Evet, o taşı ben aldım sakladım
ama ben atmadım dünyaya
Ben yıkmadım her şeyi
Erectus da bizimle yesin Sapiens de dedim hepimize yetecek kadar var
Neymiş biri yemiş sevmezmiş, diğeri yemişsiz yemez
Bunların derdi açlık değil
Anladım
O zaman şarkı söylemek lazım dedim ruhlarımız beslensin
Gürültü dedi biri, geri kalmış diğeri
En son, üç taş dedim kesin çözer bu işi, oyunsuzluk başa bela
Hile yapıyor dedi Erectus, Sapiens dedi mızıkçı

Başka ne yapabilirdim, sustum
Sustum bekledim
Yıllar boyu, asırlar boyu, çağlar boyu bekledim
O taşlarla neler yaptılar neler
Evler, surlar, tapınaklar
Köprüler, kemerler, yollar
Kaleler, kuleler, katedraller
Anıtlar, yazıtlar, lahitler
Bir de toplar tüfekler

En güzeli heykeller dedim, David’i gösterdim
burun çevirdiler
Bu kez minicik taşlar için kavgaya giriştiler
En parlak olanı, en nadir olanı, en sert olanı, en koruyucu olanı, en enerjik olanı
en en en…
Sonra en başa döndüler
Kalker taşından apartmanlar yapıp topluca içine girdiler
aynı epitel hücrelere döndüler
Ellerinde ışık saçan kuvars taşları
Aralarında duvarlar
Yalnız kalabalıklar
Kalabalık yalnızlıklar

Ondan sonra çok sürmedi
Gökten bir taş düştü
Taş üstünde taş bırakmadı
İnsan üstünde insan
Ne Erectus kaldı ne Sapiens
Ne David ne de bir şey
İşte bu bende kalan son taş
İnsanlığın mezar taşı

Evren Bay Şengül