Merhaba, adım İrem. İzmir’de yaşıyorum. On birinci sınıf öğrencisiyim. Henüz on altı yaşında, bu konuya kafa yoracağımı düşünmezdim doğrusu. Tıpkı başka ülkelerde yaşayan yaşıtlarım gibi ben de filmlerden, yeni bir albümden, ilgi çekici kitaplardan, gündem olan magazin haberinden veya dünya çapında yankı bulan spor müsabakalarından bahsetmek, fikir alışverişi yapmak, isterdim. Fakat Ülkemizin içinde bulunduğu koşullar, beni bugün beyin göçünü tartışmaya yönlendiriyor.

İstemesem de zaman zaman kendi geleceğim için başka bir ülkeye taşınmayı düşünüyorum. Çünkü göç konusu, ülkemizin geleceği için kaygı verici bir boyuta ulaşmış durumda. Türkiye’nin gelecek vadeden aydın, eğitimli ve başarılı gençlerinin geleceklerini yurt dışında aramaları, uzun süreli eğitim gerektiren mesleklerde -doktorluk, mühendislik, öğretmenlik gibi- donanımlı birey sayısını azaltarak ülkemizin gelişimini tehdit ediyor.

Peki, neden yurt dışına gitmeyi düşünüyoruz? Çünkü biz gençler, daha iyi şartlarda eğitim görmek, tamamlamak, eğitimini aldığımız meslek dalında iş bulma kaygısı taşımamak, hak ettiğimiz kazanca ulaşmak, iş yerinde insani çalışma koşullarına sahip olmak, kendimizi her anlamda güvende hissetmek, haklarımızın korunacağından emin olmak, istiyoruz. Daha çağdaş ve demokratik haklara sahip bir ülkede yaşamak, gelişimimizi özgürce sürdürebileceğimiz bir ortam arzuluyoruz.

Aslında doğup büyüdüğümüz toprakları terk etmek istemiyoruz. Çünkü bu topraklar bizlere, Atatürk ve silah arkadaşları ile yüzbinlerce şehit ve gazinin emaneti olarak görüyor, bu emanete sahip çıkmayı bir sorumluluk biliyoruz. Çünkü onlar, yıkılmak üzere olan bir imparatorluktan yepyeni, bağımsız bir Cumhuriyet yarattılar ve bunu, zorlu şartlarda altında, , umutsuzluğa kapılmadan başardılar. Bu yüzden biz de ülkemizin içinde bulunduğu zorlu koşullar karşısında, ümitsizliğe kapılmamalıyız. Bu ülkeden vazgeçmemeliyiz. Aynı mücadeleyi sürdürmemiz gerektiğine inanıyorum. Bu durum ne yazık ki günümüzde Türk gençliğinin yaşadığı bir ikilem olarak karşımızdadır. Umut ve umutsuzluk arasında savrulan ruhumuz yara bere içindedir. Dilerim ki, en kısa zamanda toplumca el ele bu ve benzeri sorunları atlatıp Atatürk’ün bizlere hedef olarak gösterdiği muasır medeniyet seviyesine gelmek için çabalar ve gerekli adımları atarız.

İrem Kocaman