Sevmeli insan
kucağında taşıdığı oğlağın sıcaklığını
kapılarak bakışlarındaki duyguya,
yavrusunu korumak uğruna
okyanusun dibinde yuvalanan balığı,
tükenmeye direnen tilkinin
kuyruğundaki coşkuyu,
muzırca bakışını fok balığının.
Dönmemeli sırtını
kurumaya yüz tutmuş toprağın
suya olan sitemine,
susmak bilmeyen ağustos böceğinin
parıldayan gözlerine.
Uzatmalı elini
can yoldaşına yetemeyen nehrin
haykırışına.
Anlamalı yükselen öfkeyi
sevgiyi tüketenin sevgisizliğine,
var olmanın unutuluştaki
burukluğuna.
Sarılmalı hayranlıkla
içindeki anın büyüsüne,
varlığının anlamına.
Duymalı çağrısını
yuvasını bulamayan göçmen kuşların
dostlarını yitirmenin şaşkınlığını yenemeyen
kızıl çamın, sincabın,
hayat ışığına tersinden de bakıp
artık kapısını öremeyecek olan
sıvacı kuşunun.
Koşmalı yanına
dağından koparılan aysberg’in
üzerindeki şaşkın ayının,
şefkatini kaybetmiş insanın.
Görmeli hüznünü
artık caka satamayacak olan
kayan yıldızın,
konacak çiçek bulmakta zorlanan
özgürlüğün.
Eğilmeli karşısında
balından vazgeçmeyen arının,
yuvasını terk etmeyen karıncanın
uçmak için çabalayan güvercinin sabrının.
HAMİT ERGÜVEN
Kızıl Çam ve Sıvacı Kuşu
Desen: Alev Ramiz
