vitrinlerin parlak ışığıyım şimdi
atlas kumaşı tutan kusursuz omurga
rutubetli bir bodrumdur hafızam Dakka’da
henüz onunda bir çocuğun,
– belki Ferid belki Amara;
titreyen parmak uçlarından geçtim geldim

kayıp hayaller üfledi o parmaklar gizli dikişlerime
sağır eden makinelerin gürültüsünde
gözleri kapanmasın diye direnen inat
ve ekmeğin buğusu sindi ilmeklerime
okul bahçesinde koşması gereken ayak izleri

kaldırın kadehlerinizi hanımlar beyler
ışıltılı zırhlarınızda çalınmış uykular
ve ödenmemiş hakların ağırlığı var
tam kalbinizin üzerinde duruyor
bir çocuğun nasır tutmuş parmak izi

güle güle giyiniz küresel zincirlerinizi