YUNANİSTAN SİNEMASI GÜNLERİ ÜÇÜNCÜ KEZ İSTANBUL’DA

Yunanistan’dan EMEIS Kültür Kolektifi ve Türkiye’den İstos Film ile İstos Yayın’ın ortaklığında üçüncüsü yapılacak Yunanistan Sineması Günleri, 3 Aralık’ta Pera Müzesi’nde başlıyor. Tüm gösterimlerin ücretsiz olacağı etkinlikte 8 Aralık’a kadar 80’ler ve 90’lar Yunanistan sinemasının ödüllü filmleri, Türkçe ve İngilizce altyazılı gösterilecek.

Yunanistan Sineması Günleri’nin açılışını, Pantelis Voulgaris’in dokunaklı spor draması ‘9 Numaralı Forma’ (The Striker With Number 9) yapacak. 1988’de Berlin Film Festivali’nde Altın Ayı için yarışan, Selanik Film Festivali’nde En İyi Kurgu ve En İyi Ses ödüllerini alan film, Yunan futbolunun şiirsel ve gerçekçi bir portresini sunuyor. Menis Koumandareas’ın aynı adlı romanından uyarlanan ve yetenekli ancak hırsıyla kendi kendini yok eden futbolcu Vasilis (Bill) Seretis’in hikâyesini anlatan ‘9 Numaralı Forma’, futbol dünyasının görkemli görüntüsünün ardındaki yozlaşmış mekanizmayı da gözler önüne seriyor.

Kaynak: https://artigercek.com


  • ELİF ŞAFAK’IN ‘ON DAKİKA OTUZ SEKİZ SANİYE’ ROMANI FİLM OLUYOR

Yazar Elif Şafak’ın Booker Ödülü’ne aday gösterilen ve İstanbul’daki seks işçilerini anlatan ‘On Dakika Otuz Sekiz Saniye’ romanı filme uyarlanıyor. Roman, insan beyninin ölümden sonra 10 dakikadan daha uzun süre canlı kaldığı fikrine dayanıyor. İstanbul’da yaşayan Tekila Leyla adındaki seks işçisi de öldürüldükten sonra 10 dakika içinde tüm geçmişini ve anılarını hatırlamaya başlıyor. Variety‘nin haberine göre film, Madrid merkezli ISB Films ve Türkiye’den Limon Film tarafından çekilecek. Filmin yapımcılığını üstelenen ISB Films’in diğer projeleri arasında ‘The Movie Teller’ ve ‘The Winter of the Crow’ yer alıyor.

ISB Films CEO’su Ursula Romero’nun projeye ilişkin açıklaması şöyle: “ Uluslararası bakış açımızı ve finansman kaynaklarımızı Limon’un Türk kültürü ve prodüksiyonu hakkındaki derin bilgisiyle birleştirmekten heyecan duyuyoruz. Bu iş birliği, Şafak’ın eserinin uyarlamasını yükseltecek yaratıcı vizyonların eşsiz bir birleşimi olacak.”

Kaynak: https://www.edebiyathaber.net


  • CAMBRİDGE SÖZLÜĞÜ, 2024’ÜN KELİMESİNİ SEÇTİ: MANİFEST

Cambridge Sözlüğü, 2024 yılının kelimesi için “manifest“te karar kıldı. Ünlülerin ve sosyal medyanın etkisiyle popülerleşen kelime, hedeflere ulaşmak için hayal kurma ve olumlu düşünceye dayalı bir pratiği ifade ediyor. Yıl boyunca “manifest” kelimesi Cambridge Sözlüğü’nün en çok aranan terimleri arasında yer aldı.

Dünyanın dört bir yanında yayın yapan köklü sözlük markaları, o yılın değerlendirmesini yaparken “yılın kelimesini” seçmeyi bir tür gelenek hâline getirmiş durumda. Kimi zaman sözlük editörlerinin karar verdiği kelime, kimi zaman da halk oylaması tarafından belirleniyor.

İngiliz sözlük yayıncısı çarşamba günü yaptığı duyuruda, müzisyen Dua Lipa gibi ünlü isimler tarafından popüler hâle getirilen “manifest” kelimesini, yılın kelimesi olarak seçtiğini açıkladı.

Sözlük, “manifest” kelimesini “istediğiniz bir şeye ulaştığınızı hayal etmenize yardımcı olacak görselleştirme ve olumlama gibi yöntemleri, bunun gerçekleşme olasılığını artıracağı inancıyla kullanma pratiği” şeklinde tanımlıyor.

Kaynak: https://kayiprihtim.com


  • TÜRKİYE’NİN 2025 OSCAR ADAYI ‘HAYAT’ FİLMİ NEW YORK’TA İZLEYİCİLERLE BULUŞTU

Türkiye’nin 2025 Akademi Ödülleri (Oscar) En İyi Uluslararası Film kategorisinde aday gösterdiği Zeki Demirkubuz‘un “Hayat” filmi, ABD’nin New York kentindeki Türkevi’nde izleyicilerle buluştu.

Basın mensupları, sektör profesyonelleri, akademi üyeleri ve sinemaseverlerin yer aldığı dünkü gösterime çok sayıda yerli ve yabancı davetli katıldı.

Türkevi’ndeki film gösterimine gelen isimlerin arasında Demirkubuz’un yanı sıra filmin başrol oyuncularından Cem Davran, bazı oyuncular ile Miss Turkey 2024 Güzellik Yarışması’nın birincisi İdil Bilgen de yer aldı. Gösterimin ardından Demirkubuz ve Cem Davran, basın mensupları ve katılımcıların filmle ilgili sorularını yanıtladı. “Hayat” filminin gösterimi, 16 Kasım’da Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın girişimleriyle California eyaletinin Los Angeles kentinde bulunan Sony Stüdyoları’ndaki “Hollywood-Türk Film ve Drama Günleri” etkinliğinde yapılmıştı.

Kaynak: https://www.birgun.net


  • GÖZDE BAYKARA’NIN SON DÖNEM ÜRETTİĞİ RESİMLERİNDEN OLUŞAN “YEDİ ÖLÜMCÜL GÜNAH” SERGİSİ MERKUR GALERİ’DE AÇILDI. SERGİ, 14 ARALIK’A KADAR GÖRÜLEBİLİR

Üretimlerinde cinsiyet aidiyetinden yola çıkarak toplumdaki kadın kimliğini sorunsallaştıran Gözde Baykara’nın Yedi Ölümcül Günah adını verdiği ve son dönemde ürettiği resimlerinden oluşan sergisi Hristiyanlıkta ölümcül olarak kabul edilen ve lanetlenen yedi günahtan yola çıkıyor. Kibir, açgözlülük, öfke, kıskançlık, şehvet, oburluk ve tembellik; bu yedi günahı referans alan bir atmosfer yaratmaya çalışan Baykara, kadını sadece erkek dünyasına hizmet eden seyirlik bir nesne olarak değil; femme fatale/ külkedisi arasında gidip gelen, çağdaş mitolojiyle uyum içerisinde olan düşsel ve günahkâr bir masal kahramanı olarak ele alıyor.

Serginin tanıtım metninde sanatçının resimlerine dair şu ifadelere yer veriliyor:

“Dünya var olduğundan bu yana, ‘Kadın’ çok güçlü bir imge şeklinde her yerde ve her zaman karşımıza çıkmıştır. Dört kutsal kitap, dört bir ağızdan, Adem’e yasak elmayı yedirdiği için hikâyesinden ve cennetinden kovulan Havva’yı betimlemiş; insanoğlunun varoluş nedenini, bu baştan çıkarıcı ve tehlikeli varlığın günahıyla taçlandırmıştır. Çoğu mitolojik efsanede “kadın” başroldedir; kadın uğruna fetihler yapılmış, tarih yazılmış ve yine aynı kadın uğruna savaşılmış, gerekirse ölünmüştür… Kıpkırmızı elmalar iştahla dişlenmiş, günaha girilmiş ve tövbeler edilmiştir!

Kaynak: https://artdogistanbul.com


  • SİNEMA VE PSİKOLOJİ: VAROLUŞÇULUK VE KARAKTERİN HİKÂYEYLE İLİŞKİSİ ETKİNLİĞİ 28 KASIM’DA MÜZE GAZHANE’DE

Oturma kapasitesinin sınırlı olduğu etkinlik için 23 Kasım saat 14:00 itibariyle Radar Türkiye uygulamasından kayıt oluşturabiliyor.  Etkinlik kapsamında, Varoluşçuluk kavramının sinemada ele alınış biçimi üzerine konuşularak, karakterin hikâyeyle kurduğu ilişkiden, karakterin perdedeki konumundan, sinemadaki imgenin izleyici tarafında nasıl okunduğundan ve gelenekselin ötesinde bakış açıları geliştirmekten ve queer okumalardan bahsedilecek.

İncelenecek filmler ise şunlar;

– Only Lovers Left Alive (Sadece Aşıklar Hayatta Kalır) (2013, yön. Jim Jarmusch)

– Tomboy (Erkek Fatma) (2011, yön. Céline Sciamma)

– En duva satt på en gren och funderade på tillvaron (İnsanları Seyreden Güvercin) (2014, yön. Roy Andersson)

Kaynak: https://muzegazhane.istanbul


  • ELİZABETH SANKEY’NİN ETKİLEYİCİ BELGESELİ “CADILAR” MUBI’DE

Elizabeth Sankey bir MUBI yapımı olan CADILAR (WITCHES) belgeselinde, annelik psikolojisi ile popüler kültürdeki cadı temsilleri arasındaki derin bağları keşfe çıkıyor. Dünya prömiyerini Tribeca Film Festivali’nde yapan ve gösterildiği birçok festivalde büyük ilgiyle karşılanan yapım, kişisel hikâyeleri kültür ve sinema tarihiyle harmanlayarak çok katmanlı bir anlatı sunuyor. CADILAR, 22 Kasım’dan itibaren MUBI’de izlenebilir.

Yönetmen, yazar ve müzisyen Elizabeth Sankey, kendi doğum sonrası kaygı ve depresyon deneyimini filmlerden kesitler ve bireysel hikâyelerle harmanlayarak, ruh sağlığı sorunları olan annelerin tarih boyunca nasıl damgalanıp yanlış anlaşıldığını gözler önüne seriyor. Aynı zamanda, kadınların hikâyelerini korkusuzca anlatabileceği bir cadı meclisi kurarak, kendi deneyimlerini sahiplenebilecekleri güçlü bir alan yaratıyor. Sankey’nin anlatıcı sesiyle birleşen bu çarpıcı kolaj, sadece duygu yüklü bir kişisel anlatı sunmakla kalmıyor, sinema sanatına eleştirel bir perspektif katarak feminizm tarihine derin bir içgörü kazandırıyor.

Bilgi için:mubi.com/tr

Kaynak: https://www.rotka.org


  • JOHN BERGER’İN YARANIN SAYFALARI ADLI KİTABI METİS KİTAP TARAFINDAN CEVAT ÇAPAN ÇEVİRİSİYLE YAYIMLANDI.

Tanıtım bülteninden: “On iki yaşımdan beri, yapabileceğim başka bir şey yoksa şiir yazarım. Şiirler bir çaresizlik duygusundan doğar. Güçlerinin kaynağı da budur. … Şiirler gerçekler karşısında çaresizdirler. Çaresizdirler, ama dayanıksız değillerdir, çünkü her şey onlara karşı direnir. Kararlara değil ama sonuçlara adlar bulurlar.”

John Berger’ın “Şiirler, Çizimler, Fotoğraflar 1956-96” alt başlığını taşıyan, yaşamdan, ölümden, zamanın geçişinden, basit şeylerden ve basit görünen çok önemli şeylerden bahseden kitabı Yaranın Sayfaları’nı Cevat Çapan çevirisiyle sunuyoruz:

Almakta da ustayızdır biz. / Yıldönümlerini alırız ayrılırken / tırnağın biçimini

uyuyan çocuğun sessizliğini / kerevizinizin tadını / ve süt için kullandığınız sözcüğü.

Tek kişilik yataklarımızda / şiirden ne anlarız ki biz?

Kaynak: https://www.edebiyathaber.net


  • NAOMI KLEIN’IN DOPPELGANGER – AYNA DÜNYAYA YOLCULUK ADLI KİTABI YKY TARAFINDAN EBRU KILIÇ ÇEVİRİSİYLE YAYIMLANDI

2024 Women’s Nonfiction Ödülü’nü kazanan Doppelganger, internetin aynalar dünyasındaki abartılı yansımaları, kaybolan gerçeklik hissinin yol açtığı baş dönmesini anlatıyor. Sosyal medyanın kör kuyularında saatler kaybeden, siyasetin günbegün kirlenmesini dert edinen kafa karışıklığı ve yılgınlık içindeki insanları bir an önce silkinmeye, birlik olmaya ve olumlu şeyler adına mücadeleye davet ediyor.

Şok Doktrini, Bu Her Şeyi Değiştirir ve No Logo gibi, belli dönemlere tanım getiren çoksatarların yazarı Naomi Klein tuhaf bir sorunla yüz yüze gelir: Kendisiyle aynı adı taşıyan ve fiziksel olarak ona benzeyen ancak büsbütün farklı düşüncelere sahip bir kadınla sürekli karıştırılmaktadır. Gittikçe büyüyen bu sorun karşısında yolunu kaybetme tehlikesi yaşayan yazar bir taraftan da şüpheli ikizinin takipçilerinin tehditleri ve aşağılamalarına maruz kalır. Kendini adeta tekinsiz bir “doppelganger” hikâyesinin içinde bularak insanların kolayca aşırı uçlara gitmesi, kimliklerin giderek tutarsızlaşması ve bölünmesi üzerine düşünmeye başlar. Böylece komplo teorilerinin havada uçuştuğu, sosyal medya fenomenlerinin nefret kusan aşırı sağ propagandacılarla birlikte saf tuttuğu, aşı-karşıtları ve demagogların ayna dünyalarında bulur kendini. Kanıksayıp bir parçası olduğumuz günümüz kültürünün üzerindeki örtüyü yavaş yavaş kaldıran Klein tarihin gerçeküstü bir anına tanıklık ettiğini fark eder. Bir yanda birer sanal marka haline gelmek için çırpınan, rekabetçiliğin, ayrımcılığın, iptal kültürünün katı bir bencilliğe sevk ettiği insanlar vardır. Bir yanda da yalanların daha da hızlı yayıldığı, her bir köşesinde demokrasinin ağır darbeler aldığı, iklim krizinin, savaşların hükmündeki bir dünya…

Kaynak: https://www.gazeteduvar.com.tr


  • ‘DUVARA BANTLANMIŞ MUZ’ 6,2 MİLYON DOLARA SATILDI

Maurizio Cattelan’ın ‘Comedian’ adlı eseri, New York’taki Sotheby’s müzayedesinde 800 bin dolardan başladığı açık artırmada 6,2 milyon dolara alıcı buldu.

DHA’da yer alan habere göre; Sotheby’s müzayedesinde yoğun ilgi gören eser için açık artırma, 800 bin dolardan başladı. Dakikalar içinde fiyat 2 milyon dolara, ardından 4 milyon dolara yükseldi. Müzayede yöneticisi Oliver Barker, satış sırasında “Bu fırsatı kaçırmayın, bu sözleri daha önce hiç söyleyeceğimi düşünmemiştim: Beş milyon dolar için bir muz!” dedi. Eseri kripto para platformu TRON’un kurucusu Justin Sun yaklaşık 5,2 milyon dolarlık teklifin üzerine 1 milyon dolar da müzayede komisyonu ödeyerek toplamda 6,2 milyon dolara aldı.

Sun açıklamasında, “Ben Justin Sun ve Maurizio Cattelan’ın ikonik eseri Comedian’ı 6,2 milyon dolara başarıyla satın aldığımı paylaşmaktan heyecan duyuyorum. Bu eserin gelecekte daha fazla düşünce ve tartışmaya ilham vereceğine ve tarihin bir parçası olacağına inanıyorum. Muzun sahibi olmaktan onur duyuyorum ve dünyanın dört bir yanındaki sanat meraklıları için daha fazla ilham ve etki yaratmasını dört gözle bekliyorum. Ayrıca önümüzdeki günlerde, bu eşsiz sanatsal deneyimin bir parçası olarak muzu bizzat yiyeceğim ve hem sanat tarihindeki hem de popüler kültürdeki yerini onurlandıracağım” ifadelerini kullandı.


  • ASLI ÖZGE’NİN SON FİLMİ ‘FARUK’, 39. VALENCİA FİLM FESTİVALİ’NDEN ÖDÜLLERLE DÖNDÜ

74. Berlin Film Festivali’nde dünya prömiyerini gerçekleştiren ve katıldığı birçok festivalden ödüllerle dönen Aslı Özge’nin yazıp yönettiği son filmi ‘Faruk’, İspanya’nın önemli film festivallerinden 39. Valencia Film Festivali’nde En İyi Film, En İyi Senaryo ve Dağıtım ödüllerini kazandı. Başkanlığını Fransa’nın önemli yapımcılarından Marie Balducchi’nin yaptığı jüri, ‘Faruk’a verilen ödüllerin gerekçesini şöyle açıkladı.

“Hem derinlemesine kişisel hem de evrensel bir yankı uyandıran bir film bulmak nadir bir durumdur. Oy birliğiyle aldığımız bu kararla, belgesel ve kurmaca arasındaki sınırları bulanıklaştıran olağanüstü bir çalışmayı alkışlıyoruz. Hikâye anlatım araçlarına hakimiyetiyle, yönetmen duyguları uyandırma ve hikâyesini derinlemesine yansıtma konusundaki ustalığını gözler önüne seriyor. Bu film, unutulmaz bir adamın sıra dışı ruhunu kutlarken bizlere hayatlarımıza ayna tutuyor. Onun sessiz direnci, kendi yaşam koşullarını aşarak hepimizde kalıcı bir iz bırakıyor.”

Kaynak: https://www.cumhuriyet.com.tr