İnsan Neyle Yaşar? İnsan nedir? Dünyadaki amacımız ne? Bu gibi sorulara cevap arar dururum ben de.

Tolstoy’un öyküsü, Rusya’nın bir köyünde başlıyor. Kendine ait toprağı ve evi olmayan, ayakkabıcılık yaptığı kulübede yaşayan mujiğin(1) hikâyesi.

“Ekmek pahalı, emek ucuzdu” diyerek zorlu dönem anlatılmak istenmiş sanırım,  her dönemde aynı sıkıntılar yaşanmıyor mu? Günümüze dek süregelmiştir emeğin ucuz olması.

Semyon, karısı Matryana ve çocukları ile çor zor şartlarda yaşar. Fakirlikten dolayı bir gocuğu karısı ile ortak kullanır. Kışa girmeden yeni gocuk dikmek için post alması gerektiğinde elindeki az parasıyla, alacaklarını da tahsil ederim düşüncesi ile çıkar evinden. Ne yazık ki ona borçlu olanlardan parasını alamaz, elindeki para da post alamaya yetmeyince kendini meyhanede bulur. Alacaklılarının maddi durumları kendinden çok iyi olmasına rağmen borçlarını ödememelerine sinirlenir. Havanın çok soğuk olmasıyla votka içerek ısınır. Elindeki tüm parayı içkiye vermiştir.

Eve dönerken, kilisenin bahçesinde ıssız duvar dibinde bir karaltı görür, önce taş zanneder, çırılçıplak bir adamın büzülüp oturduğunu görünce hareketsiz olduğundan ölü zanneder, yanaşmaz. Başımı derde sokmayayım der, ilgilenmez, yoluna devam eder. Sonra niye bakmadım diye kendisine kızar, döner adamın yanına. Kendi üstündeki kaftanı ona giydirir ve evine götürür. Karısı, post beklerken yabancı adamı görünce çok kızsa da kimsesiz olduğu için yatacak yer gösterirler.

Öykü de ikinci katman bundan sonra başlıyor.

Adı Mihail olan kişi üç günde Semyon’un anlatımlarıyla ayakkabı yapmayı öğrenir. Beraber ayakkabı yapmaya başlarlar. Mihail’in ünü çevre köylere kadar yayılır, onun sayesinde işleri iyi gitmeye başlar. Haftalar aylar derken altı yılı birlikte geçirirler. Durmaksızın çalışır, çok az yemek yer. İşini her bitirdiğinde kafasını kaldırıp yukarı bakar.

Yıllar içinde sadece üç kez gülümsemesine şahit olan Semyon bir gün sebebini sorduğunda, Mihail, Tanrının kendisini cezalandırması sonucu sorduğu üç sorunun yanıtlarını buldukça gülümsediğini söyler.

“Ben cennette melektim. Bir gün ona karşı geldim. Tanrı beni bir kadının ruhunu almaya yollamıştı. Yeni ikiz doğum yapmış kadındı. Ben de lohusanın ruhunu almadım. Tanrı bana git kadının ruhunu al sonra da şu üç kelamımı öğren; İnsanda ne var? İnsana ne verilmemiş? İnsan neyle yaşar? Bunları öğrenince tekrar göğe döneceksin, diyerek gönderdi.”

İlk gülümsemesi Tanrının ilk sorusunu hatırlayıp şahit olduğu anda olur. Semyon, onu evine götürdüğü akşam, karısının kızgınlıkla yemek vermezken Tanrıyı hatırlatmasıyla kadının yumuşaması ve yemeği verirken bakışlarındaki sevgiyi görünce gülümser Mihail. Tanrı’nın ilk sorusunu hatırlar ve ilk sorunun cevabını bulmanın sevincini yaşar. İnsanda ne var? Sorusuna cevabın sevgi olduğunu bulmuştur.

Yıllar önce bir gün ayakkabı siparişi veren müşterinin, ayakkabı bir yıl dayansın ısrarına karşın adam giderken gülümsemesi ise; adamın ardında ölüm meleğini görmesi ve ertesi gün ölüm haberinin gelmesi ile ilgilidir. “Adam bir yılın hesabını yapıyor, oysa akşama kalmadan öleceğini bilmiyor” diye düşüncesini söyleyerek işte o zaman anladım ikinci sorunu cevabını der. İnsana ne verilmemiş? Sorusunun yanıtını insana neye ihtiyacı olduğu bilme yetisinin verilmemiş olduğunu öğrenir ve cevabı bulduğu için gülümser.

Son olarak, iki çocukla ayakkabı siparişi vermeye gelen kadının, kimsesiz ikiz çocuklara sahip çıkmasını ve kendi çocuğu gibi sevip kollamasını, onlar için ağlamasını görünce kadının yaptıklarının Tanrı için olduğunu görür. Üçüncü soruya da yanıt bulmuştur artık. İnsan neyle yaşar? İçindeki Tanrı ile yaşadığını öğrenmesi gülümsemesine sebep olur.

Öyküye genel olarak baktığımda,  evrensel kavramlar üzerine kurulmuş.  İyi insan olmak adına ahlaki değerlerin önemini vurguladığını düşündürüyor. Sevginin maddiyatla hiç bağının olmaması ve vicdanlı olmak öne çıkıyor. Ayrıca kendimiz için planlar yaparken bizim için daha büyük plan yapan Tanrı’yı hatırlatan bir öykü.

Victor Hugo’nun en sevdiğim sözüdür. ”Vicdan, insanın içindeki Tanrıdır.” 

Özlem Gemici

(1)Mujik toprak köleliğinin sona ermesiyle özgürleşen Rus köylüsü