ŞAİR, YAZAR ( Selanik, 1881- İstanbul, 15 Ağustos 1975)

Birinci Dünya Savaşı’nın tamamen aleyhimize döndüğü, milletin derin ümitsizlik yaşadığı günlerdi. Ali Ulvi Elöve, bu duygularla İstanbul Moda’daki erkek öğretmen okulunun denize bakan odasında pencere kenarına oturdu, kareli defterine mavi mürekkeple yazmaya başladı, dağ başını duman almış…. İlk kez 1916 yılında erkek öğretmen okulunun beden eğitimi gösterilerinde söylendi. Öyle yüreklendiriciydi ki kulaktan kulaga tüm yurda yayıldı. Ezbere bilenler arasında milletin kaderini ve tarihin akışını değiştiren biri vardı. Mustafa Kemal Atatürk.

Selanik Mülki İdadisi ile Darülmuallimin-i İptidai’yi bitirdi ve öğretmen oldu. 31 Mart Olayı üzerine Hareket Ordusu’na katılarak İstanbul’a geldi. İstanbul Darülmuallimin’in Tatbikat kısmına öğretmen olarak girdi(1909), Milli Mücadele sonrası Adana Erkek Öğretmen Okulu’na edebiyat öğretmeni olarak atandı(1923),  1939’dan 1945’e kadar Gazi Eğitim Enstitüsü’nde edebiyat öğretmenliğinde görev yaptı ve emekli oldu. Ve Türk Dil Kurumunda dil çalışmalarında görev aldı. Bir öğrencisinin sözleri şöyledir: ” Derslerini, yazdığı ‘Gençlik Marşı’nın umut ve coşkusuyla işlerdi.  Kuramsal yönleriyle çoklarına sıkıcı bir ders  görünen dilbilgisini sevdirmesini bilirdi. Şiirlerini okur, öğrencilerinden örnek cümleler seçerdi. Sonra konuyu akılda kalacak biçimde tahtada bir şema ile özetlerdi.”( Beyhan 1975)

Edebiyatımızda ilk çocuk şiirlerini yazan şairlerden sayılan Ali Ulvi Elöve, ulusal günlerimizde coşkuyla söylenen ” Dağ başını duman almış” diye başlayan Gençlik Marşı’nı yazarak da ün kazandı. 1963’de göz hastalığı sonucu gözleri göremez oldu. 

Atatürk Üniversitesi’nden Miriam Zeliha Stebler Çavuş ” Ali Ulvi Elöve’nin şiirlerinin eğitsel açıdan incelenmesi” başlıklı yüksek lisans tezi hazırladı.(2007). “Çocuklar için şiir denemeleri” sayılabilecek ilk örnekler Tanzimat Edebiyatıyla başlamış, özellikle 1900’lü yılların başından itibaren ise İbrahim Alâeddin Gövsa, Ali Ulvi Elöve, Tevfik Fikret, Ali Ekrem Bolayır ve İbrahim Aşkî (Tanık) gibi sanatçılar tarafından önemli eserler ortaya konulmuştur. 

Çocuklarımıza Neşideler kitabında;

Dönemle doğrudan bağlantılı bir şiir “Mektep” / “Okul” bölümünde yer almıştır. Aynı başlığı taşıyan şiirde, küçük bir kızın, ninesini okumayı öğrensin diye okula götürmeye uğraşması işlenmiştir. Şiir, bu iknayı ortaya koyan diyaloga dayanır. Nine yaşını ve yaşıyla bağlantılı olarak fizikî engellerini, güçsüzlüğünü, görme zayıflığını ileri sürerek okumayı öğrenmenin ne işe yarayacağını sorar. Çocuksa her şeye rağmen okumanın başarılabileceğine inanmıştır:

Tembel tembel oturursun güpe gündüz.. Ya nasıl

Okumadan öğrenilir ? Okumak, işte akıl!..(“Mektep”)

Şiirde, kitap okumayı çekici kılacak unsurlardan yararlanılmıştır. Kitabın akla gelebilecek her şeyi içine alan renkli bir dünyayı yansıttığını belirtmek için, Çocuklarımıza Neşîdeler’de “dünya onun içinde” ifadesi yeterli olmuşken, Çocuklarımıza Şiirler’de “her şey” biraz açılmıştır: “Şimendifer, otomobil, zilli bebek ve çember“ 

Dil ve düşünce bağına bir başka örnek:  Çocuk, ninesine 1912 baskısında Arap harflerini, 1959 baskısında Latin harflerini öğretir.

” Bak, ibtidâ harfler vardır; o harfleri bellersin [belle ha]. 

Elif, be, pe sonra cim, çim, sonra dat te lam re sin [a be ce çe sonra da e, sonra ge, he, t, i, ka]” (“Mektep”) 

ESERLERİ: Çocuklara Neşideler(1912), Türkçe Hekimlik Terimleri Üzerine Bir Deneme(1944), Çocuklarımıza Şiirler(1959)  

Ülkü Özdoğan

Kaynaklar:

16Haziran2017 Y.Özdil/Sözcü Gazetesi,  Yazar: DR. ÖĞR. ÜYESİ MİRİAM ZELİHA STEBLER  Yayın Tarihi: 13.07.2019, Türk Edebiyatında Yazarlar ve Şairler/ Hikmet Altınkaynak/Hürriyet., Hayriye Topcuoğlu- Okuma Günlüğü