Bilmiyorum; bilmek, ağır bir gezegen değil mi zaten?
Yerçekiminin karesine eşit korkularımız,
ve dil, sanki sınırların ta kendisi,
(ölçemediğimiz o son boşluk)
Elektromanyetik bir çekim sarıyor beni,
ama solucan deliğinin bilinmezliği kadar,
hafif mi, yoksa ağırlığa dönüşmekte mi?
(Hangi ağırlık gerçek?)
Susuyorum çünkü gelenek bir algoritma gibi,
çünkü kötücüller pusuya yatmış;
çünkü merhamet ve şiddet aynı elden doğuyor,
ve insan,
insan bir denklem – çözülmesi zor,
belki çözülmemesi gereken.
CERN’de 6000 kişi evrenin sırlarını arıyor,
ama Fermi’nin ışıkları da yanıyor,
ve Higgs bozonu gerçekten var mı?
(Sahi, bozon neyi açıklar?)
Suskunluk, belki bir cevap.
Belki bir kayıp dalga formu.
Belki her şeyin başlangıcı.
Susuyorum çünkü –
(çünkü neydi hatırlayamadım.)
Nükhet Eren

Şiirin uzay çağı, harika👍👏
Güzel bir şiir olmuş, dolu dolu, çağdaş, ironik. Susup düşünmek lazım