Dünya Süt Günü, Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü tarafından (FAO) tarafından sütün küresel bir gıda olarak önemini göstermek amacıyla oluşturulan uluslararası bir gündür. 2001’den bu yana her yıl 1 Haziran’da kutlanmaktadır. Süt Günü süte dikkat çekmek ve süt ürünlerinin sağlıklı beslenme, sorumlu gıda üretimi ve geçim kaynaklarını ve toplulukları desteklemedeki rolüne ilişkin farkındalığı artırmak için bir fırsat sunuyor. Bu, bir milyardan fazla insanın geçim kaynağının süt sektörü tarafından desteklendiğini ve süt ürünlerinin küresel olarak altı milyardan fazla insan tarafından tüketildiğini gösteren FAO verileriyle desteklenmektedir. Birçok ülkenin bunu aynı günde yapmayı seçmesi, bireysel ulusal kutlamalara ek önem kazandırıyor ve sütün küresel bir gıda olduğunu gösteriyor.

Çeşitli sağlık örgütü üyeleri, gün boyunca tanıtım faaliyetleri aracılığıyla sütün önemi mesajını ortak halka yaymak için birlikte çalışmak üzere kutlamalar yapmaktadır. Etkinlikler arasında sağım gösterileri ve çiftliklere ziyaretler, oyunlar, yarışmalar, konferanslar ve bilgi paylaşımları bulunmaktadır. Başta insan olmak üzere tüm canlıların vazgeçilmez besini olan süt, hayatımızda önemli bir yer tutmaktadır. Büyüme çağındaki çocuklar, gebe ve emziren kadınlar ile yaşlıların süt ve süt ürünlerini yeterli miktarda tüketmeleri önem taşımaktadır. 

Sobalı evde büyüdüm, haftada bir kez kocaman bir süt tenceresi kaynatılır yoğurt için hazırlanırdı. Sütün kaynarken yaydığı o hoş koku ile yüzüme dakikalarca buhar banyosu yapardım. İştahsız cılız bir çocuk olduğumdan bir fincan kakaolu sıcak süt içersem annem çok sevinirdi. Sütü hala seviyorum ama içmeli mi, içmemeli mi? Kafa karıştırıcı bilgiler var.

Besinler arasında sütün ayrı bir yeri vardır. Süt vücut için gerekli besin ögelerini yeterli ve dengeli bir şekilde içermektedir. Süt ve süt ürünleri vücuda enerji sağlamasının yanında vücudun yapısı ve biyokimyasal işlemleri için gerekli olan mineral, vitamin, enzim, organik asit, hormonları yapısında bulundurur.

Türk Gıda Kodeksine göre çiğ süt; “inek, keçi, koyun veya manda gibi hayvanların sağılmasıyla elde edilen, ısıtılmamış ve herhangi bir işlem görmemiş sıvı besindir. Fakat çiğ sütler zararlı mikroorganizmaları barındırabilir, en iyisi bilindik güvenilir marka pastörize sütleri tercih edelim. Tabii eğer fazla ilaçlanmamış organik temiz sütler bulabilirsek harika olur.

Süt vücudun kalsiyum, magnezyum, selenyum, riboflavin (B2 vitamini), vitamin B12 ve pantotenik asit (vitamin B5) gereksinimlerini karşılamada önemli katkı sağlar. Sütün bir litresinde yaklaşık olarak; %87 su, %4.7 laktoz, %3.7 yağ, %3.5 protein, %0.7 mineral madde, iz miktarda vitaminler, organik asitler ve koruyucu maddeler, hormonlar ve hormon benzeri maddeler bulunur. Ayrıca bir litre sütün vereceği enerji ise ortalama 695.3 kaloridir.

Türkiye’de kişi başına ortalama yılda 113 kg kadar süt ve süt ürünleri tüketildiği tahmin edilmesine karşın, beslenme ve sağlık araştırması sonuçlarına göre nüfusun %45’i hiç süt tüketmiyor. Her gün peynir, ayran, kefir vb. tüketenlerin oranı %55’dir, her gün peynir tüketenlerin oranı ise %76’dır.

Süt ve süt ürünleri yüksek kaliteli proteinin iyi kaynaklarıdır. Protein, enerjinin aşırı tüketimini önlemeye yardımcı olan ve böylece vücut yağ depolarını azaltan yüksek tokluk etkisi nedeniyle kilo kaybı ve sonrasında kilo koruması sırasında önemlidir. Ayrıca, süt proteini kas protein sentezi için iyi bir temel amino asit kaynağıdır ve böylece kilo kaybı sırasında metabolik olarak aktif kas kütlesini korumaya yardımcı olur, ama yağsız ya da yağ oranı düşük sütleri tercih etmek daha iyi. Ayrıca düşük yağlı süt ürünlerinin yüksek oranda tüketilmesinin hipertansiyon ve felç riskini azalttığı bazı araştırılmalarda gösterilmiş.

Fermente süt ürünleriyle ilgili bazı çalışmalara göre; peynir ve yoğurdun tip 2 diyabet riskinin azalmasıyla ilişkili olduğunu da tespit etmişler.

Çocukken hepimize söylenen neydi? Süt içmezsen boyun kısa kalır, doğru mu, evet doğru. Mevcut kanıtlar, süt ve süt ürünleri tüketiminin çocukluk ve ergenlik döneminde kemik sağlığı üzerinde olumlu bir etkiye sahip olduğunu göstermektedir, ancak yetişkinlikte kemik sağlığı ve ileri yaşlarda kemik kırığı riski konusunda sınırlı araştırma bulunmaktadır. Kırıklardan endişe ediyorsanız, süt ürünü tüketiminizi günde 1 fincana veya daha aza indirmeyi deneyin.

Süt ürünleri ve kanser ilişkisi hakkındaki çalışmalardaysa, hem süt ürünlerinin kansere neden olabileceğihem de kanseri önleyebileceği ileri sürülmüş. Ancak bu çalışmalar süt ve süt ürünlerinin çok çeşitli olmasından dolayı maalesef kısıtlı, dolayısıyla sütün kanser riskini artırdığına ilişkin kesin bilgiler literatürde yok, kesin sonuçlara ulaşmak için daha fazla çalışmaya gereksinim var.

Süt içince sizde hiç gaz, şişkinlik ve bazı bağırsak rahatsızlıkları oluşuyor mu? Cevabınız evetse buna Laktoz intoleransı deniyor, yani bu durum ince bağırsağınızın süt şekerini (laktoz) sindirmek için yeterli enzimi (laktaz) üretmediğinde oluşuyor. Bu durum bebeklerde ve küçük çocuklarda çok nadir görülüyor çünkü onlarda laktaz var ancak büyüdükçe seviyesi düşüyor ve ortadan kalkıyor. Şimdilerde “laktoszus” kahveler, sütler var içine laktaz ekleniyor böylece bu ürünleri içersek laktoz parçalanacağından bağırsaklarınız pek rahatsız olmaz.

Bazı çalışmalara göre dünya nüfusunun %70’inde laktoz intoleransı olduğu söyleniyor.

Karmaşık sorulardan kaçıp bizim için önemli netice sorulara bir bakalım;

  • Süt içmemekle kritik bir şeyi kaçırıyor muyuz?
  • Cevap: yetişkinseniz içmeseniz de olur.
  • Süt ve süt ürünleri içeren bir diyet, hiç süt ve süt ürünü içermeyen veya düşük oranda içeren bir diyete göre genel olarak daha mı iyi?
  • Cevap: Eğer süt dışındaki başka besinlerden (ki bunlar oldukça fazla) yeterli protein ve mineralleri sağlıyorsanız diyetiniz “sütsüz ya da süt ürünsüz” olabilir.
  • Süt içmemek ya da içmek önemli hastalık ve her türlü ölüm riskini artıracak mı yoksa azaltacak mı?
  • Cevap: Süt içmemek sizi öldürmez, hasta etmez ama sütten sağlayacağınız faydaları elimine etmiş olursunuz.

Süt ve süt ürünlerini sevmeyen hatta süte tahammül edemeyen gayet sağlıklı tanıdıklarım var, vitamin ve mineralleri diğer yiyeceklerden aldıklarından sorunları yok.

Eğer süt ve süt ürünlerini seviyorsanız ve vazgeçemiyorsanız hormon ve antibiyotiklerle tedavi edilmeyen ineklerden elde edilen sütü alın. Ancak maliyet veya bulunabilirlik nedeniyle bu sizin için bir seçenek değilse, süt ve süt ürünlerinin genel tüketimini azaltmanız en iyisidir.

Eğer vejetaryen veya vegansanız bitkisel sütler var; Hindistan cevizi sütü, kaju sütü, keten, kenevir sütü, badem sütü, yulaf sütü,  pirinç sütü, soya sütü ama bu sütler hayvansal sütle aynı miktarda protein ve minerallere sahip değiller. Güzel bir alışkanlığımız var, Yoğurt, ya da ayran (lütfen kurabiyelerinizi içine batırmayın). Laktoz intoleransı olan ancak yine de diyetlerine süt ürünlerini dahil etmek isteyenler için harika bir seçenek yoğurt, böylelikle hem bağırsaklar için gerekli probiyotikleri alır hem de yemeklerinize lezzet katmış olursunuz. Yaz günleri serinleten sarımsaklı, salatalıklı cacık ya da yoğurtlu yaprak dolmasını kim sevmez? Ya da evde yoğurt yoksa bir bardak soğuk süt içmek günlük protein gereksiniminize iyi bir katkı sağlayacaktır. Dünya Süt Günümüz Kutlu olsun.

Nil Saydan

 

 

KAYNAKLAR:

  • Thorning ve arkadaşları (NIH), Food Nutrition Research. 2016, Nov 22.
  • Astrup ve arkadaşları 2015 Jan 20;39(5):721–726, International Journal of Obesity.
  • Rizzoli R. Dairy products, yogurts, and bone health. American Journal Clinical Nutrition. 2014;99(5 Suppl)