Mitolojiye öteden beri ilgi duyarım. Tarihin bilinen en eski deniz rotalarından biri Argonotların Altın Postun peşinden İolkos’dan yola çıkıp Kolhis’e gidişlerini anlatan efsaneyi ise benzer bir rotayı yapacağımız zaman öğrendim. Amatör Denizciler, antik İolkos’un şimdiki adı Volos’dan yola çıkıp efsanevi Argo gemisinin gittiği yoldan ilerleyerek Kolhis ülkesine, yani şimdiki Gürcistan’ın Poti şehrine gidecek bir ralli düzenlemeye karar vermişlerdi. Üç ülkeyi kapsayacak bu gezinin büyük bölümü ülkemizin Karadeniz sahillerinde geçecekti.

Düzenlenen ralli gezisi, uzaklara yelken açmaya çekinen denizcileri marinalardan çıkarıp, birlikte uzun rotalar yapmaya teşvik ederken hoş bir tema sunuyordu; ‘Üç Ülke, Bir Hikâye – Argonotların İzinde Altın Postun Peşinde’. İsmi bile heyecan uyandırıyor, fazla düşünmeden olaya dâhil olduk.

Haziran ayının başında on iki tekne yelkenler açık, sıra ile gezinin başlayacağı Volos Limanına yaklaşırken, Jason’un torunları optimistleri ile bizi karşılayıp hoş geldiniz diyorlar, iki ülke denizcileri aynı zamanda Argo gemisinin suya indirildiği limanda mitolojik kahramanları da selamlıyorlardı.

Argo Gemisinin replikası

Volos şehri mitine sahip çıkmış, geminin yapıldığı topraklarda Pelion dağında yetişmiş aynı ağaçları aynı yöntemlerle kullanarak Argo gemisinin benzerini inşa etmişler. Bize geminin yapılma aşamalarını belgesel eşliğinde anlatırken mitolojik hikâyeyi de aktarıyorlar.

Jason’un babası Aeson İolkos’un kralıdır. Aeson’un üvey erkek kardeşi Pelias krallığı zorla ele geçirir. Genç Jason, insan başlı at bilge Chiron’un koruyucusu olduğu Pelion dağına sürülür. Yıllar sonra, Jason İolkos’a döner, hakkı olan tahtı amcasından geri ister. Yolda Anavros nehrini geçerken sandaletinden birini kaybetmiştir. Pelias, bir sandaleti olan adamın tahtını ele geçireceğini söyleyen eski bir kâhini hatırlar. Asla geri gelemeyeceğini umarak, Jason’dan Aea Krallığının bulunduğu uzak Kolhis ülkesine gitmesini, ona sahibine zenginlik ve güç sağlayan Altın Post’u getirmesini ister. Efsaneye göre, Altın Post Phriksos ve Helle’yi Karadeniz’in üzerinde taşıyıp Kolhis’e götüren kanatlı koça aittir.

Jason bu zorlu görevi kabul eder. Ünlü gemi ustası Argos, Pelion dağındaki ağaçlar ile Argo olarak adlandırdığı çok hızlı ve hafif bir gemi yapar. Jason’ın koruyucusu tanrıça Athena, geminin pruvasına Dodona’nın meşhur meşe ağacından kesilmiş bir parça koydurur. Bu ağaç geleceği tahmin etme ve konuşma gibi büyülü yeteneğe sahiptir. Yolculuk boyunca Jason’la konuşup ona yol gösterecektir.

Jason gemiye çeşitli şehirlerden gelen prenslerin de olduğu elli kahraman gemici bulur, içlerinde ünlü Herkül’de vardır. Böylece Argonotların uzun ve zorlu yolculukları başlar.

Bu efsaneyi anlatırken ardındaki gerçeği de anlatmayı ihmal etmiyorlar. Antik zamanlarda Kolhis ülkesinde nehirler altın yatağıydı. Koyun postları akan suyun içine seriliyor altın parçaları postun tüylerine takılıp kalıyordu, sonra postlar ağaçlara asılıp kurutuluyor ve üzerindeki altın parçaları toplanıyordu. Yani Altın Postun peşinden yapılan bu efsanevi yolculuk aslında altın ticareti ile ilgiliydi. Argo gemisinin bin yıl kadar sularda kaldığı ve defalarca bu ticaret yolunu kullandığını da tahmin ettiklerini ilave ediyorlar.

Volos’lu ev sahiplerimiz bizi otobüsle sihirli ağaçların yetiştiği Pelion Dağına da götürdüler. Antik zamanda Yunan tanrılarının yazlık mekânı olan dağ, şimdilerde hafta sonları dinlenmeye gelen yazlıkçılarla dolu sevimli dağ köyleriyle meşhur. Argonotların yaşadığı köylerden geçerek Pelion’un balkonu denen Makrinitsa’ya ulaşıyor asırlık çınar ağaçlarının gölgesindeki köy meydanında oturup bütün körfezi gören manzarasını seyrediyoruz.

Bir gün sonra ise bu körfez Modern Argonotların ralliyi başlatan selamlama seyrine sahne oluyor. Bize katılan Yunan tekneleriyle birlikte liman içinde yelkenler açık büyük bir daire çizerek birkaç tur atıp şehri selamlıyoruz. Bu gösterimizi yerel TV kanalları canlı yayınlıyorlar. Jason Argo ile yola çıkarken de yelkenini açıp elli denizci aynı zamanda küreklere de asılmıştır sanıyorum, onlara da selam olsun.

Bizim gezimiz de en az Jason’un gezisi kadar efsanevi bir gezi oldu. Ne İstanbul Boğazına yaklaşırken kayalar çarpışıp yolumuzu kapadı, ne Karadeniz Ereğli’de Cehennem Mağarasında Hades’le boğuştuk ne de Giresun Adasında kuşlar kanatlarından oklar attılar. Seyahatimiz boyunca Karadeniz oldukça sakindi, yirmi yedi tane yelkenli tekne tek sıra halinde limanlara girerken kıyıda büyük bir misafirperverlikle karşılandık. Yemyeşil doğası, sıcakkanlı insanları, yüksek yaylaları, serin şelaleleri, tarihi köprüleri, berrak dereleri, fındık ağaçları, çay tarlaları arasında yaklaşık iki ay geçirdik.

Gürcistan’a ulaştığımızda Batum şehir meydanında Medea’yı elinde Jason’a verdiği Altın Post ile yüksek bir kaideye konulmuş heykeli ile bulduk.

Medea anıtı

Jason Kolhis ülkesine vardığında Kral Aietes’ten Altın Postu ister. Kral ona bir dizi zorlu görev verir, Jason’a âşık olan Aietes’in kızı Medea’nın yardımıyla tüm zorlukların üstesinden gelir. Altın Post ile birlikte Medea’yı da yanına alan Jason uzun bir yolculuktan sonra İolcos’a döner.

Bizler de Poti’ye gidip Argo’nun son durağına varmış olduk. Savaşacağımız ejderhalar yoktu, bizi zorlayacak Kral Aietes yerine misafir edip ünlü pideleri haçapuri ikramı yapan Belediye Başkanları vardı. Biz de hedefimize ulaşmıştık ve geri dönebilirdik. Önümüzdeki sene bizi tekrar bekleyen ev sahiplerimizle vedalaşıp dönüş yolculuğumuza başladık.

Euripides’in ünlü trajedisinde, yaşadıkları trajik sona kadar Jason, Medea ve çocukları ile birlikte yıllarca İolcos’ta hüküm sürer. Antik çağlardan günümüze, Argo ve Argonot Efsanesi tüm dünyanın ilgisini çekmiş, efsaneyi canlı tutan birçok sanat eseri için ilham kaynağı olmuştur.

Bir sanat eseri kadar olmasa da ‘Üç Ülke, Bir Hikâye – Argonotların İzinde Altın Postun Peşinde’ rallisi, amatör denizcilerin, deniz dostlarının ve Karadeniz sahilleri boyunca tüm belediye ve yelken kulüplerinin desteği ile Karadeniz’de yelken turizmini geliştirmeye ve tüm dünya denizcilerini Karadeniz’e getirmeye devam edecek.

Zeliha Özer