Şükran Kurdakul, 1927 yılında İstanbul’da doğdu. Bir yaşındayken babasını kaybetti. Onu en iyi anlatanlardan biri olan Asım Bezirci, “O çok erken işe koyuldu: 1942’de, henüz on beş yaşındayken, Yedigün ve Yarımay dergilerinde ilk şiirlerini yayımladı. Bir yıl sonra da bunları bir kitapta topladı: Tomurcuk…” diye yazar.

İzmir Karşıyaka Lisesi’nde okurken, “komünist faaliyette bulunduğu” gerekçesiyle birkaç ay tutuklu kaldığı için okuldan uzaklaştırıldı. Bir süre Belediye Encümen Kalemi’nde daktilo memurluğu yaptı. Maraş’taki “Sürgün Alayı”nda askerliğini tamamladıktan sonra İstanbul’a yerleşti. Beşiktaş Noterliği’nde ve Ziraat Bankası Bahçekapı Şubesi’nde memurluk yaptı.

1953 yılında “Milli Kurtuluş Şarkısı” başlıklı şiiri nedeniyle ve Türkiye Komünist Partisi üyesi olduğu öne sürülerek tutuklandı ve aklanıncaya kadar iki yıl cezaevinde kaldı. Kurdakul, 1956-60 yılları arasında Tan gazetesi, Yeni Gazete ve Varlık Yayınevi’nde düzeltmenlik yaparak geçimini sağladı. 1958’de Yelken dergisini yönetmeye başlayan ve bu görevi 1960’a kadar sürdüren Şükran Kurdakul, bu dönemde günümüzde 1960 kuşağı olarak anılan genç şairlere büyük destek verdi. 1957’de kitapçı dükkanı olarak kurduğu Ataç Kitabevi’ni zamanla yayınevine dönüştürdü. Bu yayınevi adına Ataç (1962) ve Eylem (1964) dergilerini yayımladı. Genişçe bir edebiyat ve düşün yelpazesinin ürünlerine yer veren dergiler ve yayınevi, kültür yaşamımızın öncü yayın kuruluşlarından oldu.  1963-69 Yılları arası Türkiye İşçi Partisi’nin Balıkesir il başkanlığı görevini üstlendi. Halk Orduları adlı kitabı nedeniyle hakkında dava açıldı. 1969’da siyasi çalışmaları bırakıp edebiyat çalışmalarına ağırlık verdi. Yazar örgütlerinde görev aldı Türk Edebiyatçılar Birliği’nin iki dönem genel sekreterliğini yaptı. Türkiye Yazarlar Sendikası’nın yönetim kuruluna girdi. 12 Eylül’de TYS davasında yargılandı, aklandı. PEN Yazarlar Derneği’nin kurucular kurulunda yer aldı, başkanlığını yaptı. 

On altı yaşında ilk şiir kitabı Tomurcuk ile edebiyat dünyasına adım atan Kurdakul, şiirin yanı sıra deneme ve öykü türlerinde de eserler verdi.  En önemli yapıtları arasında “Şairler ve Yazarlar Sözlüğü” ile “Çağdaş Türk Edebiyatı” adlı yapıtını sayabiliriz.

“Ölçülü ve kafiyeli ilk şiirleri 1943’ten 1953’e kadar sürdü. 1953’ten itibaren toplumcu sanat anlayışına yönelir ve bu doğrultuda şiirler yazar.”  Şairin 1956’da çıkan Giderayak adlı şiir kitabı 1953’te yaşadığı iki yıllık tutuklanmasının uzun bir hesaplaşması niteliğindedir. On iki yıllık bu süre zarfında çıkardığı yüzü aşkın şiirine hiçbir şiir kitabında yer vermemiştir. Şükran Kurdakul, 1970’te öyküye yönelmesini şu şekilde açıklar: “Şiirlerin kaldıramayacağını sandığım düşünce yükünden arınma amacı ile öyküye yöneldim.” 1976’da ilk iki cildi, 1987’de ise sonraki iki cildiyle birlikte toplam dört ciltlik Çağdaş Türk Edebiyatı adlı araştırma çalışmasını gerçekleştirir. 

15 Aralık 2004 tarihinde İstanbul’da vefat etti.

(Vefatından önce, Şükran Kurdakul için, ’Türkiye Yazarlar Sendikası – PEN Yazarlar Derneği – Evrensel Kültür Merkezi tarafından düzenlenen etkinliğin davetiyesi şu sözlerle başlar:

BİR YÜREKTEN, BİR YAŞAMDAN şiir kitabından birkaç şiirinden bir, iki mısra… Kitabında tümü, yaşamınıza serilmek üzere sizi bekliyor.

KURDAKUL hakkında söylenenler…

“…rüzgarına katılıyor, veriyor ozan yüreğini bu rüzgara, açıyor yelkenlerini; yoğun kişisel, soluklu bir şiir döküyor ardından.” Atilla İLHAN

“…Emekçiden yana, halktan yan olan, olayların günümüzün, dolayısıyla da çağımızın bir tanığı.” Adnan ÖZYALÇİNER

“… düzenin çıkmazlarını, bozuk işleyişini okura iletmek…” Selim İLERİ

“…kafa ekmekçilerinin açmazlarını… işçiliğin ürünü… ozan duyarlılığının yanı sıra araştırıcı bir beyin…” Mehmet ERGÜN


“…’yapıt’ koyabilmektir. Kurdakul bu işi tam bir yüreklilikle yapmış…” Oktay AKBAL

“…önemli incelemelerinden biri de Çağdaş Türk edebiyatıdır… toplumun değişimine koşut ‘yazın’ın değişimini belirlemeye çalışıyor…” Adnan BİNYAZAR

“… Direnmenin ustası…” Doğan HIZLAN

“…zindan ne demek genç yaşında öğreniyor şair…” İlhan SELÇUK

“ …al beni sevecenliğine…” Sennur SEZER


“… us gücüne yasak koyan eğitim kurumlarıyla insanı… gerçekliğe ‘toplumsal duyarlık’la baktı… Şiirimizin soylu temsilcilerinden biridir Kurdakul.” Server TANİLLİ

ARMAĞAN

Bunca yıl çok ışık birikti avuçlarımda
Senin olsun
Esinlen sevgi dokuyan ellerimden
Bunca yıl şiirin, kardeşliğin, kavganın
Has bahçelerinde yarattım bu gerçeği,
Sabrım senin olsun.
Aşkım senin olsun.

Acıların sütüyle büyüttüğüm umutlar
Mahpushane avlularında boy verdi,
Dolunay menekşelendi kirli kara camlarda.
Her görüşte yeniden vurulduğumuz ana evren
Özgürlüğe boyadı saksımdaki çiçeği
Senin olsun.

Biz ki acılar döneminden
ellerimizi kirletmeden geçtik.
Direncim senin olsun,
sevgim senin olsun.

AĞAÇLAR

Bilinmez biçimler çiziyor
Havada sesi…
Kimi çiçeğe durdu,
Güzellendi kimisi.

Çağları emziren toprak
Çöllenirken acıdan
Kimi kurudu kaldı.
Ölümü yendi kimisi.

AĞIT DEĞİL

Gücünüz varsa sizin

Sözcüğü tutuklayın.

Öğrenci, kitap, türkçe

En güzel kavramı dilimin

Özgürlüğü tutuklayın.

Ben ki düşünüyorum

Var olduğumdan beri

Silahlar bana dönük

Savaşlar sizin için

Gücünüz varsa artık

Usumu tutuklayın.

Açtı kendini, bir bayrak gibi işte

Ölümün üzerinde Hasan Tahsin…

Bu silah başka silah

Bu ölüm başka ölüm

Gücünüz varsa sizin

Ölümü tutuklayın

ARDINDAN …

“Ezberlenir bu şiirler, doğrudur, adamın içisıra güvenilir bir silâh arkadaşı gibi yaşar; uçurumun kenarlarında ayağınız kayacak olsa, omuzbaşınızdan; dar geçitlerin karanlığında bunalacak olsanız, kolunuzdan tutar; kaldırır sizi, doğrultur, yüreklendirir.”
-Attilâ İlhan-

“Kurdakul’un şiirleri yalnızca bir toplumcu gerçekçi şairin, şiirle anlatılmış yaşamöyküsü değil, bir kuşağın bütün yaşamı. Şükran Kurdakul kuşağının toplumsal savaşımının alçakgönüllü özeti. Onlar yaşamları boyunca ‘direnmenin ustası, çilenin piri’ olmuşlardır.”
-Doğan Hızlan-

“Kurdakul, topluma yoğun bir yurt ve insan sevgisiyle bakan, siyasal ve toplumsal mücadelede söz ve sorumluluk sahibi olan kavgacı ozanların izini sürüyor. O yüzden de ona baktığımızda bir yandan Namık Kemal’i, Tevfik Fikret’i, bir yandan da Nâzım Hikmet’i görmemiz olası.”
-Kemal Özer-

“Şükran Kurdakul, ‘1940 Kuşağı’nın bu en genç şairi, gerçekliğe ‘toplumcu duyarlık’la baktı; ama kendini anlatırken de özgün kalmayı bildi. Çağdaş Türk şiirinde, temalarıyla, bu arada o kusursuz ve renkli diliyle, ön sıralarda bir yeri vardır onun. Şiirimizin soylu temsilcilerinden biridir Kurdakul.”
-Server Tanilli-

ESERLERİ

Şiir

  • “Tomurcuk” (1943)
  • “Zevklerin ve Hülyaların Şiirleri” (1944)
  • “Giderayak” (1956)
  • “Nice Kaygılardan Sonra” (1963)
  • “İzmir’in İçinde Amerikan Neferi” (1965)
  • “Halk Orduları” (1969)
  • “Acılar Dönemi” (1977)
  • “Bir Yürekten Bir Yaşamdan” (1982)
  • “Ökselerin Yöresinde” (1984)
  • “Ölümsüzlerle” (1985)
  • “İhtiyar Yüzyıla” (1997)

Öykü

  • “Tanığın Biri” (1970) – Yargıla(n)ma temasının ağırlıkta olduğu öykülerden oluşur.
  • “Beyaz Yakalılar” (1972)
  • “Kurtuluştan Sonra” (1973)
  • “Onların Çocukları” (1975)

Oyun

·  Zindandaki Şair (1991)

İnceleme-Araştırma

  • Sosyalist Açıdan Türk-İş Yargılanıyor (1966)
  • Şairler ve Yazarlar Sözlüğü (1971)
  • Çağdaş Türk Edebiyatı Meşrutiyet Dönemi (1976)
  • Namık Kemal (1977)
  • Çağdaş Türk Edebiyatı Cumhuriyet Dönemi (1987)
  • Şairce Düşünmek (1990)

Hatıra

  • Cezaevinden Bab-ı Ali’ye Bab-ı Ali’den Tip’e

ÖDÜLLERİ:

1983 – Nevzat Üstün Şiir Ödülü (Bir Yürekten Bir Yaşamdan)

1998 – Filistin Yazarlar Birliği Banş Ödülü

1999 – Makedonya Yazarlar Birliği Edebiyat Yasası Ödülü

2002 – PEN Yazarlar Derneği Dünya Şiir Günü “2002 Şiir Büyük Ödülü”

Kaynakça

http://www.evrensel.net

http://www.tulaycellek.com

teis.yesevi.edu.tr/