Anadolu’nun etine dolgun bereket tanrıçası Kibele’nin bu yüzyıldaki sureti benim. Geniş kalçalarım, iri bedenim, kocaman karnımla doğurganlığın en saf haliyim. Bakmayın siz sosyal medyada görünen hepsi birbirine benzer, kesilmiş biçilmiş kadınlara. Her evde bir Kibele; yüzü ay parçası, un kurabiyesi, evin göz bebeği, can parçası…
Tartıya çıktığımda yüz kiloyu geçen ibrenin yüzümdeki tebessümü çoğaltışına şahit olmanızı isterdim. Yıllarca kaçtım üzerindeki rakamlara bakmaktan, korktuğum o küçük aletten.
Dünyayı saran altı yüz elli milyon kişiden biri olmaktan gurur duyuyorum. On ikide bir güzel rakam. Bir düzine içinde görünen en büyük parçaya aitim.
Böyle olmayı ben istedim. Siliktim. Fark edilmezdim. Sevilmezdim. Bir gün Emil Cioran okudum ve bana dedi ki “Kendisine tapmayan kişi daha doğmamıştır,” doğru olan kendine tapmaktı. Şimdi yanaklarımı sıkmak isteyenleri gördükçe içimde kabaran mutluluk balonlarına kapılıp bedenime yeni yağ baloncukları eklemekten keyif alıyorum.
Anadolu’nun hangi kapısını çalsan etine dolgun, kalçası geniş kadınların sizi karşıladığı bir dünyanın içindeyiz. Ağırlığınca altın verilen, uğruna kavgalar edilen, kıskanılan tüm kadınların iri bedenlerine sığınmış tüm güzellikler.
Geçmiş zamanlardan beri geniş kalçaların doğurganlık simgesi olduğunu bilmeyeniniz kaldı mı? Varlığı bedenine sığınmış insanların görünen yüzüyüm ben. Hangimiz ruhumuzu doyururken bedenine güzellikleri eklemiyor.
Şimdilerde şişmanlık ayıp olmuş. Olur mu? Sizin uzaydan bile görünüyorsunuz dediğiniz yere benim güzelliğim yayılmış. Hanginiz sahip olmak istemez ki benim gibi görünür, tanrıça bir kadına. Kimi ister eşim olsun, kimi ister komşum olsun. Kimi der en yakın arkadaşım olsun. Utandığınızı düşündüğünüz yerde var olurum ben.
Yolunuza yoldaş, ruhunuza arkadaş, her derdinize deva benim ruhumla beslenen bedenim. Güçlüyüm. Gücüm görünürlüğümde.
Tutturmuşlar bir obezite, çağın hastalığı! Her yıl üç milyona yakın kişi ölüyormuş. Obez olmasa da ölecek onlar. Bilmiyorsunuz ki yüz yıllar saklı bu bedenlerde. Geçmişin izleri. Tanrıların, tanrıçaların güzellikleri. Topraklara yayılmış bu zarafet hangi düşünceler yok edebilir.
Kimileri fotoğraflarda kurumuş bedenlerini sergileyip kendini beğendirmeye çalışırken biz Kibeleler olduğumuz yerde gözlerini dolduruyoruz herkesin.
Çalın Anadolu’nun kapılarını kim istemez etine dolgun insanları. Erkekse güçlü kuvvetli, heybetli, vurdu mu yumruğunu titreten, kadınsa endamı yeten, savurdu mu bedenini yürekleri yakan.
Duygusal açlık koymuşlar adını bedenimize yüklenen kiloların sebebini. Nerede duygusal açlık? Mutluysam yediklerimle, bedenimde birikenlerle, onlar beni var ediyorsa. Heybetiyle ortalığı yıkan insanların, şimdilerde görünen koca heykellerinin altında küçücük kalanların hiç kıymeti yoksa geçmiş yaşamlarda.
Ben şimdiki zamanın Kibele’si, suya baktığımda yayılan iri bedenim içime ferahlık, ruhuma aşk katarken, peşimde koşanları sıraya dizerken, birbirine benzer fotoğraf insanları bana imrenirken nasıl vaz geçerim bu görüntümden?
Ben bir sosyal medya fenomeniyim. İri bedenimle kendimi sergilerken insanların bakmaya doyamadığı güzelliğimin paha biçilmez bir yanı var. Yediklerimi sergiliyorum, sergilediklerimle övgüler alıyorum. İnsanlar benimle konuşmak, bana dokunmak için sıraya giriyor. Görünürlüğümü gerçek hayata taşıyıp bir padişah gibi bindiğim tahtımın üzerinde onlara sunuyorum kendimi. Gücümü sunuyorum, bana dokundukça büyüyen ruhlarını izliyorum.
Gün geçtikçe büyüyen bedenimde koca memelerimin altında saklıyorum yaşamın tüm gücünü. Ben Anadolu’nun doğurgan kadınlarının tanrıçası, tüm çocukların anası, bu yüzyılın Kibele’siyim.
Ruhumu, mutluluğu ve güzelliği sakladığım bedenimle doyuruyorum. Dayatılmış güzelliklere karşı gün geçtikçe çoğalıyorum.
Kesilip biçilen bedenleriyle suya yansıyan görünmezliklerini görünür kılmayı öğretiyorum. Kocaman karnım, geniş bacaklarım ve yayılmış memelerimde dünyanın kirlerini saklıyorum.
Suya baktığımda nehri dolduracak kadar geniş bir bedene sahibim. Bana bakanların benimle çoğaldığı bu dünyaya; çürüyecek, kokacak, kurtlanacak, yayıldıkça yayılacak etlerimi miras bırakacağım. Evrene sirayet edecek kokum. Geleceğe bir iz olacağım.
Zeynep Pınarbaşı

💚