“Ben her gece rüyalarına giren kadınım ve sana şunu söylüyorum: Mavi köpeğin gözleri.” Gittiği lokantalarda sipariş vermeden önce garsonlara, “Mavi köpeğin gözleri” dediğinden bahsetti. Garsonlar rüyalarında bunu söylemediklerini hiç hatırlamamalarına rağmen önünde saygıyla eğiliyorlardı. Sonra bu cümleyi peçetelere yazıyor, bıçağıyla masaların cilasına bunu kazıyordu: “Mavi köpeğin gözleri.” Otellerin, istasyonların, devlet dairelerinin buğulu camlarına işaretparmağıyla, “Mavi köpeğin gözleri” yazıyordu. Bir defasında eczaneye girince bir gece rüyasında beni gördükten sonra odasında duyduğu kokuyu hissetmişti; “Yakınlarda olmalı,” diye düşünmüştü, eczanenin temiz ve yeni zeminine bakarak. Sonra eczacıya yanaşıp, “Rüyalarımda hep bir adamın bana, ‘Mavi köpeğin gözleri’ dediğini görüyorum,” demişti. Eczacıysa gözlerinin içine bakıp, “Aslında siz bu gözlere sahipsiniz, señora,” diye karşılık
vermişti. Kadın da ona, “Rüyalarımda bana bunu söyleyen adamı bulmam lazım” ,demişti. Bunun üstüne eczacı kahkahayı basıp tezgâhın diğer ucuna gitmişti. Kadın eczanenin yeni ve temiz zeminine bakıp kokuyu duymaya devam etmişti. El çantasını açıp dizleri üstüne çökmüş ve rujunu eline alıp zemine kocaman kırmızı harflerle, “Mavi köpeğin gözleri” yazmıştı. Eczacı hareketlenip, “Señora, zemini lekelediniz,” demişti. Sonra eline ıslak bir bez tutuşturup “Temizleyin,” diye buyurmuştu. Kadın, insanlar eczanenin kapısında toplaşıp deli olduğu kulaktan kulağa yayılıncaya dek saatlerce dört ayaküstünde yeri temizlediğini ve “Mavi köpeğin gözleri” diye tekrarlayıp durduğunu anlattı, şamdanın yanından ayrılmadan.

Mavi Köpeğin Gözleri / Gabriel Garcia Marquez