Mayayı kavanoza, kavanozu da merdivenin altına, en karanlık kuytuya koydum. Hiç evde kendi mayanı yaptın mı? Kavanozun ağzına doktor eldivenlerinden geçiriyorsun, maya gazını bıraktıkça horozun ibiği gibi şişiyor. Gün gün takip etmen gerek. Bak bu çizgiler günleri gösteriyor.
Ekmek yapıyorum. Bu aralar mor un meşhur. Ben de kırmızı un üretmeye karar verdim. Vişne denedim olmadı. Pancar mora kaçtı. Kan koydum. Oldu. O gün karar verdim kocamdan ekmek yapmaya. Zaten mayalı hamur gibi bir adamdı.
Buğulu bir gökyüzü vardı o gün, evin her yanına yansıyordu. Duş almak istediğini söyledi. Küveti doldurdum. Zaten bizim giderler hep tıkalı olur. Açmaya uğraşma en sonunda ben boşaltırım, dedim. İçecek bir şeyler verdim. İçine de benim uyku ilaçlarından koydum. Suya doğru kayınca boğulmuş. Derin uykuda… Zaten suda ölüm üç dakika. Bastırmana bile gerek yok. Uykusu ağırdı. Beyni de yoktu zaten uyarsın da uyansın. Mis gibi ölüm. Hep dua ederdi, Allah canımı sessizce uykumda alsın, diye. Tövbe öyle denir mi? Allah mıyım ben? Yardımcı bir kuluyum ancak o kadar. Gitti giden. Ardından tüm kanını çektim koydum kavanozlara. Araştırdım tabii. Sonra onları ufak ufak ayırıp buzluğa yerleştirdim. Aa evet kafasının yanında. Her açtığımda göz göze geliyoruz. Özlüyorum be, hasarlı falandı ilişkimiz ama lüzumsuz değildi.
Bedeninin kalanını tahtadan bir kutu yaptım. İçine yerleştirdim. Babamın bir mısır tarlası vardı köyde. İcarda ama bizim sonuçta, onun ortasına ektim. Adamın bu sene mahsulleri coştu. Bana da getirmiş. Kocamı yemiş gibi olurum diye konu komşuya dağıttım.
Yok, ekmekten de tadımlık aldım. Yemedim. Yediğimi düşününce tüylerim diken diken oluyor. Arada buzluğun önüne geçip onunla konuşuyoruz. Kapağı açıp bakıyorum. Öylece kıpırtısız duruyor. En sevdiğim halleri, bana sevgiyle bakan gözlerinin suskun diline eşlik ettiği anlar. Onu o haliyle dondurdum.
İyiydik aslında. Severek evlendik biz. Sevginin sonsuza kadar yaşayacağını düşünüyor insan. Aradaki mesafe azalıp, saygıyı yitirince ne var ne yok kaybediyormuşsun. Sevgi pamuk şekeri gibi, bir damla görmeyiversin eriyip toza dönüşüyor. Gençlik başında duman, güneşli bir sabah bulutlar gelip gölge başladı mı dolaplara kilitlenmiş duyguların kokusu çıkmaya başlıyor. Sıkıyor, sarmıyor, sevmiyorum, s ile başlayan tüm bahanelerle ilk olarak yüzüğünü çıkardı. Olur öyle şeyler. Erkek adam, ruhu daralır, dedi büyükler. Gönlündeki yüzüğü kalsın, dedi hatta bir teyze, ay dedim ne güzel dedim. Yani ucuz şarap gibi gazete köşesi şiirlerindeki sözlere sığınmışım haberim yok. Aldatmaya başlamış beni. Yüzük cüzdandan evin çekmecesine geçene kadar kaç kadın geçti koynundan kim bilir. Sonrası düzlük zaten koştur koşturabildiğin kadar. Aslında bunları yaparken bana karşı hala sevgi doluydu. Heyecanı yitirdik diye düşündüm hep. Hayat bir adrenalin kutusu, diri kalmak için başvurulan yöntemler çeşit çeşit.
Bu iş belgelenince sevgiler bıçak gibi kesildi. Benim başkaldırı günlerim başladı. Kalbimle bedenim büyüdü. İçimdeki ruhum kayboldu. Her lafında bir aşağılama vardı. Merdivenlerin basamakları gıcırdamaya, gökdelenin tepesinden bodruma inmeye başladım Başkaldırırım dediğim yerde kafamın üstünde gezinen ayaklarını görmeliydin. Acımasız bir komutanın postalları altında ezilen çaresiz bir er gibiydim. Evimin kapılarının kollarını yitirdim. Kırık camlı köhne bir binanın evsizi gibi kaldım kendi evimin içinde.
Tavanlar alçalmaya başladı. Sürekli boynumu bükerek geziyordum. Kamburluğum da oradan geliyor. Tam yirmi üç yıl korunaklı bir oda bulmaya çalıştım. Her girdiğim odanın perdelerini çekiyordum, kalabalıklar izlemesin beni diye. Görmesinler bu halimi. Evin en korunaklı yeri mutfağımdı. Doğal ürünler yapmaya ve onları satmaya başladım. Bir gün fırının her gün yanmasına laf etti. Bir gün evin içi çürük meyve sebze gibi kokuyor, dedi. Laflarını rampanın ağzına iteleye iteleye çıkarıyor, oradan üstüme salıyordu. Yukarılara çıkınca sesi biraz hışırtılı gelirdi. O yükseldiği anları severdim. Benden bağımsız olduğunda ben kendi dünyama dönerdim. Fırınımdan yükselen hamur kokuları evin içini sardıkça bedenimin genişlediğini, içimde yükselen bir umudun benden taşıp evin her köşesine yayıldığını hissederdim. O zaman diğer odaların da tavanı yükselir gibi olurdu. Mutfağım taşardı her yana.
Radyolar onundu. Hepsini satacağım. Kalsınlar istemiyorum. Dinlediği müzikleri sevmezdim. Ben istemedikçe çoğaltırdı sesi. Yazılar yazardı. Günlük tutmayı severdi evet, defterlerin hepsi onun. Yazısı okunaksızdır. Görüntüleri kadar yazdıklarının anlamları da şekilsizdi. İki kelimeyi yan yana getirir ama içine anlam koyamazdı aslında. Okuduğunuzda karnınıza bir parazit girer orada büyür sizi hasta ederdi. Şu turuncu olanlar bu senenin. Senelerin son rakamlarına göre belirlerdi defter renklerini. Bu yılın ılık bir sonbahara benzediğini kışa girmeden turuncuyu doya doya izlemek istediğini söylemişti.
Bir defasında sesler hiç kesilmedi. Müzik gittikçe yükseliyor kapalı kapısının ardında bir korkuluk gibi hayal ediyordum onu. Girmeye cesaretim yoktu. Bir günden fazla ses kesilmeyince dayanamadım, girdim çalışma odasına, felçli gibi kıpırdamadan gözlerini tavana dikmiş yatıyordu. İlk o gün geldi aklıma onu küvette öldürmek. O gün ölüm ilanını verdirsem camiden selasını okutsak diye düşündüm. Nefes alıyordu. Nasıl kesebilirdim nefesini o an bilemedim. Düşündüm hep o günden sonra, küvet en akla yatanıydı.
Suyu doldurdum. İçine yattım. Uzun uzun kurguladım kafamda. Bana tüm yaşattıklarını yazdım. Orada turuncu defterin içinde. Yemek tariflerim de var. Mesela en önce bahsettiğim “Maya nasıl yapılır?” başlığının altında. Dakikası günü derecesi, hepsini yazdım. Sonbaharı düşlemeyi severim o yüzden turuncu defteri tercih ediyorum. Sizin eteğinizin rengi de aynı. Gördüğümde içim aydınlandı. Dilim konuşmak için can atıyordu. Aklımın içindekiler döküldü.
Nicedir anlatmak istiyorum yalnızlığımın içindeki bu büyük boşluğu. Sizden başka dinletecek kimse bulamadım. Fırından yükselen kokular. Kan ekmeğinden geliyor. Birazdan eşim ikram eder size. Ben yerimden kalkamıyorum. Malum kilolar. Gözlüğüm de var. Bir gün Erhan beni öldürür, diye bekliyorum.
Zeynep Pınarbaşı

Zeynep muhteşemsin canım kalemine sağlık 👏👏👏
Kadının duyguları çok etkiledi beni bir solukta okudum . Okumaları için arkadaşlarımla paylaştım kalemine sağlık .
Kadın dünyasını anlama adına; kurgu ile gerçekliği birleştirip o güzel anlatımınla çok güzel bir öykü oluşturmuşsun; kutluyorum!👍👏
Çok teşekkür ederim 🤩
Kadınların dünyasını; kurguyla gerçeği birleştirip, o güzel anlatımınla öyküleştirmişsin, kutluyorum çok güzel olmuş. 👍👏
Ağzınıza , yüreğinize sağlık . İlgiyle , merakla okudum . Çok güzel ve gerçekci bir hikaye olmuş. Başarılar diliyorum
Teşekkür ederim 💜
Tam bir kadın öyküsü üstelik en iyisinden. Diline sağlık sevgili yazarım.
Teşekkür ederim , sevgiler 🤩