EMEK
En son emek konuşacak dünyada.
Mavi tulumlar,
Kırmızı bayraklar,
Konuşacak taş taş,
Köprüler, saraylar.
Konuşacak kanla karılan harçlar.
Yoksulluk, varoşlar,
Yaşatılmayanlar.
Konuşacak ülke ülke meydanlar…
Emek konuşunca;
Susar dünya,
Kaçar emperyal,
Vurulur alnından, haksız savaşlar.
Bulutları tutar, bağrı deşili dağlar.
Tohumlanıp akar toprağa ormanlar.
Emeğin teriyle sulanıp,
Ürüne durur boş tarlalar!
Ballı meyvelerini uzatır,
Emekçi ellere
çiçeklenen dallar.
Konuşunca emek,
Kazanılır bir bir haklar.
Bütün renkleriyle kol kola insanlık;
Kardeşliğin güveni,
Umudun çocukluğu,
Gençliği, geleceği,
Güneşi tutan nasırlı elleriyle;
Alabildiğine yeşil,
Alabildiğine mavi,
Baştan sona sevinçli,
Mutluluğun halayına dururlar!
Meleksima Alp
1 MAYIS
1 Mayıs’ın tarihi emeğin tarihidir dünyada. Emeğin tarihi de insanın üretim ilişkileriyle ortaya çıkardığı yaşam düzenlerindeki konumudur.
Yerleşik düzenle birlikte mülkiyetin ve mülksüzlerin ortaya çıkışı başta olmak üzere, pusulanın-okyanus aşan gemilerin icadı ve yeni yerlerin keşfi; gelişmiş ülkelerin yayılmacılığını, köleliğin ticaretini ve sömürgeciliği de meşrulaştırdı.
Kölelikten kazanılan sermaye birikimi, buharın ve su gücünün sanayide kullanılması makineleşmeye o da “Birinci sanayi devrimi”ne neden oldu. Küçük işletmelerden fabrikalara geçildi. Fabrikalarda çalışan emekçiler; işçi sınıfını, üretim araçlarını elinde tutan sermayedarlar; kapitalizmi ve kapitalist ekonomiyi oluşturdular.
Elektriğin üretimde kullanılması “İkinci sanayi devrimi”ne, dijital teknolojinin yaygın kullanımı; “Endüstri 3.0” da denilen üçüncü sanayi devrimine geçirdi dünyayı. ”Endüstri 4.0”, “Endüstri 5.0” diye gelişerek devam ederken emeğin bu gelişime oranla payı hep asgari kaldı!
Uzun çalışma sürelerine, ağır çalışma koşullarına ve ona karşılık alınan ücret azlığına örgütlü itirazlarla da 1 Mayıs’lar başladı…1856 yılında örgütlenen işçiler ilk kez Avustralya’da 8 saatlik iş günü istemiyle greve gittiler. Avrupa’da, Amerika’da dünyanın her yerinde zor koşullara karşı mücadele hep sürdü.1884’den 1886 Mayıs’ına kadar Amerika’da işçiler; “8 saat çalışma, 8 saat dinlenme, 8 saat canımız ne isterse!” sloganıyla mücadeleyi hızlandırdılar. Ülke çapında iş bırakıldı.
1886, 1 Mayıs’ında başlayan grev ve eylemler Haymarket olayları ile son buldu, işçi liderleri asıldı, onların son sözleri tarihe geçti! Tam kazanım sağlanamamıştı ama 16- 18 saatlik çalışma süresi uygulayan iş kollarında süre12 saate, 10 saat çalışılan kollarda 9 saate indirildi ve Amerikan İşçi Örgütleri Federasyonu; 8 saati kazanana kadar her yılın 1 Mayıs’ını grev günü ilan ettiler. İkinci Enternasyonalin 1891 de toplanan ikinci kongresinde, tüm dünyada 1 Mayıs’ın birlik mücadele ve dayanışma günü olarak kutlanmasına karar verildi.
Bizde de ilk 1909 da Osmanlı’da Üsküp ve Selanik’te sokağa çıkılan 1 Mayıs, Cumhuriyet’le 1923 de kutlanmış.
“1977 İstanbul Taksim 1 Mayıs’ı” her yönüyle dünyada, ülkemizde ve tarihte yerini almıştır, aydınlatılmayı da bekleyerek.
Tüm dünyada ekonomi okunan üniversitelerde; “bir işletmede emekten kesinti yapılmazsa kâr edilemeyeceği” öğretilir hâlâ…
Evet, “acıyı bal eyledi, Sırat’ı yol eyledi geldi bu güne” dünya işçileri.
Kapitalist aynı kapitalist, emek aynı emek; sırf kendini savunmanın dışında doğayı da, yaşamı da savunmak zorunda kalan…
Gündüzlerinde sömürülmeyen, gecelerinde aç yatılmayan bir yaşam mücadelesi sürüyor, sürecek; emek hak ettiği değeri bulana dek!
“1 Mayıs, birlik, mücadele ve dayanışma günü” kutlu olsun!
Meleksima Alp

Üreten, dönüştüren ve yaşamı var eden emek, en yüce değerdir.
Elinize dilinize sağlık.
Saygıyla…
Selam olsun üretene ve yaratana!
Ellerine sağlık 👏