Mayıs ayında Florida’da olmayı seviyorum. Bunun birçok nedeni olabilir ama en önemlisi, her köşe başında açan Poinciana ağaçları. Ateş kırmızısı çiçekleriyle bir anda dikkat çeken bu ağaçlar, yılın başka hiçbir zamanında olmadığı kadar canlı ve gösterişli görünürler. Karşı komşunun bahçesinde, Trader Joe’s’un otoparkında, yürüyüş yolunun kenarında, kısacası gözün değdiği her yerde vardırlar. Devasa gövdeleri ve geniş dallarıyla adeta kırmızı çiçeklerden örülmüş çadırlar kurarlar gökyüzüne.

Bazı ağaçlar vardır; yağmurdan kaçarken altına sığınırsınız, güneşten korunurken gölgesine çekilirsiniz. Poinciana da tam öyle bir ağaçtır. Geniş tacı insanı sarıp sarmalar. Belki de bu yüzden her gördüğümde yüzümde istemsiz bir gülümseme belirir.

Poinciana ya da bilimsel adıyla Delonix regia, anavatanı Madagaskar olan tropikal bir ağaçtır. İngilizcede “Flamboyant Tree” ya da “Royal Poinciana” olarak bilinir. Ancak hangi isimle anılırsa anılsın, onu özel yapan şey yalnızca kırmızı çiçekleri değildir. Bana göre bu ağaç, doğanın değişim ile süreklilik arasındaki ince dengesini temsil eder.

Ağaçlar toprağın gökyüzüne uzanan uzantılarıdır. Yerlerinden hiç kıpırdamazlar. Aynı yerde dururlar; sessiz, sabırlı ve köklü. Fakat buna rağmen sürekli değişirler. Yaprak verirler, yaprak dökerler; çiçek açarlar, meyve verirler. Her mevsim başka bir yüzlerini gösterirler. Belki de bu yüzden ağaçlara baktığımda hayatın çıkarımlarından birini görürüm: İnsan da değişebilir ve yine de kendisi kalabilir. Ağaçlar her mevsimde değişirler; değişerek ve aynı kalarak.

Poinciana’nın benim için bir başka anlamı da müziktir. Aynı adı taşıyan ünlü caz standardı, yıllardır birçok sanatçı tarafından yorumlanmıştır. Nat King Cole’den Frank Sinatra’ya, Manhattan Transfer’den Keith Jarret’a ve Ahmad Jamal’in çok güzel yorumuna kadar pek çok müzisyen bu şarkıya kendi yorumunu katmıştır. 

Piyanist Ahmad Jamal bu şarkıyı özellikle 1958 tarihli yorumunda notalar arasında geniş boşluklarla zamanının ötesine taşıdı. Benim de keyifle dinlediğim, en sevdiğim. Bugün birçok kişi “Poinciana”yı duyduğunda besteciler Nat Simon ve Buddy Bernier’den çok Ahmad Jamal’ın yorumunu hatırlar.  

Florida’nın sıcak mayıs akşamlarında, ufukta kırmızı çiçeklerle bezeli bir Poinciana ağacına bakarken bu melodiyi dinlemek, sanki ağacın kendisinin şarkı söylediğini hissettirir.

🎶🎶🎶“Poinciana, your branches speak to me of love

Pale moon is casting shadows from above🎶🎶🎶

Gül Akdağ Deniz