HAYATINIZIN BİRKAÇ VERSİYONUNUN OLMASINI İSTEDİĞİNİZ OLDU MU HİÇ?

İSTEDİĞİNİZ BİR VERSİYONU YAŞAYIP BEĞENMEDİĞİNİZDE TEKRAR KÖK YAŞAMA DÖNMEK NASIL BİR ŞEY OLURDU ACABA?

SEÇİMLERİMİZ YAŞAMIMIZI NASIL ETKİLER?

Temmuz 1975 İngiltere doğumlu bir yazar ve gazeteci olan Matt Haig yazdığı bu kitapla kendine özgü tarza bağlı kaldığını kanıtlamıştır.  Çocuklar ve yetişkinler için hem kurgu hem de kurgu olmayan ve genellikle spekülatif tarzda kitapların yazarı olarak ödüle layık görülmüştür. (Her biri varsayıma dayanan ve gerçek dünyada var olmayan, spekülatif unsurlar içeren, çok sayıda farklı kurgu türünü barındıran bir tür.) Bu defa yaşamı başkalarına göre düzenlemenin neler kazandırıp neler kaybettireceğine yönelik bir romanla karşı karşıyadır okuyucu. Kitabını bilim, felsefi ve fantastik kurgunun bir şöleni şeklinde önümüze koymuştur.

Gece Yarısı Kütüphanesi, kahramanımız Nora’nın yaşamın gerçek doğasını öğrenebileceği, yaşamla ölüm arasındaki bir yeri simgelemektedir. Kütüphaneci Bayan Elm, mekanı arafta olmak şeklinde tanımlar. Mekanı ziyaret edenler, yaşamlarında yaptıkları seçimleri inceleyebilir, temel inançları hakkında yeni bir bakış açısı kazanabilir ve aydınlanmaya ya da lanetlenmeye giden yolu bulabilirler. Gece Yarısı Kütüphanesi Nora Seed’in, bir yandan ezici keder, umutsuzluk ve pişmanlıkla boğuşurken bir yandan da hayatında anlam ve yön bulmaya çabalayan hikayesini konu alıyor. Kimseye bir yararı olmadığını düşündüğünden bu hayattan çekip gitmenin ona daha iyi geleceğine inanmaktadır. Kendisini öldürmeye karar verir ama bu farklı bir ölümdür, uyandığında kendisini gece yarısı kütüphanesinde, yaşamla ölüm arasında bir yerdedir. Roman bu andan itibaren ilginç bir duruma bürünür. Kütüphaneci kadın sayesinde yaşamının farklı versiyonlarını denemek ister. Farklı benlikler arasındaki gezintiyi kitaplar aracılığıyla gerçekleştirmeye başlar. Kitaplar okuyucuyu çok çeşitli yaşamların yer aldığı mekan olarak kucaklamaktadır. Romandaki kütüphane seçimi bu nedenledir.

Bir zamanlar olimpiyat yüzücüsü olan Nora Seed yaşamak için başarının gerekliliğini sorgular. Başarılarına rağmen yapabileceği hiçbir şeyin babasını mutlu edemeyeceğini öğrenir. Ayrıca babasının tanımladığı başarının ona mutluluk getirmediği gibi depresyondan ve yalnızlıktan kaçmasına izin vermediğini de öğrenir. Nora, hayatına son vermeye çalıştıktan sonra Pişmanlıklar Kitabı’nı okur ve o kadar umutsuzluğa kapılır ki Bayan Elm kitabı bırakması için ona koçluk yapmak zorunda kalır.

Radyoya uyarlanmış olan romanda kahramanımızın bu kütüphanede en çok memnun olduğu hayatı bulmaya çalıştığını görürüz.

Nora, ziyaret ettiği her alternatif yaşamda pişmanlıklarının içindeki yanlış inançları öğrenir. Bir yüzücü olarak hayatında kendini yalnız, kızgın ve depresyonda bulur. Ne kadar iyi bir kedi sahibi olursa olsun çok sevdiği kedisinin hiçbir zaman yaşayamayacağını öğrenir.

Kendini ateist olarak tanımlayan Haig kitapların onun tek gerçek inancı olduğunu ve kütüphanenin de kilisesi olduğunu söyler. Yazar bazı çalışmalarını, özellikle de kurgu olmayan kitapların bir kısmını, 24 yaşındayken yaşadığı zihinsel çöküntüden etkilenerek kaleme almıştır. Kendisine dikkat eksikliği, hiperaktivite bozukluğu ve otizm tanısı konulan Haig’in zaman zaman kaygıdan yakınmakta olduğu bilinmektedir. Bu romanıyla belki de okuyucunun dikkatini yaşadığı sıkıntılara çekmek ister.

HAYATINIZIN OLUMSUZ YANLARI İÇİN KENDİNİZİ YA DA YAKIN ÇEVRENİZİ SUÇLADIĞINIZ OLDU MU?

Kahramanımız Nora işini ve annesini kaybetmiş olmak gibi arka arkaya gelen olaylar sonucunda depresif duruma itilmiş bir kadındır ve bu sıkıntıların yanı sıra eski nişanlısını düğünlerine iki gün kala terk etmiştir. Ayrıca erkek kardeşini gelecek vaat eden rock grubundan ve babasını da potansiyel bir kariyerden vazgeçerek hayal kırıklığına uğrattığını düşünmektedir. Hayatının her olumsuz yönü için kendini suçlamaktadır. Psikolojik açıdan baktığımızda bu kayıplar yalnızlaşmasının ve yaşama karanlık açıdan bakmasının nedeni olmuştur. Bu durum kendisinin ve başkasının içindeki iyiliği görmesine engel olmaktadır. Hayatını mahvettiğine inanmaktadır. Profesyonel yüzücü olan Nora ileriye dönük bir yol göremez ve hayatına son vermeye karar verdiğinde travmasına yenik düşmüştür.

SİZDEKİ VE BAŞKALARINDAKİ İYİLİĞİ GÖRMEK SİZE DAHA İYİ BİR YAŞAM SUNAR MI? SATRANÇ OYUNU NEYİ İFADE EDER?

Bayan Elm Nora’yı daha farklı yaşamları da deneyimlemesi için özendirir. Nora, ziyaret ettiği her alternatif yaşamda pişmanlıklarının içindeki yanlış inançları öğrenir. Kütüphaneci kadın, oynadıkları satranç sayesinde onu sonsuz olasılıkların var olduğu gerçeğiyle buluşturur. Genç kadın hayır demez. Aradığı şeyi ancak bu şekilde bulacağına inanmaktadır. Dahası, Bayan Elm hayatın hem tahmin edilemez hem de sonsuz olasılıklarla dolu olduğunu göstermek için satranç tahtasını sıklıkla kullanır. Bu dersler, Nora’nın çoğunlukla geleceğin ne getireceğini bildiğine dair hatalı varsayıma dayanan pişmanlıklarından kurtulmasına yardımcı olur. Satranç aynı zamanda Nora’nın hayat tahtasında taşlar olduğu sürece ileriye yönelik yeni bir yol için hala umut olduğunu anlamasına yardımcı olur.

O halde Bayan Elm kimdir sizce? İşte burada soruyu genişletmek ihtiyacı duydum. Bayan Elm Nora’nın yüksek benliğini, egonun ötesinde var olan benliğin bilge rehberliğini temsil eden kişi olabilir mi? Gece Yarısı Kütüphanesi’nde Bayan Elm, kayıp Nora’nın bu inançları ortadan kaldırmasına yardım eder. Başarılı olmanın ne anlama geldiğini, sabit inançları sorgulatır ve Nora’yı hayattan gerçekten ne istediğini anlaması için kendi içinin derinliklerine inmeye teşvik eder. Gerçek benliğimiz bize seçimlerimizde yardımcı olan en önemli etken olarak karşımıza çıkar.

Başarının yanıltıcı doğası var mıdır?

Matt Haig bu ve buna benzer soruları derinleştirerek zaman zaman diyaloglar ve bilinç akışı zaman zaman da bilge anlatıcı tekniğiyle romanını kurgulamıştır.

HAMİT ERGÜVEN