“Yürü Efendi yürü işimize gücümüze geç kaldık. 112 acil misin sen?”
“Lan kadın ölüp gidecek. Şoför kardeşim hiç mi vicdanın yok senin, sür şunu hastaneye.”
“Süremem abicim benim güzergahım belli. İçinizden biri pansuman falan yapsın.”
“Lan ne pansumanı dingil, kadın nefes alamıyor.”
“Tamam o zaman ağzından falan üfür işte öyle olmuyor mu?”
“Evladım o nasıl laf, ayıp ayıp annen sana hiç mi terbiye vermedi.”
“Ya haminne zaten ortalık karışık. Otur sen orda.”
“Tövbe tövbe oğlum.”
“Of teyze sende karışma dur, kadın ölecek diyorum. Abicim sürsene şunu hastaneye.”
“Ya sabah sabah, insanoğlu insan çıktın sende.”
“Şoför abi gözünü seveyim bak geç kalırsak, devamsızlıktan çakarım ben.”
“Çocuğum, evladım sen burada bayılsan ne olacak? Yazık değil mi kadın a?”
“Ooooo kocakarı, amma konuştun sen”.
“Piççççççç….”
Çocuğun kafasına çantası ile vurmaya çalışan yaşlı kadın otobüsün hareketiyle kontrolünü kaybetti. Bağırırken bir anda kendini yerde buldu. Kahkahalara boğulan birkaç yolcuyla şoför duruma aldırmazken bayılan kadına yardım etmeye çalışan adam yaşlı kadını da tutmaya çalıştı. Kalabalık olmayan otobüsün içinde küçük bir kaos oluştu.
“Allah belanızı versin emi. Şu kadın gibi ben de bir solukluk olacaktım. Koru yarabbiiim.”
“Aman haminne ağzından yel alsın, insin de öyle nefes versin, bak saatime, geç kaldım diyorum, anlamıyorsunuz.”
“Ölse n’apacaksın güzel kardeşim?”
“Ya abicim tabii ölmesin, bak beş durak sonra hastaneye yakın olucaz, orada sallarız ablayı. Sen de insani adamsın gidiverirsin yanında.”
“Nasıl yani? Manyak mısın sen? İşim gücüm var benim.”
“Heh, şöyle de canımı ye! Artistlik falan yapıyorsun.”
“Tamam lan, tamam. İşine gücüne sokayım senin gibi olacaksam. Hızlı git bari.”
“Ay şoför bey, yeter, dur kalk dur kalk midem bulandı, bir de hızlı falan sürmeyin.”
“Hanım abla zaten hızlı sürecek yol yok, sen rahat ol.”
Adam nefes alamayan kadını rahatlatmaya çalışırken, otobüsteki yolcular olan bitene aldırmadan kendi içlerinde sohbet ediyordu. Bir anda küçük bir çığlık koptu. Sonra o ses yükseldi, yükseldi, haykırışa döndü.
“Aman aman kadın verdi son nefesini, amannn Azrail buralarda, kışt kışt kışt! Daha seksen ikimdeyim ben, çok vaktim var. Annem doksanı geçti, babam yüzü buldu. Ayy ablalarım, hepsi duruyor, daha bana mı düşmüş gitmek, ay ay ay, kışt kışt kışt”
Yaşlı kadın hezeyanla bağırdı. Çığlık yeniden yükseldi. Genç bir kadın sık nefes alış verişin içinde bir şeyler söylemeye çalışırken bir anda ağlamaya başladı. İnsanlar şaşkınlıkla kızın ağzının içine baktı. İşaret parmağını uzatıp devamsızlıktan kalacağını söyleyen öğrenciyi gösterdi.
“Bu bu bu”
“………..”
“Bu bu bu”
“Kaset sardı, hadi inşallah…”
“Bu onun bunun çocuğu bana pandik attı.”
“Ha şa teyze ne pandiği.”
“Ne teyzesi be, az önce beni elledin sen.”
Çocuk bir anda titremeye başladı. Gözleri büyüdü, kekeleyerek hayır hayır diyordu.
“Şoför Bey çek karakola.”
“Başka özel hizmet isteyen var mı?”
“Ne karakolu hanımefendi görmüyor musunuz kadın bayıldı zor nefes alıyor. Çek kardeşim hastaneye”
“Amannnn, işe geç kaldım zaten, benim için de kahveye çek anasını satim, bir el yanık dönelim”
“Bey abi dalga mı geçiyorsunuz ya, benim saatim güzergahım belli.”
“Arkadaşlar bu adam beni elledi diyorum siz ne diyorsunuz. Benim namusum söz konusu.”
“Ne namusu ablacım ya. Abartma az ilerde durak var, iner gider şikâyet edersin.”
“Gelmedi o durak, gelmedi. Azrail geldi, o gelmedi. Gelse ineceğim ben de. Tebdili mekânda ferahlık vardır. Bu gacır gucur otobüste hepimiz ölüp gidicez belli ki.”
“Ninecim, sen de kadınsın anlarsın. Beni elledi diyorum. Taciz bu taciz.”
“İşte Azrail o, bir şekilde götürecek. Seni elliyor, ötekinin nefesini kesiyor. Bak az önce beni yerlerde savurdu görmedin mi?”
“Çek şoför bey çek karakola.”
Şoför bir anda frene bastı. Herkes hızla ileri savruldu. Yaşlı kadın tekrar düştü.
“Ah anneciğim, ahh en çok beni severdin. Kesin sen yolladın o kara belayı. Evladım tutuver.”
“Sonra sen de beni elledi mi diyeceksin?”
Kadını kaldırıp oturmasına yardım eden genç kadın bir yandan söyleniyor bir yandan da ağlıyordu.
“Gördün mü teyze, kadın kadının yurdu. Sen bana yardım etmedin ama ben ettim.”
“Ah çocuğum bizim zamanımız da yoktu böyle şeyler. Ben kocamı bile gerdekte gördüm.”
“Ah ah ben ne diyorum sen ne diyorsun. Yakışıklı mıydı bari?”
“Onu çok sonra gördüm.”
“Teyze ya, sen çok yaşa emi. Güldürdün beni.”
“Amin yavrum amin.”
Çocuk kızın kendisini unutmasını fırsat bilip yavaşça şoförün yanına doğru gitti. Durağan trafiği bahane ederek, sessizce inmek istediğini söyledi. Şoför bir anda haykırarak kalktı yerinden, araç savruldu. İnsanların sesleri yükseldi.
“Lan gerçekten elledin mi kadını?”
“Abi ne ellemesi, geç kaldım geç, okula koşarak gidicem.”
“Yok öyle yağma karakola gidiyoruz.”
“Ne karakolu kardeşim kadın ölüyor, ölüyor, sür şunu hastaneye.”
“Ne hastanesi benim namusum söz konusunu diyorum, karakola gidelim şoför bey.”
Hastane, okul, iş, karakol sesleri yükseldi. Herkes kendi ihtiyacından name çalıyordu. Baygın kadın bir anda yerinden kalktı. Derin bir nefes aldı. Başucunda ona yardım etmeye çalışan adama tutunarak kalktı. Otobüsün içinde uğultular yön değiştirdi. Herkes şaşkınca kadına bakıyordu. Yerinden kalkan şoförü savuran kadın direksiyona geçip bir anda aracı boş yöne doğru çevirip hızlıca sürmeye başladı. Kimse kadına yaklaşamadı. Sesler çığlığa, haykırışa geçti. Kadın bir anda denize doğru yöneldi. Gazı kökledi. Sadece yaşlı kadının sesi duyuldu.
“Azrail’miş sümsük karı”

Temposu yüksek, eğlenceli, çok güzel bir öykü. 👍