Kraliçe’nin Gardırobu Açılıyor: Elizabeth’in Elbiseleri Stil Tahtına Yeniden Oturuyor

Buckingham Sarayı, Kraliçe II. Elizabeth’in 100. doğum yılı şerefine öyle bir sergi hazırlıyor ki, kendisi yaşasa muhtemelen “Hangisini giymişim ben ya?” diye şaşırırdı. “Queen Elizabeth II: Her Life in Style” adlı bu sergi, sadece modaseverleri değil, biraz dedikodu, biraz diplomasi ve bolca nostalji peşindeki herkesi cezbetmeye aday. Royal Collection Trust, Kraliçe’nin tam 200 parçasını gün ışığına çıkarıyor. Çocukluk fırfırlarından taç giyme törenindeki gösterişli tuvaletlere, diplomatik gezilerdeki “bayrağa uygun renk” tercihlerinden binicilik kıyafetlerine kadar her dönemden bir kraliyet dokunuşu var. Ve evet, o meşhur başörtüler de unutulmamış. Gündelik ama “asla sıradan olmayan” şıklığın mimarı gibi anılıyor kendisi. Sergi yalnızca elbiseleri değil, o elbiselerle verilmek istenen mesajları da ortaya koyuyor. Örneğin 1961’de Pakistan ziyaretinde giydiği beyaz-yeşil elbise sadece şık değil, doğrudan bayrağa saygı duruşuydu. Kraliçe, modayı yalnızca giyinmek için değil, konuşmamak suretiyle diplomasi yapmak için de kullanmış.

Sergi, 2026 ilkbaharında Londra’daki Buckingham Sarayı’nda açılıyor. “King’s Gallery” (eski Queen’s Gallery; isim bile yer değiştiriyor ama gardırop kalıyor) ev sahipliği yapacak. Biletler Kasım 2025’te satışa çıkıyor. Acele edin, 1947’den kalma gelinliği görmek istiyorsanız başkası selfie çekmeden önce sıraya girmeniz gerekebilir. Moda arşivinin anlatısını belgeleyen özel bir kitap da geliyor: “Queen Elizabeth II: Fashion and Style” adlı eser, 2026 Mart’ta yayımlanacak. İçinde uzman görüşleri, kumaş parçaları ve tasarım eskizleri yer alıyor. Yani biraz daha derine inmek isteyenler için gardırobun iç cebine saklanmış sırlar da açılıyor. Velhasıl, Elizabeth’in “sessiz ama çok sesli” moda dili nihayet kelimelere dökülüyor. Yüz yıl sonra bile bir kraliçenin mirası bazen bir mücevherle değil, düğmeyle hatırlanıyor. Ve kim bilir… Belki moda geçer, ama o başörtüsüyle bakan Elizabeth silüeti hep kalır.

(Royal Collection Trust, People, The Art Newspaper, Smithsonian Magazine vb kaynaklara dayanarak mizahi dille yorumlanmıştır.)


Kırılgan İttifak: 2. Commagene Land and River Art Bienali

Adıyaman’ın Kâhta ilçesinde, Türkiye’nin tek nehir ve arazi sanatına odaklanan bienali, 23 Ağustos 2025 tarihinde açılacak. Commagene Land and River Art Bienali 2025 edisyonu, “Kırılgan İttifak” başlığı altında, doğa-insan ilişkisini sorgulayan ve bu ilişkiyi yeniden biçimlendirmeyi amaçlayan önemli bir platform sunacak.

Küratör Ayça Okay, bu konuyu şöyle açıklıyor: “Commagene Land and River Art Bienali’nin bu edisyonunda, doğanın pasif bir varlık değil, kendi dinamikleri ve bilinçdışı süreçleriyle insanı dönüştürme kapasitesine sahip aktif bir özne olduğunu vurgulamak istiyoruz. İnsan, doğaya egemen olmak yerine onun bir parçası olmalı ve ona saygı duymalı. Bu bilinci kamuoyunda oluştururken Fırat Nehri’ni merkeze almayı hedefliyoruz. Bienali şekillendirirken ilham aldığımız ‘alloparenting’ modeli, doğal ile insan arasındaki ilişkinin yeniden kurulmasına ve daha sürdürülebilir bir birlikteliğin mümkün kılınmasına katkı sağlayacak. Doğayı bir kaynak veya araç̧ olarak görmek yerine, onunla eşit ve işbirlikçi bir ilişki kurmanın, çevremizi korumanın ve bu gezegenle barış̧ içinde var olmanın temel anahtarı olduğunun altını çiziyoruz. Bu çerçevede Kırılgan İttifak’ı, insan ve doğa arasındaki güvensiz ve yıpranmış̧ ilişki modelini dönüştürerek ortak bir geleceği inşa etmek adına güçlü̈, iş birliğine dayalı, saygılı ve esnek bir ortak ebeveynlik modeli olarak tasarlayacağız.”

Kırılgan İttifak: 2. Commagene Land and River Art Bienali – ArtDog Istanbul


“Mırıldanmalar” sergisi Zeyrek Çinili Hamam’da 15 Ağustos’a kadar devam ediyor.

Anousha Payne’in Türkiye’deki ilk kişisel sergisi Murmurations, başlığını hem “fısıldamak” ya da “mırıldanmak” anlamına gelen, hem de kuş sürülerinin senkronize hareketlerine işaret eden İngilizce “murmuration” kavramından alıyor. Sanatçının Zeyrek Çinili Hamam misafir sanatçı programı kapsamında ürettiği mekâna özgü işler, yakın zamanda gün yüzüne çıkarılan Bizans Sarnıcı’nın mimarisine, yüzeyindeki izlere ve çağrışım yüklü atmosferine doğrudan bir yanıt niteliği taşıyor.

Anlam de Coster küratörlüğünde gerçekleşen sergi, doğadaki kolektif hareketlerle kadim mekânlara sinmiş görünmez anlatılar arasında paralellik kuruyor. Payne, sarnıcın rivayetlere konu olan duvarlarına cevaben, kişisel anlatı ve algıların görsel imgeleri okuma ve yorumlama biçimlerimizi nasıl şekillendirdiğini araştırıyor.

Sarnıcın pürüzlü duvarlarındaki izleri görsel ve fiziksel olarak okuyan sanatçı, kendi yorumlarını bize âdeta “mırıldanıyor” ve bu yorumlardan hayali karakterler yaratıyor. Taşlardaki oyuklardan, su izlerinden ve aşınma desenlerinden aldığı kalıplarla, mekânın hafızasını taşıyan bu izleri kurgusal varlıklara dönüştürüyor.

Anousha Payne, geçmişi hiçbir zaman silmeyip onun üzerine, çevresine ve yanına yeni geçmişler inşa eden İstanbul’un katmanlarını kazıyarak inceliyor. Tıpkı hamamın soğukluk bölümlerinde ortaya çıkan freskler ve sarnıcın kendisinin keşfi gibi, Payne de görünmeyen hikâyeleri ortaya çıkarmak üzere ilk kertede oluşan algı yüzeyinin altına ulaşmaya çalışıyor. Sanatçı, sergi boyunca seramik başta olmak üzere çeşitli malzemelerle yürüttüğü bu araştırmacı sürecini kazıma, inşa etme, düzenleme ve ekleme pratiği ile sürdürüyor.

Sezgisel bir yaklaşım izleyen Payne, arkeolojik sürece şiirsel bir okuma getiriyor; gün yüzüne çıkarılmış ancak eksik kalmış fragmanlar etrafında hayali anlatılar ören heykelsi çizimler yaratarak tarihin boşluklarını kendi anlatımıyla dolduruyor.

Payne’in malzeme araştırmaları arasında, geleneksel hamam taslarının ustalığını anımsatan dövülmüş pirinç, buluntu objeler, tekstil, tuval ve heykelsi malzemeler yer alıyor. Bu figürler, sarnıcın mimarisinden doğuyor; su ve zaman tarafından şekillenmiş, antik ya da mitolojik varlıklar olarak hayal ediliyor. Payne, bu hayaletimsi formları Bizans sarnıcına yerleştirerek mekâna yeniden hayat veriyor ve izleyicileri, hamamın çok katmanlı tarihini çağdaş bir bakışla yeniden düşünmeye davet ediyor.

Murmurations sergisi, Anlam de Coster küratörlüğünde başlatılan ve Zeyrek Çinili Hamam’ın Bizans sarnıcında mekâna özgü çağdaş sanat üretimlerine alan açan yeni sergi programının ilk halkasını oluşturuyor. Bu program kapsamında İstanbul’a davet edilen uluslararası sanatçılar, bu önemli kültürel miras yapısının tarihi, mimarisi, ritüelleri ve simgesel katmanlarına yanıt veren eserler üretiyor.

ANOUSHA PAYNE: MURMURATIONS


ADRA’FEST 2025

3-12 Ağustos 2025 tarihlerinde gerçekleşecek olan ADRA’FEST dünyanın ve ülkemizin önemli sanatçıları, Burhaniye Ören, Akçay, Altınoluk, Edremit, Ayvalık, Gömeç ve Havran konserleriyle Balıkesir Körfez Bölgesiyle buluşturuyor.

İlki Ören Adramytteion Derneği’nin yürütücülüğünde keman sanatçımız Cihat Aşkın sanat yönetiminde 2023 Ağustos Ayı’nda gerçekleşen ADRA’FEST, bugüne kadar 29 konser, paneller ve atölye daha çok konserle, birçok ilki yaşattı. 3 Ağustos akşamında Ören Adramytteion Kazı Evi’nde yapılacak Cihat Aşkın ve Erdem Şimşek konseriyle başlayacak müzik maratonu, 12 Ağustos Burhaniye Meydan’da yapılacak Gala Konseri ile sonlanacak. 2025’te 11 konserle tüm Körfez Bölgesi’ne dokunacak olan ADRA’FEST yeni konser alanları yaratarak, büyük bir kültürel ve sosyal dönüşüm üretmeye coşkuyla devam etmekte.

ADRA`FEST – Adra Fest


18. İstanbul Bienali’nin mekânları duyuruldu

İKSV tarafından, 2007–2036 Bienal Sponsoru Koç Holding’in desteğiyle düzenlenen 18. İstanbul Bienali, Üç Ayaklı Kedi başlığıyla 20 Eylül–23 Kasım 2025 tarihleri arasında gerçekleştirilecek. Bienal kapsamında 40’ın üzerinde sanatçının eserleri Beyoğlu-Karaköy hattında, 8 farklı mekânda görülebilecek.

Sabit bir sergi mekânı olmayan İstanbul Bienali, her edisyonunda farklı mekân kullanımıyla İstanbul’la ilişkisini yeniden tanımlıyor. İlk ayağı 20 Eylül’de başlayacak üç yıllık 18. İstanbul Bienali’nin mekânları da yine küratör Christine Tohmé’nin oluşturduğu kavramsal çerçeveyle ilişkili bir yaklaşımla belirlendi.  Bienalin ilk ayağında çok sayıda mekânın kullanılması sergi ziyaretine çeşitlilik katarken, mekânların birbirlerine yakınlıkları bütünlüklü bir bienal deneyimi sunacak.

Tamamı yürünerek ziyaret edilebilecek bienal mekânları, ulaşım nedeniyle karmaşık planlar yapmayı gerektirmeden, yol boyunca molalar verip soluklanarak gezilebilecek. Böylece bienal, şehri ve sokakları sergi dokusunun bir parçası olarak yaşamayı, eserlerle zamanın doğal akışında karşılaşma ve ilişki kurmayı mümkün kılacak.

18. İstanbul Bienali’nin mekânları duyuruldu


Struga Şiir Akşamları (Struga Poetry Evenings)

Struga Poetry Evenings – Ohrid Gölü, Kuzey Makedonya

1962’den bu yana düzenlenen Struga Şiir Akşamları, Ağustos ayının üçüncü haftası boyunca (tahmini 22–26 Ağustos 2025) gerçekleşiyor.

Uluslararası katılımla, “Golden Wreath” ve “Bridges of Struga” gibi ödüller veriliyor. UNESCO destekli şiir akşamları, şiir dünyasında önemli bir yer tutuyor.

Program; şiir okuma seansları, atölyeler, ödül törenleri ve edebiyat tartışmalarından oluşuyor

Struga Poetry Evenings | Versopolis Review


Edinburgh Uluslararası Kitap Festivali – İskoçya

  • Edinburgh Uluslararası Kitap Festivali, Ağustos ayında 2 haftalık sürede düzenleniyor ve Türkiye dışındaki en büyük edebiyat etkinliklerinden biri.
  • 500’den fazla etkinlik; yazar okumaları, panel, tartışma ve atölyeler, çocuk ve gençlik programları dahil.
  • Edinburgh Fringe ve International Festival ile eş zamanlı ilerliyor, uluslararası yazarların katılımıyla edebi bir karnaval oluşturuyor.

 Culture: News, reviews, interviews & comment | The Times and The Sunday Times