Sınır tanımayan Şiirler  No.796 – Aralık 2024, Azerbaycan’ın İspanya ve Latin Amerika ile edebi ilişkiler koordinatörü tarafından gönderilmiştir, merhum şair Yusif Samadoghlu, Azerbaycan’ın önemli çağdaş şairlerinden biridir.

PARILTI

Unutma,
Bu gece yatağa girdiğinde,
Gözlerini yum sımsıkı
Battaniyeye sarıl ve çek
alnına kadar
Sarsın seni karanlık
o karanlıkta
Bir an hatırla beni
Gözlerimdeki zayıf parıltının
Sana ışık saçtığını göreceksin

*******************************************

Mezar Taşım

Mezarıma mermer koymayın
Ne de bir anıt yapın
Ayakabısı olmayan birinin giymesi için
Bir çift ayakkabı koyun

Yusif Samadoghlu, Azerbaycan  (1935 – 1998)
Çeviri: Dr Barbaros İrdelmen

*******************************************

POEMS WITHOUT BORDERS NO.796 – DECEMBER 2024 SENT BY THE COORDINATOR OF AZERBAIJAN’S LITERARY RELATIONS WITH SPAIN AND LATIN AMERICA, THE LATE POET YUSIF SAMADOGHLU WAS ONE OF THE MOST IMPORTANT CONTEMPORARY POETS OF AZERBAIJAN.

GLIMMER

Don’t forget,
When you go to bed tonight,
To close your eyes tightly,
Wrap the blanket around yourself
And pull it up to your forehead
So that you’ll be covered in darkness.
And there in that darkness
Remember me for a moment.
Then you’ll see that
My eyes cast a light upon you
Though ever so weak…
+++

MY TOMBSTONE

Don’t erect a marble stone upon my grave,
Nor a grand monument.
Just place a pair of shoes there
For someone barefoot to wear.
Yusif Samadoghlu, Azerbaijan  (1935 – 1998)

*******************************************

Bu şiir, okuru oldukça duygusal ve içsel bir yolculuğa davet ediyor. Anlatıcının, kaybolmuş ya da uzaklaşmış birine olan özlemi ve bu özlemi karanlıkta, yalnızlıkta arama duygusu ön planda. Şiirin ilk kısmı, bir tür hatırlatma: “Unutma, bu gece yatağa girdiğinde…” Bu hatırlatma, duygusal bir çağrışım yaratıyor ve okuyucuyu bir tür içsel yolculuğa davet ediyor.

“Battaniyeye sarıl ve çek / alnına kadar / Sarsın seni karanlık” kısmı, hem fiziksel hem de duygusal bir sarılma ve içsel bir yalnızlık hissi yaratıyor. Kararmış bir dünyada kaybolmuş bir ışık arayışı var. Burada karanlık, yalnızlık ve belki de kaybolmuş bir umut temaları ön plana çıkıyor.

Gözlerimdeki “zayıf parıltı”nın, bir tür ışık saçıyor olması ise, içsel bir parıltının, umudun ya da sevdanın hâlâ var olduğunu simgeliyor. Bu parıltı, dışarıda ne kadar karanlık olsa da, bir şekilde kişinin iç dünyasında hala bir ışığın olduğunu anlatıyor.

 

Yusuf Samadoğlu, 25 Aralık 1935’te Bakü’de doğdu. 1953’te Moskova’daki Maksim Gorki Edebiyat Enstitüsü’ne girdi. Enstitünün 4. sınıfından Bakü Devlet Üniversitesi Filoloji Fakültesi’ne geçti ve 1957-1958 yıllarında orada eğitim gördü. Edebiyatçı, “Azerbaycan” dergisinin yazı işleri bürosunda nesir bölümü başkanı (1960-1965), Azerbaycanfilmi film stüdyosunun yayın kurulu üyesi ve genel yayın yönetmeni (1965-1969), Azerbaycanfilmi müdür yardımcısı (1969-1976), “Yıldız” dergisi genel yayın yönetmeni (1976-1987), “Azerbaycan” dergisi genel yayın yönetmeni (1987’den beri) olarak çalıştı.[2] Samadoğlu, Azerbaycan Yazarlar Birliği’nin sekreterya kadrosuna seçildi (1991).

26 Kasım 1991’de kurulan Azerbaycan Cumhuriyeti Yüksek Sovyeti Milli Konseyi üyesiydi. 16 Ağustos 1998’de Bakü’de vefat etti ve Şeref Hıyabanı’na defnedildi.

Eserleri

İlk öykülerini 1950’lerde yazmaya başladı ve ilk öykü kitabı 1960 yılında “Yusif Vekilov” imzasıyla yayımlandı. Türk şair Nâzım Hikmet’in tavsiyesiyle Yusuf, babasının adını -Yusif Samadoğlu- mahlasını aldı.

Yusif Samadoğlu, 1960’larda düzyazı yazarı olarak gelişti. Soğuk Taş, Foto-Fantazi, Bayaty-Şiraz, Inja Darasinda ve Astana klasik öykülerine örnektir. 1980’lerin ortalarında Yusuf Samadoğlu, dönemin Azerbaycan edebiyatının en başarılı edebi olaylarından biri haline gelen Cinayet Günü adlı kitabını yazdı. Cinayet Günü, dünya ve insanlarla ilgilidir. Eser, insan sorununa, kişinin ruhsal gelişimine ve daha fazla mükemmelliğe duyulan ihtiyaca odaklandığı için özünde küresel bir meseledir.[3] Roman, 1990’larda yönetmen Gülbeniz Azimzade tarafından gösterime sunulmuştur. 2014 yılında yazarlar arasında yapılan bir anket sonucunda “Cinayet Günü”, Azerbaycan’da 20. yüzyılın en iyi romanı seçilmiştir.[4]

Yusif Samadoğlu, sinema sanatı üzerine yazan bir yazardı. Samad Vurgun’un Komsomol Şiiri’nden (1969) esinlenerek, Yedi Oğlum adlı tanınmış filmin senaryosunu yazmıştır. Samadoğlu, Kara Rüzgarı’nın senaryosunu Çekoslovak oyun yazarı Jiří Marek ile birlikte yazmıştır. Bu film, Azerbaycan film stüdyosunun tarihinde yabancı bir stüdyoyla (Çekoslovakya) iş birliği yaptığı ilk filmdir (1971).[5]

Sovyet ideolojisinin ilkelerine aykırı eserleriyle de tanınır.