımların babası Şakir Bey’in Avrupa’dan getirdiği ayaklı dikiş makinesi… Poplin Hanım. Onun bu eve geldiği yıl, bu kumaştan yapılan kıyafetler modaydı. Eve girdiği gün, üzerinde janjanlı ambalaj kâğıdından bir kıyafet, belinde fiyonk şeklinde kırmızı bir kurdele vardı. Eve girişi, neredeyse bir düğün töreni gibiydi.
Hanımın gelinliği bile kutusundan kafasını uzatıp boynunu büktü. Bir anda rengi birkaç ton soldu. Kıskançlığın sahibine nasıl zarar verdiğini görüp şaşırmıştık.
Birden, tiz sesiyle duvara dayalı, kenarı yanık ekmek tahtası söze girdi:
“Arkadaşlar, beni dinleyin. Yakında bu evi tamamen boşaltacaklar. Dün akşam üzerimde hamur yoğuran Nesibe Hala’dan duydum. Hayriye Hanım’ın oğlu, ‘Bu evde ne varsa çöp,’ demiş. Şu hayhuy bitsin, evi tadilata sokup badana boya yaptıracakmış. Eşyaları da yenileyecekmiş.”
Evin içine bir uğultu yayıldı. Kimse kimseyi dinlemiyordu. Her biri, yangında kurtarılacak ilk eşyanın kendisi olduğuna inanıyordu.
Yerde yatan, püskülleri dökülmüş, havı azalmış, rengi solmuş halı bağırdı:
“Olmaz öyle şey! Bizi kullanılmış mendil gibi atamazlar!”
Ekmek tahtası acı acı güldü:
“Niye kardeşim? Sen de bir eşyasın, mendil de. İnsanoğlunun işine yaramıyorsak, hizmet etmiyorsak öyle bir atarlar ki…”
O ana kadar sessiz kalan, geldiği günden beri herkese tepeden bakan dikiş makinesi konuştu:
“Lütfen kendi adınıza konuşun. Beni kendinizle bir tutmayın. Burada herkes bir yerlere gidebilir ama ben kalırım.”
Ekmek tahtası başını salladı:
“Fakirin eşyasına çöp derler, zengininkine antika. Belki birlikte olursak kaderimiz değişir.”
Önce homurdanmalar yükseldi. Sonra sessizlik çöktü. Belki aramızdan birkaçımız gidecek, ses çıkarırsak ilk bizi atacaklar korkusuyla herkes sustu. Herkes eski yerine döndü ve beklemeye başladı.
Bir hafta sonra, evin önündeki çöp kutusunun yanında, en altta masa ve gardırop; üstlerinde ekmek tahtası, iskemle ve çalar saat, belediye kamyonunu bekliyorduk.
Kamyon sokağın başında durdu. Metal kapağın gıcırtısı, içimizden birinin canı yanmış gibi titretti hepimizi. Üzerimize başka evlerden çıkan döküntüler savruldu. Kimimiz kırıldı, kimimiz sustu.
Tam o sırada pencereden bir ses yükseldi:
“Bekleyin, durun! Dikiş makinesini unutmuşuz!”
Ama kamyon çoktan hareket etmişti. Ses, evin içinde kaldı.
Dikiş makinesi evde kaldı.
Tadilat başladı. Ustalar girip çıktı. Duvarlar boyandı, yerler değişti. Eski eşyaların bıraktığı boşluklar kapandı. Yeni eşyalar geldi. Ev yeniden doldu.
Dikiş makinesi bir köşede kaldı. Kimse ona dokunmadı. Günler geçti, kimse yerini sormadı.
Bir temizlik günü,
“Bunu da atalım,” dediler.
Merdivenlerden indirirken, yılların ağırlığına alışkın gövdesi bu aceleye dayanamadı. Basamaklardan aşağı yuvarlandı.
Çıkan ses, evin içinde kısa bir an dolaştı.
Sonra kapı kapandı.
Özgül Ovacık

Üstünde yaşanmışlıkları taşıyan eşyaların hep anlatacakları vardır. Ne kadar da güzel dillenmişler bu öyküde.
Bu öykü, eşyalar üzerinden insanın unutulma korkusunu ve zamanın acımasız ilerleyişini çok güçlü bir şekilde anlatıyor. Geçmişin ve emeğin değerinin nasıl kolayca gözden çıkarılabildiğini çarpıcı biçimde hissettiriyor. Çok beğendim. Emeğinize sağlık Özgül Hanım.
Cokguzelve öz bir hikaye adeta yaşadim
Çok güzel, akıcı bir öykü, keyifle okudum. Kalemin çok iyi, yenilerini bekliyoruz. Sevgiler
Harika bir anlatım ve özgün bir konu olmuş. Yazarın yüreğine kalemine sağlık.
Çok güzel ve net bir anlatım ile birlikte farklı bir konu içeren bir öykü olmuş, bir nefeste okudum. Yazanın ellerine, yüreğine sağlık.
Harika bir anlatım.Yazarımızın ellerine saglık
Teşhis ve İntak sanatı çok güzel, sade ve akıci bir biçimde kullanılmış. Tebrik ederim. Yazar, insan hayatının ve anıların ölüm ile yüzlesmesini ve sonrasında hayatin devam ettiği gerçeğini zarif bir şekilde anlatmış. “Fakirin eşyasına çöp, zengininkine antika derler. Belki birlik olursak kaderimiz değişir.” cümlesi vurucu, siyasi dokundurma da var. Yazarın kalemine sağlık.
İçten bir o kadar sıcacık bir hikaye, kaleminize sağlık..
“Fakirin eşyasına çöp, zengininkine antika derler. Belki birlik olursak kaderimiz değişir.” Yalın ve çok güzel bir anlatım, kutluyorum…
Eşyalara can vermişin ..Müthiş betimlemeler var..kapitalim tarihleri yok ediyor …güzel gönderme olmuş..devamını bekliyoruz!
Sade ve bir o kadar akıcı. Yaşanmışlıklarla dolu ve dokunaklı bu öykü için yazarına çok teşekkürler
Bu kadar az sözcükle böylesine çok şey anlatmak. Tebrikler
Bilirsin ama dile getiremezsin. Ruhun, kalbin en can alıcı yaşamaya dair gerçekliği ince kıvrak zekasıyla harmanlamış yazar. Kalemine sağlık çok akıcı akıldan atamıyacağım bir hikaye heybemde aldım kendime.
Bambaşka bir bakış açısıyla, yalın bir dille, yaşamımızda bize hizmet eden varlıkları konuşturmuş burada yazar. Bizi beklemediğimiz bir yerden sarsmak istemiş olmalı. Bana alan sağlayan, anlarımı anlamlı kılan, yaşanmışlıklarımı üzerinde biriktiren eşyalarıma, hayatımdaki hareketli/hareketsiz tüm varlıklara bakışım daha da derinleşecek artık. Onların enerjisinin farkındaydım ancak yeteri kadar hakkını veremediğimi fark ettim bu kısa ve özlü öykü sayesinde. Hiçbir şeyin tam anlamıyla farkına varamadan önünden geçip gittiğimiz, ekrandan kaydırdığımız, anları, ilişkileri, hatıraları heba ettiğimiz bu çağda ihtiyacımız olan derin bakışı hatırlattığı için teşekkür ederim sevgili yazarımıza.
#np
Sade ama başarılı. Elinize sağlık.
Çalışmalarınızı keyifle takip ediyorum. Doğrusu hayal dünyama terapi gibi geliyor..
Çok keyifli bir hikaye. Bazı hikayeleri içselleştiririz. Bu hikaye de bunlardan birisi olmuş.
Çok dokunaklı, çok derin anlamlar barındıran bir öykü. Yazarın kalemine sağlık