Hıdırellez: öz. a. Ar. Hidr+ilyâs 1. Hızır ve İlyas peygamberlerin her yıl buluştuklarına inanılan 6 Mayıs günü 2. Her yılın 6 Mayıs gününde kutlanan geleneksel bayram (TDK büyük sözlük)
Hıdırellez: Hızır’ın evimize uğrayıp sırtımıza dokunduğunda dileklerin olacağı gece (Komşu kızı Neslihan abla)
Hıdırellez: Hızır’ın araba dağıttığı gün (Komşumuz Hüseyin amca)
Hıdırellez: Benim doğum günüm (Annem)
Hıdırellez: Hızırın bana koca bulduğu gece (Zeynep)
Hıdırellez: Elime gül dikeni batan gece (komşunun küçük kızı)
Hıdırellez: Kırmızı tüle para bağlayıp gül ağacına astığımız gece (kız kardeşim)
Hıdırellez: Ateş yakıp üstünden atladığımız gece (mahallenin çocukları)
Hıdırellez: Senden gördükten sonra 5 Mayıs gecesi gül ağaçlarına dilek astığımız gün (Fatma abla)

Hıdırellez: “Bu gece beş mayısı altı mayısa bağlayan gecedir. Bu gece denizlerin ermişi İlyasla karaların ermişi Hızır buluşacaklar. Dünya kurulduğundan bu yana bu iki ermiş her yıl, yılın bu gecesinde buluşurlar. Eğer bir yıl buluşmayacak olsalar, denizler deniz, topraklar toprak olmaktan çıkar. Denizler dalgalanmaz, ışıklanmaz, balıklanmaz, renklenmez, kururlar. Topraklar çiçeklenmez, kuşlar, arılar uçmaz, ekinler yeşermez, sular akmaz, yağmurlar yağmaz, kadınlar, kısraklar, kurtlar, kuşlar, börtü böcek, tekmil yaratık doğurmaz. Eğer onlar buluşamazlarsa… Kıyametin habercileri Hızırla İlyas olacaktır.
Hızırla İlyas her yıl dünyanın bir yerinde buluşurlar. Onlar o yıl hangi yerde buluşmuşlarsa orada bahar bir başka türlü patlar, o yıl çiçekler daha bol, daha büyük, her yılkinin birkaç misli iri açarlar. Arılar daha renkli, daha kocaman olurlar. İneklerin, koyunların sütleri daha bol, daha besleyici olur. Gök daha arı, daha başka mavilenir. Yıldızlar daha irileşir, daha parlaklaşırlar. Saplar başakları, ağaçlar çiçekleri, meyveleri götüremezler. İnsanlar o yıl daha sağlıklı olurlar, hiç hastalanmazlar. O yıl ölüm de olmaz. Ne bir kuş, ne bir karınca, ne arı, ne kelebek ölür. Hızırla İlyasın buluştuğu an, biri mağrıptan, biri maşrıktan iki yıldız doğar, yıldızlar Hızırla İlyasın buluştuğu yerin üstüne kayarak gelirler, tam Hızırla İlyas birbirlerinin elini tutarlarken onlar da birleşirler, tek bir yıldız olurlar.
Hızırla İlyasın üstüne ışık olup sağılırlar. Hızırla İlyasın el ele tutuştuğu, yıldızların gökte birleştiği an dünyada her şey durur, akarsular kirp diye oldukları yerde donmuşçasına durur kalırlar, yeller esmez, denizler dalgalanmaz, yapraklar kıpırdamaz, damarlardaki kan akmaz, kuşlar uçmaz, arıların kanatları titremez. Her şey durur, hiç, hiçbir şey kıpırdamaz. Yıldızlar akmaz, ışıklar yürümez. Dünya bir an için ölür. Sonra her şey birden uyanır, dehşet bir yaşam patlar.” (Binboğalar Efsanesi, Yaşar Kemal)
Uzun uzun anlatır Binboğalar efsanesinde Yaşar Kemal, kimlerin neler dilediğini, hangi dilekleri olup hangisinin olmadığını anlatır. Bir yandan da bir kültür, bir insan topluluğu bir yaşam vardır bu romanda. Okurken dilekleriniz birikir kursağınızda onlarla ulaşır gökyüzüne.
Hıdırellez çocukluğumuzun unutulmayacak kadar büyük bir bölümünü kaplayan gecedir. Apartmanın bahçe katındaki dairesinde büyüdük. On daireli komşuları her daim iç içe olan Yeşilçam filmlerinin neşesinin olduğu zamanlardı. Düğünler, doğumlar, nişanlar, cenazeler, bayramlar gibi herkesin bir arada olacağı özel günlerin dışında tüm apartmanın birlik olduğu gece Hıdırellez gecesiydi. Hatta yan binalarda oturan komşuların da zaman zaman bize eşlik ettiği bu gece gerçek bir bahar bayramı yaşanırdı. Bazen komşu teyzeler ve çocuklar, bazen biz bize gündüz annemin doğum gününü kutlar akşama gül ağaçlarının altında buluşurduk.
Büyük bir bahçemiz vardı. Her daire sakinine yetecek kadar gül ağacı ekilmiş bahçemizde gece on ikiyi geçince kağıtlara çizilmiş, yazılmış dilekler gül ağacına asılır, sabah ezanla beraber toplanırdı. Sonra beton kısımda ateş yakılır şarkılar, türküler, kahkahalarla ateşin üzerinden atlayıp kötü ruhlardan arınırdık.
Sabahtan kırmızı tüllerin içine sardığımız küçük demir paraları kırmızı kurdele ile bağlar akşam için hazırlardık. Çoluk çocuk ma aile kurdeleli paraları gül ağaçlarına asardık. Çocukken dileklerimiz zihnimizdeki hayallerimizin içindeydi. Anne, babalar kağıtlara çizdiği ev, araba, bilumum taşınmazlarını Hızır’ın sırtına gül ağacıyla yüklerdi. Bizler paraların saçacağı bereketle, ateşin kovduğu kötülüklerle yetinen çocuklardık.
Bir defasında komşumuz Hüseyin amca taşlardan araba yaptı. Üstüne de bilinen bir markanın amblemini çizdi. Çok kısa süre sonra çizdiği marka arabayı almıştı. O zaman şaşkınlıkla dileklerin gerçekleşebileceğine inandım. Hatta yan binadan komşumuzun kızı Neslihan abla, bir Hıdırellez gecesinde tüm ritüellerimizi gerçekleştirdikten sonra biz çocukların yanına gelip, “Hızır bu gece gelecek, şöyle sırtınıza dokunacak” diyerek elini sırtımda gezdirmişti.” O zaman dilekleriniz olur,” diyerek bizi kendine hayran bıraktı. Öylece neşe içinde bakmıştık ona. Hüseyin amca arabayı alınca Hızır’ın o gece bizim binaya uğradığını anladım. Bizimkilere sordum hiçbirinin dileği olmamıştı.
Yıllarca bozulmadan ilerleyen neşeli Hıdırellez günlerimiz taşınanlar, evlenip giden çocuklarla azalsa da bahçenin gül ağaçları 6 Mayıs’ta hiç boş kalmadı. Ve bir gün biz o evden taşındık. O sene kalp ameliyatı oldum. Artık sağlıklıydım ve hayatıma istediğim gibi devam edecektim. Ameliyat olacağımı öğrendiğim günden olup da iyileştiğim güne kadar aklımdaki tek şey öleceğim düşüncesiydi. Üstüne bir de büyüdüğümüz evi satıp taşınmak zorunda kaldığımda oldukça zor bir sene geçirdim. Yeni evimizde Hıdırellez vakti geldi. Bahçe yoktu. Ev balkonluydu. Gül ağaçları hayaldi derken ev sahibinin binanın arka köşesine bir gül ağacı diktiğini öğrendik.
O gece ev sahibi ve biz beş altı kişilik bir dilekçi grubu olarak elimizde kağıt, kalem dileklerimizi yazmaya koyulduk. Artık Hızır’ın büyüsü bozulmuştu. Hıdırellezin başrolünde sadece Hızır değil İlyas’ın da olduğunu öğrenmiştim. Ölümden dönmüş yaşıyordum. Hayatta yaşamaktan öte bir isteğin olamayacağını düşündüm.
Kahkahalarla söyleye söyleye herkesin duyup güleceği şekilde dalga geçtiğim dileklerimizi yazdım.
1- Mezun olalı çok oldu, şöyle bol camlı, çok katlı bir binada güzel bir iş
2- Çatı katı olan daire
3- Eh madem bunları istedik koca eksik kalmasın, Ata Demirer’e benzeyen göbekli bir koca
Binayı evi çizerken kolaydı ama resim konusunda başarısız biri olarak çöp adama göbek yapıp koca dileğimi de kâğıda geçirdikten sonra kırmızı kurdeleye sarıp gül ağacına astım. O kağıdı sakladım. Denize atmanın, toprağa gömmenin pek bir önemi yoktu. Gece gülüp eğlenmiştik.
Taa ki bir gün bulup yazdıklarımı hatırlayana kadar zihnim de kitli kaldı. Dileği yazdıktan bir sene sonra çizdiğim iş yerinde çalışmaya başlamıştım. Dört sene sonra çizdiğim kocayı bulmuştum ve tam on beş sene sonra çatı katı olan evim oldu.
Hızır o gece bana uğramış ama haberim yoktu. Hiç evlilik düşünmezken dalgasını geçerken şimdi ben kocamı Hızır’a ısmarladım onunla çatı katı olan evimi de getirdi, diyorum.
Hızırla İlyas buluştuklarında göklerin bereketinden benim yüreğime de ektiler o gece. O gece dalga geçerek yazdığım şeyler hayatımın en önemli ve güzel anlarını kaplıyor.
Pandemide İstanbul dışına taşındığımız da bahçesi olmayan bir binanın en üst katında oturduk.  Hıdırellez yaklaştıkça beni bir huzursuzluk kapladı. Çoğu kişinin bahçesinde çiçek yerine ekinler vardı. Bol bol maydanoz, marul, nane topluyorduk. Eşimden bana bir gül ağacı almasını istedim. Hıdırellez’e kadar balkonumda bakıp dileğimi o gece orada dileyecektim. Sonra yakın bir arkadaşımız kendi binalarının bahçesinde gül ağacı olduğunu söyledi. Duyduğum huzur, yaşadığım mutluluk bana geçmiş hayatıma ihanet etmeyeceğimi müjdeledi. Onların hiç önemsemediği bir gece ben İstanbul’a dönünce benden onlara hatıra kaldı. Şimdi her Hıdırellez gecesi dileklerini astıkları gül ağaçlarının fotoğraflarını atıyorlar.  Kim bilir Hızır belki bir gün onlara da uğrar.
Hala sevgiyle, neşeyle kutluyoruz Hıdırellez’i o gece benim için dileklerimin kabul olduğu ya da olacağı gece değil, benim hayatımın karnaval günleri, çocukluğumun güzel anıları, hayatımın mutlu zamanları. Bir de üzerine artık içinde babam da var. Hızır’la İlyas’a kavuştu bu sene. Belki arkadaş olursa onlarla bize bir selam yollar. 
Yıldızlar konsun koynunuza, tüm dilekleriniz kabul olsun. Hızır’la İlyas bu sene baharı tüm okuyanların hanesine kondursun.

Zeynep Pınarbaşı