Bu yıl Nobel Edebiyat Ödülü Norveçli yazar Jon Fosse’ye verildi. Yazar hakkında İsveç Kraliyet Bilimler Akademisi’nde düzenlenen basın toplantısında yapılan açıklamada “Söylenemeyenleri dile getiren yenilikçi oyunları ve nesirleri” dolayısıyla ödüle layık görüldüğü belirtildi. Ayrıca, Fosse’nin dünyada oyunları en çok sahnelenen oyun yazarlarından biri olmasının yanı sıra nesirleriyle de giderek daha fazla tanındığı ifade edildi. “İyi yazarken, yazdığım şeyin zaten yazıldığına dair çok net ve belirgin bir his var. Orada bir yerde. Kaybolmadan önce yazmam gerekiyor. “
Adını ülkemizde çok duymadığımız ancak dünyaca ünlü yazar, 1959 yılında Norveç’de doğdu. Kendisini “Ben Norveç’in batı kesiminden, Norveç’in kırsal kesiminden gelen tuhaf bir adamım” diye anlatıyor. Kırsal kesimde keman çalmayı ve okumayı seven bir “hippi” olan bir komünist ve bir anarşistin karışımı olarak büyüdü. Bergen Üniversitesi’nde karşılaştırmalı edebiyat okudu. Norveç dilinin iki yazı standardından biri olan Nynorsk dilinde yazdığı ilk romanı “Raudt, svart “(Kırmızı, Siyah) 1983’te yayımlandı. İlk oyunu “Og aldri skal vi skiljast (Ve Asla Ayrılmayacağız)” 1994’te sahnelendi. The Daily Telegraph’ın yaşayan en iyi 100 dahi listesinde 83. sırada yer aldı. Fosse, “Andvake, Olavs draumar ve Kveldsvaevd” üçlemesiyle 2015 İskandinav Konseyi Edebiyat Ödülü’ne layık görüldü. Karakterleri genellikle erkek, kadın, anne, çocuk gibi genel isimler taşıyan oyunları, ilkel ilişkilerimizin yoğunluğunu yakalıyor ve yer yer kasvetli ve komik oluyor. Tiyatro oyunu, düzyazı, çocuk kitabı yazarı, şair, denemeci ve çevirmendir.
Yedi yaşındayken geçirdiği ciddi bir kaza, onu ölümle burun buruna getirdi. Elinde bir şişeyle ayağı kaydı ve cam bileklerini kesti. Bu deneyim, yetişkin yaşa geldiğinde eserlerini güçlü bir şekilde etkiledi: “Bugün hâlâ, bu kaza nedeniyle yazar olduğuma inanıyorum. Metinlerimin temel bakış açısı, hayat ile ölüm arasında duran bir insanın bakış açısıdır.”
“Sanırım felsefenin ölmeyi öğrenmenin bir yolu olduğunu söyleyen Cicero’ydu. Ve bence edebiyat da ölmeyi öğrenmenin bir yolu. Yaşamla ilgili olduğu kadar ölümle de ilgili. Sanırım bunun büyük edebiyatın, sanatın biçimiyle ilgisi var. Sanat, onu yarattığınız anda canlıdır ve ona yeniden hayat verebilecek bir okuyucu vardır. Ama bir nesne olarak ölüdür.”
Türk tiyatrosuna henüz herhangi bir oyunu kazandırılmamış Fosse’nin 1990’lardan bu yana, dünyanın dört bir yanında sahnelenen 20’den fazla tiyatro oyunu, ona büyük ün kazandırdı. Norveçli oyun yazarı Henrik Ibsen’i de burada anmak gerekir. Eserlerinde yarattığı etki bakımından kendisine Modern Ibsen lakabı verilmiştir. İki oyun yazarının, kahramanların duygusal ve varoluşsal çatışmasının bir aynası olarak yerel ve fiziksel manzaralarına ortak vurgu yapması nedeniyle Ibsen’le karşılaştırılmıştır.
Bir röportajında edebiyat ve yazma konusuna nasıl baktığını şu sözlerle belirtmiştir. “Her iyi yazmayı başardığımda yeni bir yere, yeni bir evrene girme deneyimi büyüleyici. Ve her zaman hazırlıklı olduğumu, bir gün artık yazmayı beceremeyeceğimi düşünürüm, bu da sorun değil. Sorun değil, bence bu senin sahip olduğun bir çeşit hediye. Bunu bana kim ya da her ne veriyorsa, bilmiyorum.”
Dile getirilmeyeni dile getiren cesur ve yenilikçi tutumun daha da yaygınlaştığı bir edebiyat dünyasını umut ediyor, Neyya Edebiyat olarak yazarı kutluyoruz.
Özlem Budak
Türkçeye çevrilmiş eserleri:
- Üçleme, roman, MonoKL Yayınları
- Melankoli, roman, MonoKL Yayınları
- Sabahtan Akşama, roman, MonoKL Yayınları
Kaynaklar:
https://www.newyorker.com/culture/the-new-yorker-interview/jon-fosses-search-for-peace
