Gelin sizlerle bir hayal kuralım. Yaşanacak en güzel yeri hayal edin. Orada neler olurdu?
Şimdi bu soruyu bir kenara bırakıp gençlerin ne beklediğini konuşalım biraz.
Genç göçünün en büyük nedenlerinden biri eğitim. Türkiye’de çocuk, genç, kadın ve erkeklerin kaçı coğrafi ve maddi eşitsizliklere maruz kalıyor sizce? Kaçı eşit koşullarda nitelikli eğitime ulaşabiliyor? Türkiye’nin eğitim sisteminde her türlü ayrımcılıkla karşılaşan çocuklar nitelikli ve eşit koşullarda eğitim alamıyor! Türkiye’de herkes eğitime eşit şartlarda ulaşamıyor! Türkiye’de eğitim hakkaniyetli değil! Gençler bunların farkında. Oysa nitelikli eğitim herkes için eşit koşullarda temel bir insani haktır. Testlere değil hayata hazırlar. Öğrencilerin potansiyellerine ulaşmalarını sağlayan öğrenci odaklı sistemle becerilerini geliştirmeyi hedefler.
Gençler nitelikli eğitim haklarını arıyorlar!
Genç göçünün bir diğer nedeni ise akademik kariyer kaygıları. Öyle ya da böyle istedikleri bölümü niteliksiz de olsa X bir üniversitede okuyarak diploma sahibi olabileceklerini biliyorlar. Nerede, hangi pozisyonda çalışacaklar veya o kurumlara nasıl girecek ve hayatlarını kimseye ihtiyaç duymadan kendi emekleriyle nasıl idame ettirecekler? Bunların hepsi gençler için birer soru işareti ve büyük kaygı. Sistem onların ne istediklerine değil hangi bölümden ne kadar kazanabileceklerini düşünmeye itiyor. Yurt dışında yaşayan bir gencin böyle kaygıları umutlarının önüne geçmiyor mesela. Bizde ise durum farklı. Gençler umutsuz. Bu sistem içinden sıyrılıp kendi özgürlüklerini istiyorlar. Liyakat istiyorlar.
Gençler kaybettikleri umutlarının yollarını arıyorlar!
Bir diğer nedeni ise barış, adalet ve özgürlük kaygıları. Gençler duyulmak istiyor. Ne düşündüklerini ne hissettiklerini özgürce korkusuzca ifade etmek istiyorlar. Adalete gelince orada da duyulmuyorlar. Büyük bir kamuoyu oluşturmadan, sosyal medyada arkaları olmadan duyulmadıklarını biliyorlar. Gençler haklarını savunabilecekleri bir adalet, arkalarında onları destekleyen bir devlet ve özgür oldukları bir barış ortamı istiyorlar.
Gençler özgürlüklerini, barışı ve adaleti arıyorlar!
Bir de tabi ekonomik kaygılar var. Her yaştan bireyin ortak kaygısı. İnsanlar Türkiye’de geçinemiyorlar. Küçücük çocuklar bile sadece oyun oynamaları gereken yaşlarda, artık biliyorlar paranın onlar için ne kadar önemli olduğunu. Gençler, yurt dışında garsonluk bile yapsam buradaki hayatımdan daha iyi bir yaşamım olabilir ihtimalini düşünüyorlar. Bir araba bir ev sahibi olmak onlar için çok uzak geliyor. Mutlu olabilecekleri bir hayat inşa etmek istiyorlar.
Gençler mutluluklarını arıyorlar! Fakat…
Gençler aradıklarını bulamıyorlar! İşte tam da bu sebeplerden gençlerimiz göç ediyorlar.
Yurt dışında pek çok ücretsiz/burslu okuyabilecekleri okul var. Hatta burada o çok pahalı okullar da bu nedenle öğrencilerini kaybediyorlar. Üstelik üniversitelerimiz artık eğitim konusunda dünya sıralamalarında epey altlarda kaldı. Yurt dışında kaliteli eğitime ulaşmaları daha kolay hale geldi. Kariyer alanında birçok firmanın insana değer veren, sosyal hayatlarına engel olmayan, kaliteli bir yaşam şansı sunan insan odaklı çalışma koşulları epey cazip geliyor. Mesela basit bir örnek verelim, burada yanına bile yaklaşamayacakları arabaya orada ortalama bir işte 3-4 ay çalışarak sahip olabiliyorlar. Burada maddi özgürlüklerine nasıl sahip olacaklarını düşünürken, dünya gençlerine gıptayla bakıyorlar. Sonrası ise daha da kaygıyla bakılan yarınlar… Oysa tek aradıkları umut dolu yarınlar.
Yazımın başında yaşanacak en güzel yeri hayal etmenizi istemiştim. Gerçekler büyük bir sis olarak hayallerimize çökse de, gerçekleştirmek için her şeye rağmen mücadele ediyoruz. Sizce de gençlerin istekleri pek çoğumuzla çok benzer istekler değil mi? Kesinlikle öyle. O halde gençleri daha çok desteklememiz gerek. Dilerim ki bir gün gençlerimiz kaybettikleri umutlarına kavuşabilirler. Çünkü o gençlerin her birinin katkısına ihtiyacımız var.
Bu ülkenin bir genci olarak umarım bütün gençlerin hislerine tercüman olabilmişimdir. Beni dinlediğiniz için teşekkürler. Umut dolu yarınlara…
Aşkın Ela Kaya
