İYİ İNSAN BULMAK ZOR

FLANNERY O’CONNOR ( 1925 – 1964 Georgia/ A B D)

1 Temmuz 2019’da Neyya Edebiyat Grubu’nun konusu olan Amerikan Edebiyatı’nın modernist yazarlarından O’Conner, çağdaşı diğer Amerikalı yazarlar Faulkner ve Tenessee Williams gibi Güney Gotik tarzında eserler vermiştir.

Güney Gotiğinde olaylar  Lousiana, Mississippi, Georgia gibi “Derin Güney” tabir edilen eyaletlerin kasabalarında geçer. Karakterler, çürümüş veya terk edilmiş ortamlarda, garip durumlarda, yoksulluk, ırkçılık, yabancılaşma, suça, şiddete dayalı ve bunlardan kaynaklanan olaylarda yer alan travmatik kişiliklerdir. Hikâyeler, sessiz ama ürpertici atmosfer yaratan bir kurguya sahiptir.

Kuzey- Güney savaşından (1861-1865) yenik çıkan, feodal toprak sistemini ve köleliği savunan Güney’in hezimetinden doğan bu edebiyat türü, günahlarla kuşanmış bir tarihtir aynı zamanda…

Yazarımız O’Conner, çok genç yaşta (39 yaşında) cilt vereminden hayatını kaybetmiştir. Koyu bir Katolik’tir. St. Thomas Aquinas ve Hanna Arendt isimli filozoflardan etkilenmiştir. Onların iyi ve kötü hakkındaki düşüncelerini eserlerinde ele almıştır. “Aquinas:  Şeytan diye bir şey yoktur. Aslında şeytan bizlere iyi insan suretinde görünür.”

“İyi İnsan Olmak Zor “ öyküsünden söz edecek olursak bunun bir yol hikâyesi olduğunu söyleyebiliriz. Yaşadıkları şehir Atlanta’dan, Florida’ya tatile gitmek üzere yola çıkan büyükanne, oğul, gelin, üç torun ve bir kediden oluşan orta sınıf bir ailenin yolculuğu ne yazık ki Ayarsız tarafından öldürülmeleriyle noktalanır.

Öyküde yazar,  çoğunlukla büyükannenin etrafında ve tarafında olan tanrısal bakış açısını kullanmıştır. Öykü boyunca etkisini gösteren iki karakter vardır. Bunlardan biri anlatının her yerinde olan babaannedir, diğeri ise başlangıcında büyükanneden adını duyduğumuz ve öykünün sonunda ortaya çıkarak kaderi belirleyen Ayarsız’dır. Fakat yine de hangisinin daha kötü olduğu tartışılır. Sanırım O’Conner sıradan Amerikan ailesini anlatmak istemiş. Belki de tek suçlu olan (kedi) en masum olandır ve hayatta kalır.

O’Conner  “Bir öykünün ne hakkında olduğunu soran birisine verilecek yegâne cevap öyküyü okumasını söylemektir”  demiş. Aslında bu cümle kurmacanın sanat olduğunun itirafıdır.

Yazar, iyi ve kötünün ne olduğu ile ilgilenirken öykü tekniklerini ustaca kullanmıştır. Karakter yaratma, gösterme, semboller, metaforlar… Yaratıcı yazarlıkla ilgili çeşitli önerileri de olan O’Conner   pek çok değerli yazar gibi  bu konuda çalışmalar yapmış, kurmacanın unsurlarını belirlemek, kurallarını ortaya koymak istemiştir.

Bu değerli yazarı ve öyküsünü bize tanıttığı için Sn. Gönül Üsnet’ e çok teşekkür ederiz.

04.07.2019

Ayşenur Baran