EŞREF YILDIRIM’IN “O GÜN ÇOK YAĞMUR YAĞDI” SERGİSİ ZİLBERMAN İSTANBUL’DA

Zilberman İstanbul, Eşref Yıldırım’ın “O gün çok yağmur yağdı” başlıklı kişisel sergisini 14 Mayıs-18 Temmuz tarihleri arasında sanatseverlerle buluşturacak.
Eşref Yıldırım’ın “O gün çok yağmur yağdı” sergisi, kayıp kavramını yalnızca bireysel bir deneyim olarak değil; kaybın bedenlerde, mekânlarda ve imgelerde bıraktığı izlerin etrafında şekillendiriyor. Yıldırım’ın geçtiğimiz yıl kaybettiği köpeği Yağmur’un ardından şekillenmeye başlayan sergi, üretim süreci boyunca ailesinden bir kayıp daha yaşamasıyla birlikte bir yas alanına dönüşüyor. Bu alan, kaybı temsil etmeye çalışmaktan çok, onun gündelik hayatta bıraktığı boşluklar, tekrarlar ve kırılmalar ekseninde ilerliyor. O gün çok yağmur yağdı, kaybı yalnızca eksilme üzerinden ele almayan; yasın bireysel olduğu kadar kolektif bir dayanışma biçimi olabileceği düşüncesini merkezine alan bir anlatı olarak var oluyor. Yıldırım, hatırlama edimini, yalnızca geçmişe dönük bir eylem olarak değil, aynı zamanda birlikte var olabilmenin ve kaybın etrafında yeni bağlar kurabilmenin ihtimalleri üzerinden bir araya getiriyor.
Kaynak: https://www.artfulliving.com.tr/
YAZAR-EDİTÖR SOHBETLERİ’NİN MAYIS BULUŞMASINDA, SEMA KAYGUSUZ İLE EZGİ HAMZAÇEBİ, BİR ARAYA GELİYOR

Yıkımın ve eksik kalmanın rejim haline geldiği teknofaşist bir çağa uzanan romanın merkezinde kışkırtıcı bir sohbet gerçekleşecek. Canavarların Vaatleri kitabıyla çağdaş edebiyat eleştirisine felsefi bir kapı aralayan Ezgi Hamzaçebi’nin katkısıyla yeni bir sorunun peşindeyiz: Düzene musallat olan kimdir?
Sema Kaygusuz Edebiyatın çeşitli türlerinde eserler verdi ve anlatılarında insan merkezli bakış açılarına itiraz eden bir yaklaşımı benimsedi. Eserleri, hafıza, ekofeminizm, insanın ruhsallığı ve egemen tarih dışında bireylerin öznel tarihlerini de kapsamaktadır. Kitapları farklı dillere çevrildi, birçok ödül aldı ve uluslararası alanda yayımlandı. Son kitabı Saf Canavar Nisan 2026’da yayımlandı.
Ezgi Hamzaçebi Yüksek lisansını Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nde ekoeleştiri üzerine, doktorasını ise Türkçe feminist spekülatif kurmaca üzerine tamamladı. Çalışmaları çeşitli akademik dergi ve derlemelerde yayımlandı; Sosyal Bilimler Ne İşe Yarar? kitabının eş editörlüğünü üstlendi. 2019’dan bu yana Özyeğin Üniversitesi’nde ders vermekte, feminist spekülatif kurmaca, canavar çalışmaları ve ekoeleştiri alanlarında araştırmalarını sürdürmektedir. Mart 2026’da Hara İstanbul’da açılan “Canavarların Vaatleri” sergisinin küratörü, aynı adlı kitabın (Metis, 2025) yazarıdır.
Kaynak: https://www.edebiyathaber.net/
ARIANE KOCH’UN ‘MİSAFİR’İ RAFLARDA

Arka Kapaktan
Büyük bir evde tek başına yaşamak, zamanla evin içinize yerleşmesi gibidir. Odalar genişler, sessizlik kalınlaşır; üçgen dağ, pencereden her gün aynı şekilde bakar.
Sonra biri gelir.
Davet edilmemiş ama içeri alınmış. Yabancı mı, misafir mi? Belki de ikisi. Kadın onu izler, düşünür, ölçer. Giderek daha yakından. Giderek daha tehlikeli bir dikkatle. Bu ilgi nerede biter, saplantı nerede başlar?
Sonra roller değişir. Bu sefer kadın yolculuğa çıkar. Artık o, kapıda bekleyen kişidir. Yani bir misafirdir. İşte bu tersine dönüş, romanın özünü oluşturur. Ariane Koch bu dönüşümü, aidiyet ve yabancılık, ev sahibi ile misafir ilişkisinde kimin gücü elinde tuttuğu, kimlik ve asimilasyon ve bir mekânın insana dayatması –ya da insanın bir mekâna dayatması– üzerine derin sorular sormak için kullanır.
Eleştirmenler tarafından Kafka’yı çağrıştıran gerçeküstü ve felsefi atmosferiyle övgüyle karşılanan roman, konukseverliğin iktidarla, yabancılığın kimlikle ve evin hapishaneyle ne zaman iç içe geçtiğini soruyor.
Özgün mizahı ve olağanüstü cümle düzeyindeki yazarlığıyla dikkat çeken ve kıymetli çevirmen Regaip Minareci’nin Türkçesiyle dilimize kazandırılan roman, 2021’de aspekte Edebiyat Ödülü’nü kazanmış, 2022’de ise Rauriser Literaturpreis’ta kısa listeye girmiştir.
Kaynak: https://www.ayrintiyayingrubu.com/
LA GRAZİA MUBİ’DE GÖSTERİMDE

Sarayların ve başkanlık konutlarının görkemli duvarları arasında geçen Paolo Sorrentino imzalı bu şık drama babalık, miras ve şüphe üzerine düşünüyor. Venedik’te En İyi Erkek Oyuncu ödülü kazanan Toni Servillo, ağır bir ahlaki ikilem altında ezilen siyasetçi rolüyle büyülüyor.
Filmin konusu şöyle; Mariano De Santis, İtalya Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı’dır. Dul ve dindar bir Katolik olan Mariano De Santis, kendisi gibi hukukçu olan kızı Dorotea ile birlikte yaşamaktadır. Görev süresinin sonuna doğru son bir sorumlulukla karşı karşıyadır; iki hassas af dilekçesi hakkında karar vermek. Bu davalar onu, kişisel hayatıyla iç içe geçmiş ve görünüşte birbirinden ayrılamaz gibi görünen derin ahlaki ikilemlerle karşı karşıya bırakır. Şüpheler içini kemirirken, hukuk, adalet ve sorumluluk sorularıyla boğuşur. Sonunda, resmi görevleri ile özel hayatı arasındaki gerilimi dokunaklı bir şekilde ortaya koyan bir karar verir.
Kaynak: https://www.beyazperde.com/, https://mubi.com/tr/tr
MELİSA UZUNARSLAN VE CEM BABACAN “İKİ SES TEK HİKÂYE” İLE SAHNEDE

Keman virtüözü, besteci ve solist kimliğiyle dikkat çeken Melisa Uzunarslan ile genç konser piyanistlerinden Cem Babacan, 15 Mayıs Cuma akşamı saat 20.00’de Grand Pera Tarihi Bina sahnesinde gerçekleşecek “İki Ses, Tek Hikaye” başlıklı özel resitalde aynı sahneyi paylaşmaya hazırlanıyor.
Keman ve piyanonun diyalogundan doğan bu özel konser, klasik müzik repertuvarını çağdaş bir anlatıyla buluştururken; iki sanatçının yorum gücünü ve yaratıcı dünyasını tek bir hikayede bir araya getiriyor.
Program, Johann Sebastian Bach’ın ikonik “Chaconne”undan başlayarak Melisa Uzunarslan’ın içsel yolculuk temalı sonatına, Joaquín Rodrigo’nun zamansız “Adagio”sundan yeniden Uzunarslan’ın melankoli, mekân ve hatıra izleri taşıyan bestelerine uzanıyor.
Zaman zaman çatışan, zaman zaman birbirine karışan iki ayrı ses; konser boyunca tek bir anlatının parçasına dönüşüyor.
Kaynak: https://www.birgun.net/
KARDEŞ TÜRKÜLER’DEN BARIŞ KONSERİ; ‘YAN YANA’ TEMASIYLA HARBİYE’DE

30 yılı aşkın süredir Anadolu’nun farklı kültürlerini müzik ve dansla buluşturan Kardeş Türküler, 11 Haziran’da Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Tiyatrosu’nda konser verecek. Barış vurgusuyla ve ‘Yan Yana’ temasıyla düzenlenecek gecede çok sayıda sanatçı ve kültür topluluğu da sahnede olacak.
Grup, gelenekselleşen Harbiye konserlerini bu yıl “Yan Yana” temasıyla sürdürecek. Konserde Candan Erçetin, Mine Koşan, Songül Öden, Deniz Barut ve Erol Babaoğlu da sahne alacak.
Geceye ayrıca İstanbul Kafkas Kültür Derneği, Kırşehir Belediyesi Abdallar Topluluğu, Sayat Nova Korosu ve Boğaziçi Üniversitesi Folklor Kulübü performanslarıyla eşlik edecek.
Türkçe, Kürtçe, Ermenice, Çerkesçe, Arapça ve Süryanice eserlerin yer alacağı konser, Anadolu’nun kültürel çeşitliliğini müzik ve dans aracılığıyla sahneye taşıyacak.
Kardeş Türküler, konseri yalnızca bir müzik etkinliği değil; “yan yana gelmenin, birlikte söylemenin ve birlikte nefes almanın alanı” olarak tanımladı.
Kaynak: https://artigercek.com/
DUA LİPA’DAN TEKNOLOJİ DEVİNE DAVA: ‘FOTOĞRAFIMI İZİNSİZ KULLANDILAR’

Dünyaca ünlü pop yıldızı Dua Lipa, televizyon ambalajlarında fotoğrafının izinsiz kullanıldığı iddiasıyla Samsung’a 15 milyon dolarlık dava açtı.
BBC’nin haberine göre dava, 8 Mayıs’ta ABD’nin Kaliforniya eyaletinde açıldı. Dava dilekçesinde, Samsung’un ülke genelinde satılan bazı televizyon modellerinin ambalajlarında Lipa’nın yüzünü izinsiz kullandığı ifade edildi.
Şikayet dilekçesinde, “Samsung ambalajları, ürünleri tanıtmak ve satmak amacıyla Lipa’nın başarısından uygunsuz şekilde yararlanmak üzere tasarlandı” ifadelerine yer verildi.
Dilekçeye göre söz konusu fotoğraf, şarkıcının 2024 yılında Austin’de düzenlenen bir festivaldeki performansı sırasında çekildi. Fotoğrafın telif hakkının ise Dua Lipa’ya ait olduğu belirtildi.
30 yaşındaki sanatçının avukatları, Samsung’a telif hakkı ihlalinin durdurulması yönünde yapılan uyarıların sonuçsuz kaldığını savundu.
Dua Lipa’nın daha önce iş birliği yaptığı markalar arasında Puma, Versace, Saint Laurent, Apple, Porscheve Chanelyer alıyor.
Sanatçı, son albümünü 2024 yılında yayımlamıştı.
Kaynak: https://www.evrensel.net/
