Dairenin kapısı açıldığında içeriden şarkı mırıldanarak çıkan Candan’ın üzerindeki pastel pembe montu göz alıcıydı. Kapısını kilitleyip çıkarken karşı dairesinde oturan Nalan göründü. Koyu gri montunun fermuarını kapatmaya çalışıyordu söylenerek. Az önceki Candan’ı hoplatan kapı sesi ondan geliyordu. Her ikisi de asansöre yöneldiler. Yedi katlı binanın beşinci katında oturuyorlardı. Nalan sert bir hareketle asansörün çağırma düğmesine bastı. O sırada Candan gülümseyerek başını hafifçe öne eğdi ve selam verdi. Nalan zoraki bir gülümsemeyle cevap verdi. Candan, Nalan’ın biraz keyifsiz olduğunu görünce tatlı bir ses tonuyla sohbet başlattı;
– Günaydın!
– Günaydın!
– Nasılsınız?
– İyi olmaya çalışıyorum, ama hiç kolay değil.
– Canınızı sıkacak bir şey mi oldu yoksa?
– Gece güzel bir uyku çekemeyince böyle oluyor tabii. Duvarlar o kadar ince ve ses geçiriyor ki, uykuya geçmek çok zor, hadi daldınız diyelim bir süre sonra uyanmayacağınızın garantisi yok. Aşağıdan yukarıdan yandan sürekli sesler geliyor ve uyutmuyor. Sonuç olarak sabah iyi hissetmenin imkanı yok.
– Biraz müzik açarak daha az etkilenebilirsiniz belki.
Bu sırada asansör kata gelmişti, ancak yerle aynı seviyede değil biraz daha aşağıda durduğunu görünce Nalan’ın söylenme konusu değişti, apartman sakinlerinin duyarsızlığına ek olarak yönetimin de iş bilmezliği katıldı şikayet konularının arasına;
– Kaç kere bu şekilde oldu, her seferinde uyardım bir gün bozulacak, birileri asansörde kalacak diye ama kimsenin umurunda değil.
– Tamir için birilerini çağırdılar aslında, yeni bakım yapıldı diye biliyorum.
Candan’dan önce girip bir yandan “0” tuşuna sert şekilde bir kaç kez basarken bir yandan da diğer elini sallayarak hiç inanmadığını göstermekteydi. Kaşlarını çatmış halde söylenmeye devam ediyordu:
– Hiç inanmıyorum, gelseler bile öylesine bakmışlardır yoksa bu şekilde durmazdı.
– Yönetime sorarız, olmazsa yeniden bakarlar, hatalı durduğunu söylersek belki servisi tekrar çağırırlar. Sonuçta çoluk çocuk da kullanıyor. Risk almak istemezler.
– Kimse sorumluluğunu yerine getirmiyor. Yine aynı şey olacak bence. Kayda değer bir olay olmadan gerçek anlamda ilgilenmeyecekler, söyledi dersiniz.
Asansörün kapısı kapanırken bir yere sürtünme sesi çıkarınca Nalan eliyle kapıyı gösterirken konuşmasına devam etti;
– Duydunuz mu? Normalde bu sesin çıkmaması lazım. İster misiniz bir de asansörde kalalım, olmayacak şey değil.
– Yok canım şimdi aklınıza getirmeyin böyle şeyleri, güzel güzel iniyoruz işte, kötüyü çağırmayın bence.
Candan sözünü bitirir bitirmez asansör ani şekilde durdu. İlk etapta birbirlerine şaşkınlıkla baktılar. Sonrasında Candan gülmeye başladı, sanki birisi onların konuşmasını duymuş gibi başlarına gelen komik gelmişti. Oysa Nalan hiç de onun gibi düşünmüyordu başlarına gelenle ilgili, bağırmaya başladı panik halde,
– Gördünüz işte, nasıl oldu söylediğim, üstelik de ben asansörde olduğum sırada. Sonra söylenince kızıyorlar, oysa her zaman en kötüyü düşünmek gerek. Anlatamıyorum bunu kimseye.
– Telaş etmeyin lütfen, şimdi yardım butonuna basarız.
– O da bozuktur, bir işe yaramayabilir.
– Yok merak etmeyin. Şimdi basıyorum butona.
Bunları söylerken bir taraftan yardım butonuna basıyordu. O sırada Nalan avazı çıktığı kadar bağırmaya yardım çağırmaya başladı, ilk şaşkınlık ve kızgınlığın ardından paniğe kapılmıştı. Bir yandan kapıyı yumrukluyordu.
– Kimse yok mu? Asansörde kaldık, yardım edin.
– Tamam, duyarlar şimdi, sakin olun.
– Nasıl sakin olayım, biraz daha kalırsak oksijen bitecek havasızlıktan öleceğiz.
– Yok o kadar kısa sürede bitmez, birazdan gelir birileri.
– Kim gelecek, ara kattayız duymaları çok zor.
– Buton çalışıyor, gelirler şimdi, telaşlanmayın.
– Onlar gelene kadar bir şey olur da yere çakılırsak.
– Olur mu canım o kadar da değil, sadece arada kaldı.
– Hiç sanmıyorum, gün kötü başladı ve devam ediyor, korkarım bu şekilde devam edecek.
– Öyle olmayacak, güvenin bana, birazdan çıkacağız buradan.
– Ne kadar zaman geçti kimsenin geldiği gittiği yok görmüyor musunuz?
– Yavaş yavaş nefes alıp vermeye çalışın, kolonya vardı çantamda.
Bu sırada çantasındaki kolonyayı çıkartıp açtı ve Nalan’a uzattı, biraz alıp koklamasına rağmen paniği geçmemişti. O sırada dışarıdan sesler gelmekteydi. Candan alt kattaki komşusunun sesi olduğunu fark etti.
– Bakın ses geldi dışarıdan, duydular bizi.
– Onlar ne yapabilir, sadece burada olduğumuzu biliyorlar o kadar.
– Olsun işte, haber verirler, yardım çağırırlar.
– Kim bilir ne zaman gelir asıl yardımcı olabilecek kişiler.
– Acil durum ekipleri vardır, hatta belki apartman görevlimiz bile kurtarabilir.
– Boş verin canım o kendi işini bile düzgün yapamıyor.
– Sanmam yardımsever ve çalışkandır.
– Aynı kişiden mi söz ediyoruz.
Görevlinin sesi geldiğinde Candan başıyla işaret etti dışarıyı,
– İşte geldi bile, mutlaka çözüm bulacaktır. En azından servisi arar.
– Umarım dediğiniz gibi olur, ben umutlu değilim.
– Aşağıdaki asansör idare kutusundan düzelteceğini söylüyor.
– İnanmayın, o ne anlayacak bu işten.
– Bekleyip görelim, siz sakin olun artık kendinizi boşuna üzüyorsunuz.
– Öyle olsun, göreceğiz.
Asansör önce yerinde hopladıktan sonra aşağıya doğru inmeye başlamıştı. Zemin kata indiğinde Candan bir “ohh” diyeceklerini düşünerek rahatlamıştı. Bu kısa sürede ne kadar gerildiğini ve komşusunun olumsuz düşünceleriyle mücadele ederken yorulduğunu fark etti. Kapı açılınca Nalan hızla apartmanın kapısına yönelince arkasından seslendi,
-İyi günler!
Cevap homurtulu bir şekilde geldi,
-Böyle başlayan bir gün nasıl iyi olabilir.
-İyi düşünce ile!
Berin Alpar

Ben böyle birini tanıyorum😑
O insanı boğan kötümserlik çok iyi yansıtılmış, güzel olmuş.👍👏