Tam üzerinde yanan floresanın ışığı gözlerini kamaştırdı.. gözlerini tekrar kapadı, yan döndü nevresimsiz battaniyesini yavaşça yana attı. ayaklarını aşağıya uzatırken sessiz olmaya çalıştı.. erkendi, koğuşta herkes uyuyordu.. ışıkların sürekli yanması iyiydi, gece rahatça kitap okurdu.. ranzaların ikinci katını severdi.. her zaman avantajlı diye düşünürdü.. kimse düzelttiğin yatağa oturamaz, inip çıkarken de hareket edersin, kitapların üstünde durur, kimse ellemez derdi alt yatakta niye yatmıyorsun diyenlere.. saat kaçtı acaba? İndi, alt katta yatan Diyarbakırlı Derman’ın saatine baktı.. şimdi gardiyan gelir diye düşündü.. hazırlanmaya başladı sessizce.. yerde yatan iki kişinin arasından geçip dolaba ulaştı, akşamdan hazırladığı küçük çantasını aldı.. zaten yolda hazırlıksız yakalanıp getirildiği ve hiç ziyaretçisi gelmediği için çok bir eşyası yoktu.. kapı açıldı, gardiyan tahliye diye seslendi.. Sivaslı Mahmut başını kaldırıp çıkınca ararım abi deyip uykusuna devam etti.. normalde tahliye olurken yatak yastık battaniye depoya götürülürdü ama yerde yatanlar olduğu için kimseden bunu istemiyorlardı.. boşalan yere hemen birisi geçiyordu.. kapıya emanetin önüne geldiklerinde montunu ve elektrikli diş fırçasını alacağı için çok mutluydu.. diş fırçasını elektrikli olduğu için montunu da gardiyan montuna benziyor diye içeriye almamışlardı.. Gardiyan döndü ”bugün Pazar, emanete bakan arkadaş yarın gelecek” dedi, devam ettiler.. öfkelendi ama kime ne diyebilirdi ki.. işin kötüsü dışarıda kar yağıyordu buram buram.. gardiyan askere teslim etti, kapıya kadar askerle gitti.. asker geçmiş olsun diyerek demir kapıyı açtı.. dışarıdaydı özgürdü güldü, kahkaha attı.. koyu yeşil kazağı, elinde torbasıyla kar yağışının altında komik mi acınası mı olduğunu bilemedi..
Dolmuş durağı cezaevinin tam karşısındaydı.. cezaevine gelirken bunu fark etmediğine şaşırdı.. sonra düşündü, polis aracında hava kararırken getirilmişti, etrafa bakmak aklına bile gelmemişti.. boş dolmuşa bindi, şoförün arkasındaki koltuğa oturdu.. çıkışta teslim aldığı az bir paradan bir kağıt parayı cebinden çıkarıp dolmuş şoförüne uzattı.. düşündü, dolmuşun nereye gittiğini de bilmiyordu.. son durak neresi diye sordu.. genç dolmuşçu “Pendik abi.. ama ben senden para almam, gördüm şimdi cezaevinden çıktın”dedi.. ısrar ettiyse de genç dolmuşçu parayı almadı.. derin nefes aldı, nereden nereye diye düşündü.. başını cama yasladı gözleri kapandı…
Yıllar önce bekçilik yaptığı dağdaki otelin bahçesindeydi.. etrafta ev olmadığı için yakındaki köye alışverişe giderdi.. fırının aracı da geçerken ekmek bırakırdı.. yine yoğun karın yağdığı bir gün kedi miyavlaması duymuştu.. etrafa bakındı, kedi yoktu ama acı acı miyavlamasını duyuyordu.. sonra bahçe kapsının orada yavru kediyi gördü.. titriyor ürkek adımlarla ona geliyordu.. o adım atınca da kedi geriye kaçıyordu.. döndü mutfağa gitti.. kedinin yiyebileceği ucuz peynir vardı kutuda.. küçük bir tabağa bir parça peynir biraz da suyundan koyup peyniri ezdi, tabakla bahçeye çıktı, kedi yine yoktu.. seslendi seslendi sonunda yavru kedi çıktı yaklaştı.. tabağı bıraktı, geriye çekildi. kedi adım adım tabağa kadar geldi, koklamaya başladı.. diliyle dokundu, önce yavaş sonra hızlı vücudu titreyerek peynirin bir kısmını yedi.. yavaşça yaklaşıp kediye dokundu, kedi tısladı ama kaçmadı.. biraz uğraştıktan sonra eline alıp içeriye, klimanın altına götürdü, havluyla tüylerini kuruladı.. kedi rahatlamış, sıcakta uyuklamaya başlamıştı bile.. sonraki günler tavuk ciğeri süt gibi şeylerle kediyi beslemeye başladı.. kedi o kadar akıllıydı ki banyo giderine çişini yapıyordu.. hava düzelsin kum koyarım diye düşündü.. sezon yaklaşırken otel sahibi çıktı geldi.. etrafı inceledi, memnun görünüyordu.. “temizlik yapacak kadın ayarla köyden” dedi.. lobide kediyi görünce sinirlendi “sokma buralara böyle hayvanlar bit pire olur nasıl temizleriz” diye azarladı.. canı sıkılsa da adama hak verdi, kediyi mutfağın arkasına götürdü, yatacağı yeri ayarladı ama kedi alıştığı yeri istiyordu hep otelin kapısında miyavlıyordu.. otel sahibi mart ayının serin bir sabahında kediyi bağırır görünce önce ona bağırdı, hakaretler etti.. böyle bir oteli var mıydı, acımış işe almıştı, hayvan barınağı mıydı burası, şükürsüz” dedi.. sonra da küçük kediye bir tekme attı.. kedi ciyaklayarak yükseldi taşların üstüne düştü.. o an gözleri karardı.. “ulan, asgari ücret bile vermiyorsun vicdansız, muhtacım diye her şeyine katlanıyorum, kediye niye vuruyorsun?” her zaman cebinde taşıdığı bağ bıçağını çekti, otel sahibine salladı.. neresine geldiğini fark etmedi.. kaç kez salladığını da hatırlamıyordu.. adam sesizce inleyip yere düştü.. hızla otele girdi.. montunu aldı, bir çantaya iki üç parça eşyasını koydu.. otelin kapısından çıkarken adamın kıvrandığını gördü, durmadı, hızla koşarak yola çıktı, yakındaki ilçeye doğru yürümeye başladı.. başını çevirip son kez otele baktı.. bahçe kapısının önündeki kedi ona bakıyordu..
Temel Terzi
