Çok acı çekmiş bir çocuk çıkacak zulamdan ağzı yüzü fakfon
Külüstür bir Tanrı’ya düz kontak çekip süreceğim maviliklere
Düşeşe zar atıp kırdıkça pulumu, kapanan kapılara kırıldıkça kalbim
Çürümüş bir mermiyi süreceğim namluya, sessizliği bozmak için.

Hayatımdan hiç memnun değilim, tutmasan kapaklanırım
Yuvarlanırım kesildikçe kanayan ekmekler gibi önüne
Sesinin renginde bir elma soyuyorum durmadan enine
Dikine yüzüyorum bileklerimi, damarlarım dal budak içinde.

Her şair günün sonunda ölümü düşünür, her şiir yazıldığı ân eskir
Ne güzel güldün o gün bu gülüşten yaşama gidilir
Çok acı çekmiş fakfon çocuklar da belki bir gün sevilir
Sevmek belki de ölmekten caymanın en ağır bedelidir.

Bir ladin dalı, üç karga ve bir kadın yaşamaktan memnun
Yeni başlayan bir yazı söyler tomurcuklanan ağzıyla
O ladinin dalına assa beni sakallarımdan üç karga
Ayaklarım gökyüzüne yakın, başım tomurcuklara.