MEHMET SEYDA (1919 – 13 Temmuz 1986)

‘Roman çalışmalarına ilişkin ilk notlarıma bakıyorum. 1937’de, ’Bir Ailenin Romanı’ başlığı altında tıpkı Zola’nın Rougon-Macquart’lar dizisine benzeyen bir aile çetelesi, ‘şecere’si tutmuşum. Zonguldak’taydım o yıllar ve Jerminal’in büyük etkisi altında. Ama bu ‘plan ve programın’ yürütülmesi uzun yıllar sonra ‘Yaş Ağaç’ın yazılışından sonra oldu. Önce yan yollarda dolandım; Cinsel Oyun’da Osman’ın çocukluk arkadaşı, halasının oğlu Fahim’le Lale adlı kızın öyküsünde.’

Roman, öykü, deneme, biyografi yazarı Mehmet Seyda 1919’da İstanbul’da doğdu. Asıl ismi Mehmet Seyda Çeliker’dir. İstanbullu bir ailenin çocuğu olup babası ve dedesi eczacı-kimyagerdi. Ailevi nedenlerden dolayı, çocukluk ve gençlik yıllarında Trakya ve Anadolu’nun birçok il ve ilçelerini dolaştı, çok okul değiştirdi. Son olarak İstanbul Pertevniyal Lisesi orta bölümünü dışardan sınavla bitirdi. Aynı liseyi yarıda bırakıp hayata çok erken yaşta atıldı. 1936-1941 yıllarında Ereğli Kömür İşletmelerinde çalıştı. Askerlik dönemi İkinci Dünya Savaşı yıllarına rastladı. Askerden döndükten sonra Zonguldak, Kırıkkale, Soma gibi üretim bölgelerinde çeşitli görevlerde çalıştı. Bu taşra memuriyetlerinden sonra 1951-1960 tarihlerinde İstanbul Belediyesi Hesap işleri Kontrol Kurulu Müdürlüğünde kontrolör olarak görev yaptı. “Eğlence yerleri kapı kontrol memurluğu” yaptığı görevler arasındaydı. 27 Mayıs 1960 darbesinden sonra, eski sabıkası dolayısıyla görevden uzaklaştırıldı. Görevden alındıktan sonra, bir yıl kadar serbest yazarlıkla uğraştı, çeşitli gazetelerde fıkra yazarlığı yaptı. Son olarak Basın İlan Kurumunda çalıştı. Bir ara ayrılıp fıkra yazarlığı yaptıysa da sonra tekrar bu kuruma döndü.  1975 yılında emekli oldu, yaşamının son yıllarında geçirdiği felç ile sağlığı iyice bozuldu.  13 Temmuz 1986’da vefat etti, Sahrayıcedit Mezarlığı’na defnedildi.

‘…Romancı oynadığı rollerin çeşitliliği ile ben’liğini zenginleştirmiş birisi değilse, yaratacağı kişiyi ‘içinden’ kavraması güçleşir. İşte, yazmayı planladığım şeyleri bir yana koyup da,  boşaltılması için beynimi zorlayan sayfalara boca edilmedikçe beni çok rahatsız eden şeyleri yazmaya koyulurken, aslında benimsediğim ve öbür rollerle çatışan bir rolü başa geçirmiş oluyorum. Bugün, güncel olaylardan çok, çevre-aile ilişkileri bakımından geçmişle hesaplaşırken, geçmiş bir dönemin insanlarını anlatırken, neyi neden yaptığımın iyice bilincindeyim. Ya da yargı dışardan geleceği için, öyle sanıyorum.’

Mehmet Seyda’nın edebiyata ilgisi çok erken yaşta başladı. Öykü denemelerinden sonra şiirle ilgilenmeye başladığı yer Çorum’du ve yıl 1932 idi. 1935’te ilk olarak bir şiiri bir arkadaşının adıyla, 1936’da da ilk olarak –Tolstoy’dan esinlenerek yazdığı- bir öyküsü, ‘Mum’, Yücel dergisinde S. Toprak adıyla yayınlandı. Daha sonra şiir yazmayı bıraktı. Geçim zorluğu onu magazin öyküleri ve tefrika romancılığına yöneltti. Yazılarında çok farklı takma adlar kullandı, bunlardan biri James Sullivan’dı.  ‘Ne Ekersen’ adlı romanıyla Cumhuriyet gazetesinin açtığı yarışmada üçüncülük kazanınca sanat dergilerinde kendi adıyla yazdığı öykülere rastlandı. Yetişme evresinde Nazım Hikmet gibi dönemin önde gelen edebiyatçılarını tanıma şansı oldu. 1937-38 yıllarında görüştüğü Suat Derviş’in fikirlerinden çok yararlandı. Sait Faik ve Halikarnas Balıkçısı’ndan da çok etkilendi.

Öykülerinde önceleri toplumcu gerçekçilikle, Anadolu’yu, Zonguldak yöresinin yaşamı kömüre bağlı insanlarını yazdı. Daha sonra, değişim sonucu değer yargılarını kaybeden kent insanını anlattı. Toplumun gelişimine paralel olarak aynı kişiler çerçevesinde kurulmuş büyük bir ailenin serüvenini anlattığı nehir romanlarında ruhsal çözümlemelere de yer vererek yeni anlatım biçimleri denedi. Yaş Ağaç, Ne Ekersen, Bir Gün Büyüyeceksin, Cinsel Oyun, Süeda Hanım’ın Ortanca Kızı, Yanartaş otobiyografik nitelikli nehir romanlarıdır. Eserlerinde yoğun ümitsizlik, çaresizlik, kırgınlıkların içinde var olabilecek umut ışıklarını da sezdirmeye çalıştı.

‘Bir de şu var; toplumsal, bireysel sorunları hep aynı biçimde yazmak, aynı biçimde yazılanları okumak bıktırıp usandırdı beni, -en başta belki beni- değişik konular için değişik anlatım yolları, konuya uygun düşebilecek yeni biçimler aradım. Kimi zaman da bundan gözüm yıldı, tepkileri görüp ürktüm doğrusu. Sözgelimi, ‘Süeda Hanımın Ortanca Kızı’nı,  bugün, başladığım gibi bitiremeyişime hala yanarım.’ (Türk Dili. S: 306. 1977)

Mehmet Seyda, şiir, öykü ve romanlarının yanı sıra biyografi, deneme, derleme, çocuk türlerinde eserler verdi. Gururlu Peri adlı eseri MEB 100 Temel Eser arasına alındı. Hasan İzzettin Dinamo biyografisi, özellikle Dinamo’nun çocukluk yılları hakkında önemli bir kaynak oluşturdu.

Değerli edebiyatçımız Mehmet Seyda’yı vefatının 34. Yılında saygı, sevgi ve özlemle anıyoruz.

Asil Şenol Topçu

KAYNAKÇA:

Türk Edebiyatı Ansiklopedisi

edebiyatvesanatakademisi.com

teis.yesevi.edu.tr