Ekim ayından bu yana atölyemizde Vergilius’un ünlü destanı Aeneis’i inceliyoruz. Destana, Roma tarihini, Vergilius’un yaşamı ve eserlerini, Roma mitolojisini anlatarak giriş yaptık. Roma’ya bir kuruluş destanı yazmasını Vergilius’tan, İmparator Augustus istemiş. Vergilius şiir formunda yazdığı destanı, her biri kitap olarak adlandırdığı on iki bölümden oluşturmuş ki biz her bir bölümü ayrı ayrı masaya yatırdık.

Aeneas, Truva Savaşı’na Truvalıların yanında katılan Anadolu kökenli yarı tanrı bir savaşçı. Kaderin kendine çizdiği yolda, yandaşlarıyla beraber İtalya’ya gelip Roma’yı kuracak, bütün anlatım boyunca kaderin kaçınılmazlığı destanın ana temalarından birini oluşturacak, destan boyunca bitmeyen savaş öyküleri ise bize eşlik edecek.

Vergilius destanı yazarken, o zamanlar yaşayan bir Romalının çok rahat anlayacağı şekilde Roma tarihine göndermelerde bulunmuş. Örneğin İkinci Kitapta başı kesilerek öldürülen Truva Kralı yaşlı Priamos, Pompeius’a göndermeymiş. Pompeius, Sezar’la birlikte Birinci Triumvir’likte önemli görevler yapmış. Sonra ikili anlaşmazlığa düşmüş, Pompeius doğuya kaçmış, Sezar’la savaşmış, yenilmiş ve o da başı kesilerek öldürülmüş. Hem Priamos, hem Pompeius, ikisi de doğu ile ilişkili olup, batının doğuya olan üstünlüğünü göstermek için kullanılmış.

Kartaca Kraliçesi Dido’nun Aeneas’ın kılıcını göğsüne sapladıktan sonra yanarak ölmesi ise Romalıları çok uzun yıllar boyunca uğraştıran Kartaca Savaşlarını temsil etmiş. Roma, MÖ 265-205 Yılları arasında Kartaca ile Pön Savaşları olarak da bilinen üç büyük savaş geçirmiş. Kartaca’yı yönetimleri altına almak o kadar kolay olmamış. Sonunda dize getirdikleri Kartaca’yı bir daha dirilmemek üzere dümdüz edip ateşe vermişler.

Aeneas’ın İtalya’da rakibi olacak Turnus ile yaptığı savaşlar ise iki ayrı savaş grubunu temsil etmiş. Birincisi İtalya birliğini sağlamak için kendi aralarında üç yüz yıl savaşmalarına, ikincisi ise Yunan-Roma Savaşlarına göndermeymiş. Bu savaşlarda doğal olarak Roma tarafını Aeneas, karşıdakileri ise Turnus temsil etmiş. Turnus’un Aeneas tarafından öldürülmesinin gerçek nedeni, Roma’nın İtalya’nın birleşmesinde zafer kazanmış olması, Yunanları İtalya’dan kovmuş olması ve Yunanları Roma-Yunan savaşlarında yenmiş olmasıymış.

Burada hatırlatalım, Aeneas İtalya’ya vardığında kehanete göre Latium Kralı’nın kızı Lavinia ile evlenecek ve ikisinin soyundan gelecek olanlar Roma’yı kuracaktır. Ancak, karşısında Lavinia’nın nişanlısı Turnus’u bulur, kehanetin yerine gelmesi için onu yenmesi gerekmektedir. Destanın sonunu oluşturan 12. Kitapta ikili teke tek dövüşecek, Turnus yenilecek, merhamet dilediği halde Aeneas tarafından öldürülecektir. Söz konusu düello Roma’nın imparatorluğunun artık tescil edildiği Actium Savaşı’na bir göndermedir. M.Ö 31 yılında gerçekleşen Actium Savaşı, İmparator Augustus’un, Antonious’u yendiği savaştır. Savaş sonucu Antonious öldürülmüş, sevgilisi Kleopatra ise intihar etmiştir. Roma artık yeryüzünde rakipsizdir, Augustus ise Akdeniz dünyasının tek ve gerçek lideridir.

12. Kitap’ta Juturna’nın, Juno’nun, Venüs’ün ve hatta Zeus’un bütün müdahalelerine karşın onların üzerinde de kaçınılmaz bir kader olduğu bir kez daha vurgulanır. Savaşın yarattığı tahribat, küçük bir balıkçı köyünden neden geldiğini anlamayan Menoetes’den, Turnus ve Aeneas’a uzanan çizgide okuyanı derinden vuracak şekilde aktarılır. Kökünden sökülen ağaç metaforunda, yenilenin yok edilen varlığı gözler önüne serilir.

12. Kitap’ta yer alan Aeneas ve Turnus düellosuna tekrar dönersek, her ne kadar Vergilius Aeneas’ın Turnus’u öldürmesini, Turnus’un belindeki Pallas’ın (Turnus tarafından öldürülen Aeneas taraftarı Kral Evander’in oğlu genç savaşçı) kemerine bağlasa da okuyucuda tam bir adalet duygusu uyandırmaz, bir şeyler eksik kalır. Yaptıkları savaşta sadece Pallas değil her iki taraftan yüzlerce insan acımasızca öldürülmüştür. Bu yazıyı yazarken faydalandığım bir sitede rastladığım cümleyi buraya almak istiyorum. Onurlu görevle başlayan savaşlar, her zaman onurlu eylemlerle sonuçlanmaz.

Mitolojiye göz attığımızda, ana tanrıçanın iktidar gücünü doğadan aldığı, hükmünün doğaya, yere ve yerin altına geçtiğini görürüz. Başında Zeus’un bulunduğu tanrıların iktidarlarının gücü ise silahla, gasp ile sağlanan güçtür. Zaten destanımız da “arma virumque cano” (silahların ve yiğidin şarkısını söylüyorum) ile başlar. Kanımca, Aeneas da, ondan sonra gelen ve gelecek olan bütün silahlı gaspçılar da bildiler ki, bilecekler ki, bu zafer gerçek bir zafer değildir; kendilerince sağladıklarını sandıkları adaletin tepe noktası aynı zamanda zulmün de tepe noktasıdır.

Asil Şenol Topçu

Kaynakça:

Aeneis- Vergilius Çeviren: Türkan Uzel

Helen ve Roma Tarihi: Anadolu Üniversitesi Yayını No:2364- Açıköğretim Fakültesi Yayını No:1361

Dünya Mitolojisi- Donna Rosenberg Çevirenler: Koray Akten, Erdal Cengiz, Atıl Ulaş Cüce, Kudret Emiroğlu, Tuluğ Kenanoğlu, Tahir Kocayigit, Erhan Kuzhan, Bengü Odabaşı

https://www.sparknotes.com/lit/aeneid/section12/

https://www.sparknotes.com/lit/aeneid/quotes/character/turnus/

https://theimaginativeconservative-org.translate.goog/2019/10/shield-aeneas-memory-history-virgil-aeneid-paul-krause.html?_x_tr_sl=en&_x_tr_tl=tr&_x_tr_hl=tr&_x_tr_pto=tc