Öykü, yaşamın nabzıdır. Sözcükler bedenimizde doğar, nefesimizle canlanır, ritimlerle dans eder. Öykünmek, tanrısallığın yaratıcılığına dokunmaktır – insanın yazgısına karşı koyup yeni dünyalar kurmaktır.
NEYYA Yaratıcı Yazarlık Atölyesi olarak on iki yıldır öyküler okuyor, öyküler yazıyoruz. Büyülü bir yolculuk öykülerle var olmak. Mitolojiden destanlara, Kazuo Ishiguro’dan Selçuk Baran’a, Faulkner’dan Joyce Carol Oates’e, Raymond Carver’dan Tomris Uyar’a, John Cheever’dan Orhan Duru’ya kadar usta yazarların izinde yürüyoruz. Her biri bize karakter oluşumunu, olay örgüsünü, zamanın kullanımını ve dilin gücünü öğretiyor. Bu Dünya Öykü Günü’nde, öykünün büyüsüne inanıyoruz.
Her yazar bize bir pencere, bir dünya armağan ediyor. Tomris Uyar’ın dediği gibi: “Gerçek bazen gerçeğe tıpatıp benzemeyebilir.” Öykü, yaşamın sıradan fotoğrafını değil, gerçekten daha çarpıcı bir önsezi sunar.
Günümüzün öyküsü, parçalanmış bireyin hassas dokusunu sergiler. Teknolojinin hızlı akışında kaybolmuş, çaresizliğin penceresinden bakan insanın hikâyesidir bu. Abdulrazak Gurnah’ın öykülerinde olduğu gibi sınırların ötesine savrulan göçmenlerin, Jhumpa Lahiri’nin öykülerindeki gibi kimlik mücadelesinde yorgun düşenlerin, popülist söylemlerin gölgesinde kalan toplumların sesi yankılanır öykülerde. Bölgesel güç savaşlarının ortasında kalan insanların aidiyet arayışı, yerinden edilmişliğin acısı ve umut, çağdaş öykünün ana damarlarından biridir. Ancak her öykü, okura sonsuz bir yaratma gücü bağışlar. Yaşamı yeniden üretebilmenin, değiştirebilmenin kapılarını aralar.
Bu yıl bir öykü ağacı oluşturma fikriyle yola çıktık, atölye arkadaşlarımız karton şeritlere kendilerini etkileyen öykülerden cümleler yazdılar. Bizce Öykü, yalnızca anlatılmaz – yaşanır. Her kelime bir nefes, her cümle bir ritim, her paragraf bir danstır. Öykü ağacımızla nefesimizi paylaşmak, beraber dans etmek amacındayız.
Öyküyü yaşatalım. Öyküyü paylaşalım. Öyküyü sevelim.
NEYYA Yaratıcı Yazarlık Atölyesi adına
14 Şubat Dünya Öykü Günü Kutlu Olsun!
